İçeriğe geç

Cüzler

30. Cüz

Mushaf'ta oku

Nebe' Suresi النبإ

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ۝١

`amme yetesâelûn.

Birbirlerine neyi soruyorlar?

Kelimeler
2

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ ۝٢

`ani-nnebei-l`ażîm.

O büyük haberden (kıyametten) mi?

Kelimeler
3

ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ۝٣

elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.

Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.

Kelimeler
4

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ۝٤

kellâ seya`lemûn.

Hayır, ilerde bilecekler.

Kelimeler
5

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ۝٥

ŝümme kellâ seya`lemûn.

Hayır hayır, ilerde bilecekler.

Kelimeler
6

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَـٰدًا ۝٦

elem nec`ali-l'arḍa mihâdâ.

Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?

Kelimeler
7

وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا ۝٧

velcibâle evtâdâ.

Dağları da birer kazık kılmadık mı?

Kelimeler
8

وَخَلَقْنَـٰكُمْ أَزْوَٰجًا ۝٨

veḫalaḳnâküm ezvâcâ.

Sizleri çift çift yarattık.

Kelimeler
9

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا ۝٩

vece`alnâ nevmeküm sübâtâ.

Uykunuzu bir dinlenme yaptık.

Kelimeler
10

وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا ۝١٠

vece`alne-lleyle libâsâ.

Geceyi bir örtü yaptık.

Kelimeler
11

وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا ۝١١

vece`alne-nnehâra me`âşâ.

Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.

Kelimeler
12

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا ۝١٢

vebeneynâ fevḳaküm seb`an şidâdâ.

Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.

Kelimeler
13

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا ۝١٣

vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.

İçlerine ışık saçan bir kandil astık.

Kelimeler
14

وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا ۝١٤

veenzelnâ mine-lmü`ṣirâti mâen ŝeccâcâ.

Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.

Kelimeler
15

لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا ۝١٥

linuḫrice bihî ḥabbev venebâtâ.

Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.

Kelimeler
16

وَجَنَّـٰتٍ أَلْفَافًا ۝١٦

vecennâtin elfâfâ.

Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).

Kelimeler
17

إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَـٰتًا ۝١٧

inne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ.

Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.

Kelimeler
18

يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا ۝١٨

yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fete'tûne efvâcâ.

O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.

Kelimeler
19

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا ۝١٩

vefütiḥati-ssemâü fekânet ebvâbâ.

Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.

Kelimeler
20

وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ۝٢٠

vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.

Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.

Kelimeler
21

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا ۝٢١

inne cehenneme kânet mirṣâdâ.

Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.

Kelimeler
22

لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابًا ۝٢٢

liṭṭâgîne meâbâ.

Azgınlar için son varılacak yer olmuştur.

Kelimeler
23

لَّـٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا ۝٢٣

lâbiŝîne fîhâ aḥḳâbâ.

Orada çağlarca kalacaklardır.

Kelimeler
24

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا ۝٢٤

lâ yeẕûḳûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.

Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.

Kelimeler
25

إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا ۝٢٥

illâ ḥamîmev vegassâḳâ.

Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).

Kelimeler
26

جَزَآءً وِفَاقًا ۝٢٦

cezâev vifâḳâ.

Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun.

Kelimeler
27

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا ۝٢٧

innehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.

Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.

Kelimeler
28

وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابًا ۝٢٨

vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.

Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.

Kelimeler
29

وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَـٰهُ كِتَـٰبًا ۝٢٩

vekülle şey'in aḥṣaynâhü kitâbâ.

Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.

Kelimeler
30

فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ۝٣٠

feẕûḳû felen nezîdeküm illâ `aẕâbâ.

(Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).

Kelimeler
31

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا ۝٣١

inne lilmütteḳîne mefâzâ.

Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var.

Kelimeler
32

حَدَآئِقَ وَأَعْنَـٰبًا ۝٣٢

ḥadâiḳa vea`nâbâ.

Bahçeler var, bağlar var.

Kelimeler
33

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا ۝٣٣

vekevâ`ibe etrâbâ.

Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.

Kelimeler
34

وَكَأْسًا دِهَاقًا ۝٣٤

veke'sen dihâḳâ.

Dopdolu kadehler var.

Kelimeler
35

لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا ۝٣٥

lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ kiẕẕâbâ.

Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.

Kelimeler
36

جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا ۝٣٦

cezâem mir rabbike `aṭâen ḥisâbâ.

(Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir).

Kelimeler
37

رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا ۝٣٧

rabbi-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-rraḥmâni lâ yemlikûne minhü ḫiṭâbâ.

O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahmân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.

Kelimeler
38

يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ صَفًّا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ۝٣٨

yevme yeḳûmü-rrûḥu velmelâiketü ṣaffâ. lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü-rraḥmânü veḳâle ṣavâbâ.

O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

Kelimeler
39

ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا ۝٣٩

ẕâlike-lyevmü-lḥaḳḳ. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ.

İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.

Kelimeler
40

إِنَّآ أَنذَرْنَـٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَـٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا ۝٤٠

innâ enẕernâküm `aẕâben ḳarîbâ. yevme yenżuru-lmerü mâ ḳaddemet yedâhü veyeḳûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.

Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."

Kelimeler

Nâziât Suresi النازعات

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرْقًا ۝١

vennâzi`âti garḳâ.

Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,

Kelimeler
2

وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشْطًا ۝٢

vennâşiṭâti neşṭâ.

Usulcacık çekenlere,

Kelimeler
3

وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبْحًا ۝٣

vessâbiḥâti sebḥâ.

Yüzüp yüzüp gidenlere,

Kelimeler
4

فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبْقًا ۝٤

fessâbiḳâti sebḳâ.

Yarışıp geçenlere,

Kelimeler
5

فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا ۝٥

felmüdebbirâti emrâ.

Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).

Kelimeler
6

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ ۝٦

yevme tercüfü-rrâcifeh.

O gün deprem sarsar,

Kelimeler
7

تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ ۝٧

tetbe`uhe-rrâdifeh.

Onu ikinci bir sarsıntı izler.

Kelimeler
8

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ ۝٨

ḳulûbüy yevmeiẕiv vâcifeh.

Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.

Kelimeler
9

أَبْصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةٌ ۝٩

ebṣâruhâ ḫâşi`ah.

Gözler kalkmaz saygıdan.

Kelimeler
10

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ ۝١٠

yeḳûlûne einnâ lemerdûdûne fi-lḥâfirah.

Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?

Kelimeler
11

أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا نَّخِرَةً ۝١١

eiẕâ künnâ `iżâmen neḫirah.

"Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"

Kelimeler
12

قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ ۝١٢

ḳâlû tilke iẕen kerratün ḫâsirah.

"Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.

Kelimeler
13

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ ۝١٣

feinnemâ hiye zecratüv vâḥideh.

Fakat o bir tek haykırıştır.

Kelimeler
14

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ ۝١٤

feiẕâ hüm bissâhirah.

Bir de bakarsın hepsi meydandadır.

Kelimeler
15

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ ۝١٥

hel etâke ḥadîŝü mûsâ.

Musa'nın haberi sana geldi mi?

Kelimeler
16

إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى ۝١٦

iẕ nâdâhü rabbühû bilvâdi-lmüḳaddesi ṭuvâ.

Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:

Kelimeler
17

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ۝١٧

iẕheb ilâ fir`avne innehû ṭagâ.

"Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."

Kelimeler
18

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ ۝١٨

feḳul hel leke ilâ en tezekkâ.

De ki: İster misin arınasın?

Kelimeler
19

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ ۝١٩

veehdiyeke ilâ rabbike fetaḫşâ.

Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.

Kelimeler
20

فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ ۝٢٠

feerâhü-l'âyete-lkübrâ.

Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.

Kelimeler
21

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ ۝٢١

fekeẕẕebe ve`aṣâ.

Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.

Kelimeler
22

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ ۝٢٢

ŝümme edbera yes`â.

Sonra koşarak dönüp gitti.

Kelimeler
23

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ ۝٢٣

feḥaşera fenâdâ.

Derken adamlarını topladı da bağırdı:

Kelimeler
24

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ ۝٢٤

feḳâle ene rabbükümü-l'a`lâ.

"Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.

Kelimeler
25

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ ۝٢٥

feeḫaẕehü-llâhü nekâle-l'âḫirati vel'ûlâ.

Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.

Kelimeler
26

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ ۝٢٦

inne fî ẕâlike le`ibratel limey yaḫşâ.

Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.

Kelimeler
27

ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا ۝٢٧

eentüm eşeddü ḫalḳan emi-ssemâü. benâhâ.

Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.

Kelimeler
28

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا ۝٢٨

rafe`a semkehâ fesevvâhâ.

Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.

Kelimeler
29

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا ۝٢٩

veagṭaşe leylehâ veaḫrace ḍuḥâhâ.

Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.

Kelimeler
30

وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ ۝٣٠

vel'arḍa ba`de ẕâlike deḥâhâ.

Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.

Kelimeler
31

أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا ۝٣١

aḫrace minhâ mâehâ vemer`âhâ.

Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

Kelimeler
32

وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا ۝٣٢

velcibâle ersâhâ.

Dağlarını oturttu.

Kelimeler
33

مَتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ ۝٣٣

metâ`al leküm velien`âmiküm.

Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.

Kelimeler
34

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ ۝٣٤

feiẕâ câeti-ṭṭâmmetü-lkübrâ.

Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,

Kelimeler
35

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ ۝٣٥

yevme yeteẕekkeru-l'insânü mâ se`â.

O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,

Kelimeler
36

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ ۝٣٦

vebürrizeti-lceḥîmü limey yerâ.

Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,

Kelimeler
37

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ ۝٣٧

feemmâ men ṭagâ.

Artık her kim azgınlık etmiş,

Kelimeler
38

وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ۝٣٨

veâŝera-lḥayâte-ddünyâ.

Ve dünya hayatını tercih etmişse,

Kelimeler
39

فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ ۝٣٩

feinne-lceḥîme hiye-lme'vâ.

Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.

Kelimeler
40

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ ۝٤٠

veemmâ men ḫâfe meḳâme rabbihî venehe-nnefse `ani-lhevâ.

Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,

Kelimeler
41

فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ ۝٤١

feinne-lcennete hiye-lme'vâ.

Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.

Kelimeler
42

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا ۝٤٢

yes'elûneke `ani-ssâ`ati eyyâne mürsâhâ.

Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.

Kelimeler
43

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ ۝٤٣

fîme ente min ẕikrâhâ.

Sen nerde, onu anlatmak nerde?!

Kelimeler
44

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ ۝٤٤

ilâ rabbike müntehâhâ.

Onun son ilmi Rabbine aittir.

Kelimeler
45

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا ۝٤٥

innemâ ente münẕiru mey yaḫşâhâ.

Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.

Kelimeler
46

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا ۝٤٦

keennehüm yevme yeravnehâ lem yelbeŝû illâ `aşiyyeten ev ḍuḥâhâ.

Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.

Kelimeler

Abese Suresi عبس

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ ۝١

`abese vetevellâ.

(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.

Kelimeler
2

أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ ۝٢

en câehü-l'a`mâ.

Kendisine âmâ geldi, diye.

Kelimeler
3

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ ۝٣

vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.

Ne bilirsin, belki o temizlenecek?

Kelimeler
4

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ ۝٤

ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.

Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.

Kelimeler
5

أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ ۝٥

emmâ meni-stagnâ.

Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,

Kelimeler
6

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ ۝٦

feente lehû teṣaddâ.

Sen ona yöneliyorsun.

Kelimeler
7

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ ۝٧

vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.

Onun temizlenmemesinden sana ne?

Kelimeler
8

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ ۝٨

veemmâ men câeke yes`â.

Ama sana can atarak gelen,

Kelimeler
9

وَهُوَ يَخْشَىٰ ۝٩

vehüve yaḫşâ.

Allah'tan korkarak gelmişken,

Kelimeler
10

فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ ۝١٠

feente `anhü telehhâ.

Sen onunla ilgilenmiyorsun.

Kelimeler
11

كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ ۝١١

kellâ innehâ teẕkirah.

Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.

Kelimeler
12

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ۝١٢

femen şâe ẕekerah.

Artık dileyen onu düşünür.

Kelimeler
13

فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ ۝١٣

fî ṣuḥufim mükerrameh.

O, değerli sahifelerdedir.

Kelimeler
14

مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ ۝١٤

merfû`atim müṭahherah.

Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.

Kelimeler
15

بِأَيْدِى سَفَرَةٍ ۝١٥

bieydî seferah.

Yazıcıların ellerindedir,

Kelimeler
16

كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ ۝١٦

kirâmim berarah.

Değerli, iyi yazıcıların.

Kelimeler
17

قُتِلَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ ۝١٧

ḳutile-l'insânü mâ ekferah.

O kahrolası insan, ne nankör şey.

Kelimeler
18

مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ ۝١٨

min eyyi şey'in ḫaleḳah.

O yaratan onu hangi şeyden yarattı?

Kelimeler
19

مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ ۝١٩

min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.

Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.

Kelimeler
20

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ ۝٢٠

ŝümme-ssebîle yesserah.

Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.

Kelimeler
21

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ ۝٢١

ŝümme emâtehû feaḳberah.

Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.

Kelimeler
22

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ ۝٢٢

ŝümme iẕâ şâe enşerah.

Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.

Kelimeler
23

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ ۝٢٣

kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.

Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi,

Kelimeler
24

فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ ۝٢٤

felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.

Bir de o insan yiyeceğine baksın.

Kelimeler
25

أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا ۝٢٥

ennâ ṣabebne-lmâe ṣabbâ.

Biz o suyu bol bol döktük.

Kelimeler
26

ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا ۝٢٦

ŝümme şaḳaḳne-l'arḍa şeḳḳâ.

Sonra toprağı nasıl da yardık.

Kelimeler
27

فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا ۝٢٧

feembetnâ fîhâ ḥabbâ.

Bu suretle orada ekinler bitirdik.

Kelimeler
28

وَعِنَبًا وَقَضْبًا ۝٢٨

ve`inebev veḳaḍbâ.

Üzümler, yoncalar,

Kelimeler
29

وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا ۝٢٩

vezeytûnev venaḫlâ.

Zeytinlikler, hurmalıklar,

Kelimeler
30

وَحَدَآئِقَ غُلْبًا ۝٣٠

veḥadâiḳa gulbâ.

İri ve sık ağaçlı bahçeler,

Kelimeler
31

وَفَـٰكِهَةً وَأَبًّا ۝٣١

vefâkihetev veebbâ.

Meyveler, çayırlar bitirdik.

Kelimeler
32

مَّتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ ۝٣٢

metâ`al leküm velien`âmiküm.

Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.

Kelimeler
33

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ ۝٣٣

feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.

Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,

Kelimeler
34

يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ ۝٣٤

yevme yefirru-lmerü min eḫîh.

O gün kişi kaçar, kardeşinden...

Kelimeler
35

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ ۝٣٥

veümmihî veebîh.

Anasından, babasından..

Kelimeler
36

وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ ۝٣٦

veṣâḥibetihî vebenîh.

Eşinden ve oğullarından.

Kelimeler
37

لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ ۝٣٧

likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şe'nüy yugnîh.

Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.

Kelimeler
38

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ ۝٣٨

vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.

Yüzler var ki, o gün parıl parıl,

Kelimeler
39

ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ ۝٣٩

ḍâḥiketüm müstebşirah.

Güler, sevinir.

Kelimeler
40

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ ۝٤٠

vevucûhüy yevmeiẕin `aleyhâ gaberah.

Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,

Kelimeler
41

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ ۝٤١

terheḳuhâ ḳaterah.

Onları karanlık bürümüş,

Kelimeler
42

أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ ۝٤٢

ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.

İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.

Kelimeler

Tekvîr Suresi التكوير

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ ۝١

iẕe-şşemsü küvvirat.

Güneş katlanıp dürüldüğünde,

Kelimeler
2

وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ ۝٢

veiẕe-nnücûmü-nkederat.

Yıldızlar bulandığında,

Kelimeler
3

وَإِذَا ٱلْجِبَالُ سُيِّرَتْ ۝٣

veiẕe-lcibâlü süyyirat.

Dağlar yürütüldüğünde,

Kelimeler
4

وَإِذَا ٱلْعِشَارُ عُطِّلَتْ ۝٤

veiẕe-l`işâru `uṭṭilet.

Kıyılmaz mallar bırakıldığında,

Kelimeler
5

وَإِذَا ٱلْوُحُوشُ حُشِرَتْ ۝٥

veiẕe-lvuḥûşü ḥuşirat.

Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,

Kelimeler
6

وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ ۝٦

veiẕe-lbiḥâru süccirat.

Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),

Kelimeler
7

وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتْ ۝٧

veiẕe-nnüfûsü züvvicet.

Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),

Kelimeler
8

وَإِذَا ٱلْمَوْءُۥدَةُ سُئِلَتْ ۝٨

veiẕe-lmev'ûdetü süilet.

Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,

Kelimeler
9

بِأَىِّ ذَنۢبٍ قُتِلَتْ ۝٩

bieyyi ẕembin ḳutilet.

"Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.

Kelimeler
10

وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتْ ۝١٠

veiẕe-ṣṣuḥufü nüşirat.

Amel defterleri açıldığında,

Kelimeler
11

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتْ ۝١١

veiẕe-ssemâü küşiṭat.

Gök sıyrılıp açıldığında,

Kelimeler
12

وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ ۝١٢

veiẕe-lceḥîmü sü``irat.

Cehennem kızıştırıldığında,

Kelimeler
13

وَإِذَا ٱلْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ ۝١٣

veiẕe-lcennetü üzlifet.

Ve cennet yaklaştırıldığında,

Kelimeler
14

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّآ أَحْضَرَتْ ۝١٤

`alimet nefsüm mâ aḥḍarat.

Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.

Kelimeler
15

فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلْخُنَّسِ ۝١٥

felâ uḳsimü bilḫunnes.

Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),

Kelimeler
16

ٱلْجَوَارِ ٱلْكُنَّسِ ۝١٦

elcevâri-lkünnes.

O akıp akıp yuvasına gidenlere,

Kelimeler
17

وَٱلَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ ۝١٧

velleyli iẕâ `as`as.

Yöneldiği an geceye,

Kelimeler
18

وَٱلصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ ۝١٨

veṣṣubḥi iẕâ teneffes.

Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,

Kelimeler
19

إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ ۝١٩

innehû leḳavlü rasûlin kerîm.

Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.

Kelimeler
20

ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلْعَرْشِ مَكِينٍ ۝٢٠

ẕî ḳuvvetin `inde ẕi-l`arşi mekîn.

O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.

Kelimeler
21

مُّطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ ۝٢١

müṭâ`in ŝemme emîn.

Orada ona itaat edilir, güvenilir.

Kelimeler
22

وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍ ۝٢٢

vemâ ṣâḥibüküm bimecnûn.

Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.

Kelimeler
23

وَلَقَدْ رَءَاهُ بِٱلْأُفُقِ ٱلْمُبِينِ ۝٢٣

veleḳad raâhü bil'üfüḳi-lmübîn.

Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.

Kelimeler
24

وَمَا هُوَ عَلَى ٱلْغَيْبِ بِضَنِينٍ ۝٢٤

vemâ hüve `ale-lgaybi biḍanîn.

O, gayb hakkında cimri de değildir.

Kelimeler
25

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَـٰنٍ رَّجِيمٍ ۝٢٥

vemâ hüve biḳavli şeyṭânir racîm.

O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.

Kelimeler
26

فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ ۝٢٦

feeyne teẕhebûn.

Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?

Kelimeler
27

إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ ۝٢٧

in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,

Kelimeler
28

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ ۝٢٨

limen şâe minküm ey yesteḳîm.

İçinizden doğru gitmek isteyenler için.

Kelimeler
29

وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝٢٩

vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâhü rabbü-l`âlemîn.

Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.

Kelimeler

İnfitâr Suresi الإنفطار

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنفَطَرَتْ ۝١

iẕe-ssemâü-nfeṭarat.

Gök çatladığı vakit,

Kelimeler
2

وَإِذَا ٱلْكَوَاكِبُ ٱنتَثَرَتْ ۝٢

veiẕe-lkevâkibü-nteŝerat.

Yıldızlar döküldüğü vakit,

Kelimeler
3

وَإِذَا ٱلْبِحَارُ فُجِّرَتْ ۝٣

veiẕe-lbiḥâru füccirat.

Denizler yarılıp akıtıldığı vakit,

Kelimeler
4

وَإِذَا ٱلْقُبُورُ بُعْثِرَتْ ۝٤

veiẕe-lḳubûru bü`ŝirat.

Kabirlerin içi dışına getirildiği vakit,

Kelimeler
5

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ ۝٥

`alimet nefsüm mâ ḳaddemet veeḫḫarat.

Herkes neyi önünden gönderdiğini ve neyi geri bıraktığını bilir.

Kelimeler
6

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَـٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلْكَرِيمِ ۝٦

yâ eyyühe-l'insânü mâ garrake birabbike-lkerîm.

Ey insan! İhsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?

Kelimeler
7

ٱلَّذِى خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ ۝٧

elleẕî ḫaleḳake fesevvâke fe`adelek.

O Allah ki seni yarattı, seni düzgün yapılı kılıp ölçülü bir biçim verdi.

Kelimeler
8

فِىٓ أَىِّ صُورَةٍ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ ۝٨

fî eyyi ṣûratim mâ şâe rakkebek.

Seni dilediği her hangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.

Kelimeler
9

كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ ۝٩

kellâ bel tükeẕẕibûne biddîn.

Hayır hayır, siz cezayı yalanlıyorsunuz.

Kelimeler
10

وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَـٰفِظِينَ ۝١٠

veinne `aleyküm leḥâfiżîn.

Oysa üzerinizde koruyucular var.

Kelimeler
11

كِرَامًا كَـٰتِبِينَ ۝١١

kirâmen kâtibîn.

Değerli yazıcılar

Kelimeler
12

يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ ۝١٢

ya`lemûne mâ tef`alûn.

Onlar, siz her ne yaparsanız bilirler

Kelimeler
13

إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ۝١٣

inne-l'ebrâra lefî ne`îm.

Kuşkusuz iyiler nimet içindedirler.

Kelimeler
14

وَإِنَّ ٱلْفُجَّارَ لَفِى جَحِيمٍ ۝١٤

veinne-lfüccâra lefî ceḥîm.

Kötüler de cehennemdedirler.

Kelimeler
15

يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ ٱلدِّينِ ۝١٥

yaṣlevnehâ yevme-ddîn.

Ceza günü ona girecekler.

Kelimeler
16

وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَآئِبِينَ ۝١٦

vemâ hüm `anhâ bigâibîn.

Onlar o cehennemin gözünden kaçamazlar.

Kelimeler
17

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ ۝١٧

vemâ edrâke mâ yevmü-ddîn.

Ceza gününün ne olduğunu sen bilir misin?

Kelimeler
18

ثُمَّ مَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ ۝١٨

ŝümme mâ edrâke mâ yevmü-ddîn.

Evet, bilir misin nedir acaba o ceza günü?

Kelimeler
19

يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِّنَفْسٍ شَيْـًٔا ۖ وَٱلْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِّلَّهِ ۝١٩

yevme lâ temlikü nefsül linefsin şey'â. vel'emru yevmeiẕil lillâh.

O gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye sahip olamadığı gündür. O gün buyruk yalnız Allah'ındır.

Kelimeler

Mutaffifîn Suresi المطففين

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ ۝١

veylül lilmüṭaffifîn.

Eksik ölçüp tartanların vay haline!

Kelimeler
2

ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ۝٢

elleẕîne iẕe-ktâlû `ale-nnâsi yestevfûn.

Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.

Kelimeler
3

وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ ۝٣

veiẕâ kâlûhüm ev vezenûhüm yuḫsirûn.

Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.

Kelimeler
4

أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ ۝٤

elâ yeżunnü ülâike ennehüm meb`ûŝûn.

Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?

Kelimeler
5

لِيَوْمٍ عَظِيمٍ ۝٥

liyevmin `ażîm.

Büyük bir gün için.

Kelimeler
6

يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝٦

yevme yeḳûmü-nnâsü lirabbi-l`âlemîn.

Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.

Kelimeler
7

كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ ۝٧

kellâ inne kitâbe-lfüccâri lefî siccîn.

Hayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir.

Kelimeler
8

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ ۝٨

vemâ edrâke mâ siccîn.

Bildin mi sen, Siccin nedir?

Kelimeler
9

كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ ۝٩

kitâbüm merḳûm.

Yazılmış bir kitaptır o.

Kelimeler
10

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝١٠

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Vay haline yalanlayanların o gün!

Kelimeler
11

ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ ۝١١

elleẕîne yükeẕẕibûne biyevmi-ddîn.

Onlar ceza gününü yalanlayanlardır.

Kelimeler
12

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ ۝١٢

vemâ yükeẕẕibü bihî illâ küllü mü`tedin eŝîm.

Onu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar.

Kelimeler
13

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٣

iẕâ tütlâ `aleyhi âyâtünâ ḳâle esâṭîru-l'evvelîn.

Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der.

Kelimeler
14

كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ۝١٤

kellâ bel râne `alâ ḳulûbihim mâ kânû yeksibûn.

Hayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur.

Kelimeler
15

كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ ۝١٥

kellâ innehüm `ar rabbihim yevmeiẕil lemaḥcûbûn.

Hayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar.

Kelimeler
16

ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ ۝١٦

ŝümme innehüm leṣâlü-lceḥîm.

Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler.

Kelimeler
17

ثُمَّ يُقَالُ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ۝١٧

ŝümme yüḳâlü hâẕe-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.

Sonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek.

Kelimeler
18

كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ ۝١٨

kellâ inne kitâbe-l'ebrâri lefî `illiyyîn.

Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir.

Kelimeler
19

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ ۝١٩

vemâ edrâke mâ `illiyyûn.

Bildin mi sen, Illiyyîn nedir?

Kelimeler
20

كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ ۝٢٠

kitâbüm merḳûm.

Yazılmış bir kitaptır o.

Kelimeler
21

يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ ۝٢١

yeşhedühü-lmüḳarrabûn.

Allah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar.

Kelimeler
22

إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ۝٢٢

inne-l'ebrâra lefî ne`îm.

Haberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir.

Kelimeler
23

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ۝٢٣

`ale-l'erâiki yenżurûn.

Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.

Kelimeler
24

تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ ۝٢٤

ta`rifü fî vucûhihim naḍrate-nne`îm.

Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.

Kelimeler
25

يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ ۝٢٥

yüsḳavne mir raḥîḳim maḫtûm.

Onlara damgalı saf bir içki sunulur.

Kelimeler
26

خِتَـٰمُهُۥ مِسْكٌ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَـٰفِسُونَ ۝٢٦

ḫitâmühû misk. vefî ẕâlike felyetenâfesi-lmütenâfisûn.

Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler.

Kelimeler
27

وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ ۝٢٧

vemizâcühû min tesnîm.

Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).

Kelimeler
28

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ ۝٢٨

`ayney yeşrabü bihe-lmüḳarrabûn.

Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.

Kelimeler
29

إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ ۝٢٩

inne-lleẕîne ecramû kânû mine-lleẕîne âmenû yaḍḥakûn.

Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.

Kelimeler
30

وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ ۝٣٠

veiẕâ merrû bihim yetegâmezûn.

Onlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı.

Kelimeler
31

وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ ۝٣١

veiẕe-nḳalebû ilâ ehlihimü-nḳalebû fekihîn.

Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.

Kelimeler
32

وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ ۝٣٢

veiẕâ raevhüm ḳâlû inne hâülâi leḍâllûn.

Müminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı.

Kelimeler
33

وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَـٰفِظِينَ ۝٣٣

vemâ ürsilû `aleyhim ḥâfiżîn.

Oysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi.

Kelimeler
34

فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ ۝٣٤

felyevme-lleẕîne âmenû mine-lküffâri yaḍḥakûn.

İşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek.

Kelimeler
35

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ۝٣٥

`ale-l'erâiki yenżurûn.

Koltuklar üzerinde etrafa bakacaklar.

Kelimeler
36

هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ ۝٣٦

hel ŝüvvibe-lküffâru mâ kânû yef`alûn.

Nasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?

Kelimeler

İnşikâk Suresi الإنشقاق

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ ۝١

iẕe-ssemâü-nşeḳḳat.

Gök yarıldığı,

Kelimeler
2

وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ۝٢

veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.

Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,

Kelimeler
3

وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ ۝٣

veiẕe-l'arḍu müddet.

Yer uzatılıp düzlendiği,

Kelimeler
4

وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ ۝٤

veelḳat mâ fîhâ veteḫallet.

İçinde ne varsa attığı ve tamamen boşaldığı

Kelimeler
5

وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ۝٥

veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.

Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,

Kelimeler
6

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَـٰقِيهِ ۝٦

yâ eyyühe-l'insânü inneke kâdiḥun ilâ rabbike kedḥan femülâḳîh.

Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksın.

Kelimeler
7

فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ ۝٧

feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînih.

O vakit kitabı sağ eline verilen,

Kelimeler
8

فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا ۝٨

fesevfe yüḥâsebü ḥisâbey yesîrâ.

Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,

Kelimeler
9

وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا ۝٩

veyenḳalibü ilâ ehlihî mesrûrâ.

Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.

Kelimeler
10

وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ ۝١٠

veemmâ men ûtiye kitâbehû verâe żahrih.

Ama kitabı arkasından verilen,

Kelimeler
11

فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًا ۝١١

fesevfe yed`û ŝübûrâ.

"Yetiş ey ölüm!" diye bağıracak

Kelimeler
12

وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا ۝١٢

veyaṣlâ se`îrâ.

Ve alevli ateşe girecektir.

Kelimeler
13

إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا ۝١٣

innehû kâne fî ehlihî mesrûrâ.

Çünkü o ailesi içinde sevinçli idi.

Kelimeler
14

إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ ۝١٤

innehû żanne el ley yeḥûr.

Hiç Rabbine dönmeyeceğini sanmıştı.

Kelimeler
15

بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًا ۝١٥

belâ. inne rabbehû kâne bihî beṣîrâ.

Hayır Rabbi onu görmekte idi.

Kelimeler
16

فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ ۝١٦

felâ uḳsimü bişşefeḳ.

Şimdi, yemin ederim o şafağa,

Kelimeler
17

وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ ۝١٧

velleyli vemâ veseḳa.

Geceye ve içinde barındırdığı şeylere,

Kelimeler
18

وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ ۝١٨

velḳameri iẕe-tteseḳa.

Derlendiği zaman o aya,

Kelimeler
19

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ ۝١٩

leterkebünne ṭabeḳan `an ṭabaḳ.

Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.

Kelimeler
20

فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ۝٢٠

femâ lehüm lâ yü'minûn.

Böyleyken onlar neden acaba iman etmezler?

Kelimeler
21

وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩ ۝٢١ ۩

veiẕâ ḳurie `aleyhimü-lḳur'ânü lâ yescüdûn.

Karşılarında Kur'ân okunduğu vakit secde etmezler?

Kelimeler
22

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ ۝٢٢

beli-lleẕîne keferû yükeẕẕibûn.

Aksine o nankörler yalanlıyorlar.

Kelimeler
23

وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ ۝٢٣

vellâhü a`lemü bimâ yû`ûn.

Oysa Allah içlerinde sakladıklarını biliyor.

Kelimeler
24

فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ۝٢٤

febeşşirhüm bi`aẕâbin elîm.

Onun için onlara elem verici bir azabı müjdele.

Kelimeler
25

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ ۝٢٥

ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm ecrun gayru memnûn.

Ancak iman edip iyi ameller işleyenler başkadır. Onlara tükenmez bir ecir vardır.

Kelimeler

Bürûc Suresi البروج

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ ۝١

vessemâi ẕâti-lbürûc.

Burçlar sahibi gökyüzüne,

Kelimeler
2

وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ ۝٢

velyevmi-lmev`ûd.

Vaad olunan o güne,

Kelimeler
3

وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ ۝٣

veşâhidiv vemeşhûd.

Şahitlik edene ve edilene andolsun ki,

Kelimeler
4

قُتِلَ أَصْحَـٰبُ ٱلْأُخْدُودِ ۝٤

ḳutile aṣḥâbü-l'uḫdûd.

Kahroldu o hendeğin sahipleri,

Kelimeler
5

ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ ۝٥

ennâri ẕâti-lveḳûd.

O çıralı ateşin,

Kelimeler
6

إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ ۝٦

iẕ hüm `aleyhâ ḳu`ûd.

Hani o ateşin başına oturmuşlar,

Kelimeler
7

وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ ۝٧

vehüm `alâ mâ yef`alûne bilmü'minîne şühûd.

Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

Kelimeler
8

وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ ۝٨

vemâ neḳamû minhüm illâ ey yü'minû billâhi-l`azîzi-lḥamîd.

Müminlere kızmalarının sebebi de, onların yalnız çok güçlü ve övgüye lâyık olan Allah'a iman etmeleri idi.

Kelimeler
9

ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ ۝٩

elleẕî lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. vellâhü `alâ külli şey'in şehîd.

O Allah ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur ve Allah her şeye şahittir.

Kelimeler
10

إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ ۝١٠

inne-lleẕîne fetenü-lmü'minîne velmü'minâti ŝümme lem yetûbû felehüm `aẕâbü cehenneme velehüm `aẕâbü-lḥarîḳ.

İnanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

Kelimeler
11

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ جَنَّـٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ ۝١١

inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâr. ẕâlike-lfevzü-lkebîr.

İnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur.

Kelimeler
12

إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ ۝١٢

inne baṭşe rabbike leşedîd.

Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir.

Kelimeler
13

إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ ۝١٣

innehû hüve yübdiü veyü`îd.

Yoktan o yaratır ve tekrar o diriltir.

Kelimeler
14

وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ ۝١٤

vehüve-lgafûru-lvedûd.

Bununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir.

Kelimeler
15

ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ ۝١٥

ẕü-l`arşi-lmecîd.

Arş'ın sahibidir, yücedir.

Kelimeler
16

فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ ۝١٦

fa``âlül limâ yürîd.

Dilediğini yapandır.

Kelimeler
17

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ ۝١٧

hel etâke ḥadîŝü-lcünûd.

O orduların kıssası sana geldi mi?

Kelimeler
18

فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ ۝١٨

fir`avne veŝemûd.

Yani Firavun ve Semud'un?

Kelimeler
19

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ ۝١٩

beli-lleẕîne keferû fî tekẕîb.

Fakat o inkarcılar hâlâ bir yalanlama içinde.

Kelimeler
20

وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ ۝٢٠

vellâhü miv verâihim müḥîṭ.

Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.

Kelimeler
21

بَلْ هُوَ قُرْءَانٌ مَّجِيدٌ ۝٢١

bel hüve ḳur'ânüm mecîd.

Hayır o şerefli bir Kur'ân'dır.

Kelimeler
22

فِى لَوْحٍ مَّحْفُوظٍۭ ۝٢٢

fî levḥim maḥfûż.

Levhi Mahfuz'dadır.

Kelimeler

Târık Suresi الطارق

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ ۝١

vessemâi veṭṭâriḳ.

Andolsun o göğe ve Târık'a,

Kelimeler
2

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ ۝٢

vemâ edrâke me-ṭṭâriḳ.

Târık nedir, bildin mi?

Kelimeler
3

ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ ۝٣

ennecmü-ŝŝâḳib.

O, karanlığı delen yıldızdır.

Kelimeler
4

إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ ۝٤

in küllü nefsil lemmâ `aleyhâ ḥâfiż.

Hiçbir nefis yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın.

Kelimeler
5

فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ مِمَّ خُلِقَ ۝٥

felyenżuri-l'insânü mimme ḫuliḳ.

Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın.

Kelimeler
6

خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ ۝٦

ḫuliḳa mim mâin dâfiḳ.

Atılan bir sudan yaratıldı.

Kelimeler
7

يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ ۝٧

yaḫrucü mim beyni-ṣṣulbi vetterâib.

O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.

Kelimeler
8

إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌ ۝٨

innehû `alâ rac`ihî leḳâdir.

Elbette Allah'ın onu döndürmeye gücü yeter.

Kelimeler
9

يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ ۝٩

yevme tüble-sserâir.

O gün bütün sırlar yoklanıp, meydana çıkarılır.

Kelimeler
10

فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ ۝١٠

femâ lehû min ḳuvvetiv velâ nâṣir.

İnsanın o gün ne bir gücü vardır, ne de bir yardımcısı.

Kelimeler
11

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ ۝١١

vessemâi ẕâti-rrac`.

Andolsun o dönüşlü göğe,

Kelimeler
12

وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ ۝١٢

vel'arḍi ẕâti-ṣṣad`.

O yarılıp çatlayan yere,

Kelimeler
13

إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ ۝١٣

innehû leḳavlün faṣl.

Kuşkusuz Kur'ân, ayırıcı bir sözdür.

Kelimeler
14

وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ ۝١٤

vemâ hüve bilhezl.

O asla bir şaka değildir.

Kelimeler
15

إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا ۝١٥

innehüm yekîdûne keydâ.

Haberin olsun ki, kâfirler hep hile kuruyorlar.

Kelimeler
16

وَأَكِيدُ كَيْدًا ۝١٦

veekîdü keydâ.

Ben de hilelerine karşılık veririm.

Kelimeler
17

فَمَهِّلِ ٱلْكَـٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا ۝١٧

femehhili-lkâfirîne emhilhüm ruveydâ.

Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.

Kelimeler

A'lâ Suresi الأعلى

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

سَبِّحِ ٱسْمَ رَبِّكَ ٱلْأَعْلَى ۝١

sebbiḥi-sme rabbike-l'a`lâ.

Rabbinin yüce adını tesbih et.

Kelimeler
2

ٱلَّذِى خَلَقَ فَسَوَّىٰ ۝٢

elleẕî ḫaleḳa fesevvâ.

Yaratıp düzene koyan O'dur.

Kelimeler
3

وَٱلَّذِى قَدَّرَ فَهَدَىٰ ۝٣

velleẕî ḳaddera fehedâ.

Takdir edip hidayeti gösteren O'dur.

Kelimeler
4

وَٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلْمَرْعَىٰ ۝٤

velleẕî aḫrace-lmer`â.

Otlağı çıkaran,

Kelimeler
5

فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحْوَىٰ ۝٥

fece`alehû guŝâen aḥvâ.

Sonra da onu karamsı bir sel köpüğü haline getiren O'dur.

Kelimeler
6

سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ ۝٦

senuḳriüke felâ tensâ.

Bundan böyle sana Kur'ân'ı okutacağız da unutmayacaksın.

Kelimeler
7

إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ ۝٧

illâ mâ şâe-llâh. innehû ya`lemü-lcehra vemâ yaḫfâ.

Yalnız Allah'ın dilediği başkadır. Çünkü o açığı da bilir, gizliyi de.

Kelimeler
8

وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ ۝٨

venüyessiruke lilyüsrâ.

Seni en kolay yola muvaffak kılacağız.

Kelimeler
9

فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكْرَىٰ ۝٩

feẕekkir in nefe`ati-ẕẕikrâ.

Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.

Kelimeler
10

سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَىٰ ۝١٠

seyeẕẕekkeru mey yaḫşâ.

Saygısı olan öğüt alacaktır.

Kelimeler
11

وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلْأَشْقَى ۝١١

veyetecennebühe-l'eşḳâ.

Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır.

Kelimeler
12

ٱلَّذِى يَصْلَى ٱلنَّارَ ٱلْكُبْرَىٰ ۝١٢

elleẕî yaṣle-nnâra-lkübrâ.

O ki, en büyük ateşe girecektir.

Kelimeler
13

ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ ۝١٣

ŝümme lâ yemûtü fîhâ velâ yaḥyâ.

Sonra ne ölecek onda, ne de hayat bulacaktır.

Kelimeler
14

قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّىٰ ۝١٤

ḳad efleḥa men tezekkâ.

Doğrusu felah buldu (günahtan) temizlenen.  

Kelimeler
15

وَذَكَرَ ٱسْمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ ۝١٥

veẕekera-sme rabbihî feṣallâ.

Rabbinin adını anıp namaz kılan.

Kelimeler
16

بَلْ تُؤْثِرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ۝١٦

bel tü'ŝirûne-lḥayâte-ddünyâ.

Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz.

Kelimeler
17

وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ ۝١٧

vel'âḫiratü ḫayruv veebḳâ.

Oysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

Kelimeler
18

إِنَّ هَـٰذَا لَفِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ ۝١٨

inne hâẕâ lefi-ṣṣuḥufi-l'ûlâ.

Kuşkusuz bu ilk sahifelerde vardır,

Kelimeler
19

صُحُفِ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ ۝١٩

ṣuḥufi ibrâhîme vemûsâ.

İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde.

Kelimeler

Ğâşiye Suresi الغاشية

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَـٰشِيَةِ ۝١

hel etâke ḥadîŝü-lgâşiyeh.

O her şeyi kuşatacak olan Kıyamet'in haberi sana geldi mi?

Kelimeler
2

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَـٰشِعَةٌ ۝٢

vucûhüy yevmeiẕin ḫâşi`ah.

Yüzler var ki, o gün eğilmiş, zillete düşmüştür.

Kelimeler
3

عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ ۝٣

`âmiletün nâṣibeh.

Çalışmış, yorulmuştur.

Kelimeler
4

تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً ۝٤

taṣlâ nâran ḥâmiyeh.

Kızışmış bir ateşe girer.

Kelimeler
5

تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ ۝٥

tüsḳâ min `aynin âniyeh.

Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir.

Kelimeler
6

لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ ۝٦

leyse lehüm ṭa`âmün illâ min ḍarî`.

Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.

Kelimeler
7

لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ ۝٧

lâ yüsminü velâ yugnî min cû`.

O da ne besler, ne de açlığı giderir.

Kelimeler
8

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ ۝٨

vucûhüy yevmeiẕin nâ`imeh.

Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.

Kelimeler
9

لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ ۝٩

lisa`yihâ râḍiyeh.

Yaptığından hoşnuttur.

Kelimeler
10

فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ ۝١٠

fî cennetin `âliyeh.

Yüksek bir cennettedir.

Kelimeler
11

لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَـٰغِيَةً ۝١١

lâ tesme`u fîhâ lâgiyeh.

Orada boş bir söz işitmez.

Kelimeler
12

فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ ۝١٢

fîhâ `aynün câriyeh.

Orada akan bir kaynak,

Kelimeler
13

فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ ۝١٣

fîhâ sürurum merfû`ah.

Yükseltilmiş divanlar,

Kelimeler
14

وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ ۝١٤

veekvâbüm mevḍû`ah.

Konulmuş kadehler,

Kelimeler
15

وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ ۝١٥

venemâriḳu maṣfûfeh.

Dizilmiş koltuklar, yastıklar,

Kelimeler
16

وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ ۝١٦

vezerâbiyyü mebŝûŝeh.

Serilmiş halılar vardır.

Kelimeler
17

أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ ۝١٧

efelâ yenżurûne ile-l'ibili keyfe ḫuliḳat.

Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?

Kelimeler
18

وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ ۝١٨

veile-ssemâi keyfe rufi`at.

Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?

Kelimeler
19

وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ ۝١٩

veile-lcibâli keyfe nüṣibet.

Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?

Kelimeler
20

وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ ۝٢٠

veile-l'arḍi keyfe süṭiḥat.

Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?

Kelimeler
21

فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ ۝٢١

feẕekkir innemâ ente müẕekkir.

Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.

Kelimeler
22

لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ ۝٢٢

leste `aleyhim bimüṣayṭir.

Onların üzerinde bir zorba değilsin.

Kelimeler
23

إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ ۝٢٣

illâ men tevellâ vekefera.

Ancak kim yüz çevirir ve kâfir olursa,

Kelimeler
24

فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ ۝٢٤

feyü`aẕẕibühü-llâhü-l`aẕâbe-l'ekber.

Allah ona en büyük azap ile azap edecek.

Kelimeler
25

إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ ۝٢٥

inne ileynâ iyâbehüm.

Kuşkusuz onlar döne dolaşa bize gelecekler.

Kelimeler
26

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم ۝٢٦

ŝümme inne `aleynâ ḥisâbehüm.

Sonra da bize hesap verecekler.

Kelimeler

Fecr Suresi الفجر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلْفَجْرِ ۝١

velfecr.

Andolsun fecre.

Kelimeler
2

وَلَيَالٍ عَشْرٍ ۝٢

veleyâlin `aşr.

On geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine).

Kelimeler
3

وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ ۝٣

veşşef`i velvetr.

Çifte ve teke.

Kelimeler
4

وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ ۝٤

velleyli iẕâ yesr.

Gitmekte olan geceye.

Kelimeler
5

هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ ۝٥

hel fî ẕâlike ḳasemül liẕî ḥicr.

Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?

Kelimeler
6

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ ۝٦

elem tera keyfe fe`ale rabbüke bi`âd.

Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine?

Kelimeler
7

إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ ۝٧

irame ẕâti-l`imâd.

Sütunlar sahibi İrem'e?

Kelimeler
8

ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَـٰدِ ۝٨

elletî lem yuḫlaḳ miŝlühâ fi-lbilâd.

Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

Kelimeler
9

وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ ۝٩

veŝemûde-lleẕîne câbu-ṣṣaḫra bilvâd.

Vâdide kayaları yontan Semud kavmine?

Kelimeler
10

وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ ۝١٠

vefir`avne ẕi-l'evtâd.

Kazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun'a?

Kelimeler
11

ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَـٰدِ ۝١١

elleẕîne ṭagav fi-lbilâd.

Bunlar ülkelerde azmışlardı.

Kelimeler
12

فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ ۝١٢

feekŝerû fîhe-lfesâd.

Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.

Kelimeler
13

فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ ۝١٣

feṣabbe `aleyhim rabbüke sevṭa `aẕâb.

Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.

Kelimeler
14

إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ ۝١٤

inne rabbeke lebilmirṣâd.

Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.

Kelimeler
15

فَأَمَّا ٱلْإِنسَـٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ ۝١٥

feemme-l'insânü iẕâ me-btelâhü rabbühû feekramehû vene``amehû feyeḳûlü rabbî ekramen.

Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der.

Kelimeler
16

وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَـٰنَنِ ۝١٦

veemmâ iẕâ me-btelâhü feḳadera `aleyhi rizḳahû feyeḳûlü rabbî ehânen.

Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der.

Kelimeler
17

كَلَّا ۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ ۝١٧

kellâ bel lâ tükrimûne-lyetîm.

Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.

Kelimeler
18

وَلَا تَحَـٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ ۝١٨

velâ teḥâḍḍûne `alâ ṭa`âmi-lmiskîn.

Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz.

Kelimeler
19

وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا ۝١٩

vete'külûne-ttürâŝe eklel lemmâ.

Oysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haramhelal gözetmeden.

Kelimeler
20

وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا ۝٢٠

vetüḥibbûne-lmâle ḥubben cemmâ.

Malı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına.

Kelimeler
21

كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا ۝٢١

kellâ iẕâ dükketi-l'arḍu dekken dekkâ.

Hayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman,

Kelimeler
22

وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا ۝٢٢

vecâe rabbüke velmelekü ṣaffen ṣaffâ.

Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman,

Kelimeler
23

وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ ۝٢٣

vecîe yevmeiẕim bicehenneme yevmeiẕiy yeteẕekkeru-l'insânü veennâ lehü-ẕẕikrâ.

Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var?

Kelimeler
24

يَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى ۝٢٤

yeḳûlü yâ leytenî ḳaddemtü liḥayâtî.

"Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der.

Kelimeler
25

فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ ۝٢٥

feyevmeiẕil lâ yü`aẕẕibü `aẕâbehû eḥad.

Artık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.

Kelimeler
26

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ ۝٢٦

velâ yûŝiḳu veŝâḳahû eḥad.

Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.

Kelimeler
27

يَـٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ ۝٢٧

yâ eyyetühe-nnefsü-lmuṭmeinneh.

Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!

Kelimeler
28

ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً ۝٢٨

irci`î ilâ rabbiki râḍiyetem merḍiyyeh.

Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.

Kelimeler
29

فَٱدْخُلِى فِى عِبَـٰدِى ۝٢٩

fedḫulî fî `ibâdî.

Kullarımın arasına gir.

Kelimeler
30

وَٱدْخُلِى جَنَّتِى ۝٣٠

vedḫulî cennetî.

Cennetime gir.

Kelimeler

Beled Suresi البلد

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

لَآ أُقْسِمُ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ ۝١

lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled.

Andolsun bu beldeye

Kelimeler
2

وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ ۝٢

veente ḥillüm bihâẕe-lbeled.

Ki sen bu beldede oturmaktasın.

Kelimeler
3

وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ ۝٣

vevâlidiv vemâ veled.

Ve and olsun baba ve çocuğuna.

Kelimeler
4

لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ فِى كَبَدٍ ۝٤

leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed.

Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık.

Kelimeler
5

أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ ۝٥

eyaḥsebü el ley yaḳdira `aleyhi eḥad.

İnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor?

Kelimeler
6

يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا ۝٦

yeḳûlü ehlektü mâlel lübedâ.

Ben, yığın yığın mal yok ettim diyor.

Kelimeler
7

أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ۝٧

eyaḥsebü el lem yerahû eḥad.

Kendisini bir gören olmadı mı sanıyor?

Kelimeler
8

أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ ۝٨

elem nec`al lehû `ayneyn.

Biz ona iki göz vermedik mi?

Kelimeler
9

وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ ۝٩

velisânev veşefeteyn.

Bir dil ve iki dudak?

Kelimeler
10

وَهَدَيْنَـٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ ۝١٠

vehedeynâhü-nnecdeyn.

Ona iki yolu gösterdik.

Kelimeler
11

فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ ۝١١

fele-ḳteḥame-l`aḳabeh.

Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi.

Kelimeler
12

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ ۝١٢

vemâ edrâke me-l`aḳabeh.

Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?

Kelimeler
13

فَكُّ رَقَبَةٍ ۝١٣

fekkü raḳabeh.

Köle azat etmek,

Kelimeler
14

أَوْ إِطْعَـٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ ۝١٤

ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh.

Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir,

Kelimeler
15

يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ ۝١٥

yetîmen ẕâ maḳrabeh.

Yakınlığı olan bir yetime,

Kelimeler
16

أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ ۝١٦

ev miskînen ẕâ metrabeh.

Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.

Kelimeler
17

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ ۝١٧

ŝümme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâṣav biṣṣabri vetevâṣav bilmerḥameh.

Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.

Kelimeler
18

أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ۝١٨

ülâike aṣḥâbü-lmeymeneh.

İşte bunlar, amel defterleri sağlarından verilenlerdir.

Kelimeler
19

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا هُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ۝١٩

velleẕîne keferû biâyâtinâ hüm aṣḥâbü-lmeş'emeh.

Âyetlerimizi tanımayanlar ise, onlardır işte amel defterleri sollarından verilenler.

Kelimeler
20

عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ ۝٢٠

`aleyhim nârum mü'ṣadeh.

Onların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır.

Kelimeler

Şems Suresi الشمس

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا ۝١

veşşemsi veḍuḥâhâ.

Güneş'e ve onun parıltısına,

Kelimeler
2

وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا ۝٢

velḳameri iẕâ telâhâ.

Güneş'in ardından gelen Ay'a,

Kelimeler
3

وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا ۝٣

vennehâri iẕâ cellâhâ.

Güneş'i açıp ortaya çıkaran gündüze,

Kelimeler
4

وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا ۝٤

velleyli iẕâ yagşâhâ.

Onu örten geceye,

Kelimeler
5

وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا ۝٥

vessemâi vemâ benâhâ.

Göğe ve onu bina edene,

Kelimeler
6

وَٱلْأَرْضِ وَمَا طَحَىٰهَا ۝٦

vel'arḍi vemâ ṭaḥâhâ.

Yere ve onu döşeyene,

Kelimeler
7

وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّىٰهَا ۝٧

venefsiv vemâ sevvâhâ.

Nefse ve onu biçimlendirene,

Kelimeler
8

فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا ۝٨

feelhemehâ fücûrahâ vetaḳvâhâ.

Sonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki,

Kelimeler
9

قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّىٰهَا ۝٩

ḳad efleḥa men zekkâhâ.

Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur.

Kelimeler
10

وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا ۝١٠

veḳad ḫâbe men dessâhâ.

Onu kirletip gömen de ziyan etmiştir.

Kelimeler
11

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَىٰهَآ ۝١١

keẕẕebet ŝemûdü biṭagvâhâ.

Semud, azgınlığıyla Hakk'ı yalanladı,

Kelimeler
12

إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَىٰهَا ۝١٢

iẕi-mbe`aŝe eşḳâhâ.

En azgınları ileri atılınca,

Kelimeler
13

فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقْيَـٰهَا ۝١٣

feḳâle lehüm rasûlü-llâhi nâḳate-llâhi vesuḳyâhâ.

Allah'ın Rasulü (Salih peygamber) onlara: "Allah'ın devesini ve onun su nöbetini gözetin." demişti.

Kelimeler
14

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّىٰهَا ۝١٤

fekeẕẕebûhü fe`aḳarûhâ. fedemdeme `aleyhim rabbühüm biẕembihim fesevvâhâ.

Fakat onlar peygamberi yalanlayıp deveyi kestiler. Rableri de günahlarını başlarına geçiriverdi de orayı dümdüz etti.

Kelimeler
15

وَلَا يَخَافُ عُقْبَـٰهَا ۝١٥

velâ yeḫâfü `uḳbâhâ.

Öyle ya, Allah bu işin sonundan korkacak değil ya.

Kelimeler

Leyl Suresi الليل

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ ۝١

velleyli iẕâ yagşâ.

Örttüğü zaman geceye,

Kelimeler
2

وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ ۝٢

vennehâri iẕâ tecellâ.

Açıldığı zaman gündüze,

Kelimeler
3

وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ ۝٣

vemâ ḫaleḳa-ẕẕekera vel'ünŝâ.

Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki,

Kelimeler
4

إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ ۝٤

inne sa`yeküm leşettâ.

Gerçekten sizin işiniz başka başkadır.

Kelimeler
5

فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ ۝٥

feemmâ men a`ṭâ vetteḳâ.

Bundan böyle her kim malını hayır için verir ve korunursa,

Kelimeler
6

وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ ۝٦

veṣaddeḳa bilḥusnâ.

Ve en güzel olanı doğrularsa,

Kelimeler
7

فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ ۝٧

fesenüyessiruhû lilyüsrâ.

Biz onu en kolay yola muvaffak kılacağız.

Kelimeler
8

وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ ۝٨

veemmâ mem beḫile vestagnâ.

Kim de cimrilik eder ve kendini hiçbir şeye ihtiyacı kalmamış görür.

Kelimeler
9

وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ ۝٩

vekeẕẕebe bilḥusnâ.

Ve en güzeli de yalanlarsa,

Kelimeler
10

فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ ۝١٠

fesenüyessiruhû lil`usrâ.

Onu da en zor yola hazırlarız.

Kelimeler
11

وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ ۝١١

vemâ yugnî `anhü mâlühû iẕâ teraddâ.

Çukura yuvarlandığı zaman malı onu kurtaramayacak.

Kelimeler
12

إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ ۝١٢

inne `aleynâ lelhüdâ.

Doğru yolu göstermek muhakkak bize aittir.

Kelimeler
13

وَإِنَّ لَنَا لَلْـَٔاخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ ۝١٣

veinne lenâ lel'âḫirate vel'ûlâ.

Kuşkusuz ahiret de dünya da bizimdir.

Kelimeler
14

فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّىٰ ۝١٤

feenẕertüküm nâran teleżżâ.

Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım.

Kelimeler
15

لَا يَصْلَىٰهَآ إِلَّا ٱلْأَشْقَى ۝١٥

lâ yaṣlâhâ ille-l'eşḳâ.

Ona ancak en azgın olan girer.

Kelimeler
16

ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ۝١٦

elleẕî keẕẕebe vetevellâ.

Öyle azgın ki, yalanlamış ve sırtını dönmüştür.

Kelimeler
17

وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلْأَتْقَى ۝١٧

veseyücennebühe-l'etḳâ.

En çok korunan ise ondan uzaklaştırılacaktır.

Kelimeler
18

ٱلَّذِى يُؤْتِى مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ ۝١٨

elleẕî yü'tî mâlehû yetezekkâ.

O ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir.

Kelimeler
19

وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعْمَةٍ تُجْزَىٰٓ ۝١٩

vemâ lieḥadin `indehû min ni`metin tüczâ.

Onun yanında, başka bir kimse için karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur.

Kelimeler
20

إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ ۝٢٠

ille-btigâe vechi rabbihi-l'a`lâ.

O ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için verir.

Kelimeler
21

وَلَسَوْفَ يَرْضَىٰ ۝٢١

velesevfe yerḍâ.

Elbette yakında kendisi de hoşnut olacaktır.

Kelimeler

Duhâ Suresi الضحى

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلضُّحَىٰ ۝١

veḍḍuḥâ.

Andolsun kuşluk vaktine.

Kelimeler
2

وَٱلَّيْلِ إِذَا سَجَىٰ ۝٢

velleyli iẕâ secâ.

Ve sakinleştiği zaman geceye ki,

Kelimeler
3

مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ ۝٣

mâ vedde`ake rabbüke vemâ ḳalâ.

Rabbin seni bırakmadı ve darılmadı.

Kelimeler
4

وَلَلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لَّكَ مِنَ ٱلْأُولَىٰ ۝٤

velel'âḫiratü ḫayrul leke mine-l'ûlâ.

Ahiret senin için dünyadan iyi olacaktır.

Kelimeler
5

وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَىٰٓ ۝٥

velesevfe yü`ṭîke rabbüke feterḍâ.

Rabbın sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.

Kelimeler
6

أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًا فَـَٔاوَىٰ ۝٦

elem yecidke yetîmen feâvâ.

O seni yetim bulup da barındırmadı mı?

Kelimeler
7

وَوَجَدَكَ ضَآلًّا فَهَدَىٰ ۝٧

vevecedeke ḍâllen fehedâ.

Seni yol bilmez bulup yola iletmedi mi?

Kelimeler
8

وَوَجَدَكَ عَآئِلًا فَأَغْنَىٰ ۝٨

vevecedeke `âilen feagnâ.

Seni yoksul bulup zengin etmedi mi?

Kelimeler
9

فَأَمَّا ٱلْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ ۝٩

feemme-lyetîme felâ taḳher.

Öyleyse sakın yetimi ezme.

Kelimeler
10

وَأَمَّا ٱلسَّآئِلَ فَلَا تَنْهَرْ ۝١٠

veemme-ssâile felâ tenher.

Dilenciyi de azarlama.

Kelimeler
11

وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ ۝١١

veemmâ bini`meti rabbike feḥaddiŝ.

Fakat Rabbinin nimetini anlat da anlat.

Kelimeler

İnşirâh Suresi الشرح

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ ۝١

elem neşraḥ leke ṣadrak.

Biz senin için (mutluluğun) göğsünü açmadık mı?

Kelimeler
2

وَوَضَعْنَا عَنكَ وِزْرَكَ ۝٢

veveḍa`nâ `anke vizrak.

Senden yükünü indirmedik mi?

Kelimeler
3

ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهْرَكَ ۝٣

elleẕî enḳaḍa żahrak.

O senin sırtını ezen yükü.

Kelimeler
4

وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ ۝٤

verafa`nâ leke ẕikrak.

Senin şanını yüceltmedik mi?

Kelimeler
5

فَإِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا ۝٥

feinne me`a-l`usri yüsrâ.

Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

Kelimeler
6

إِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا ۝٦

inne me`a-l`usri yüsrâ.

Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

Kelimeler
7

فَإِذَا فَرَغْتَ فَٱنصَبْ ۝٧

feiẕâ feragte fenṣab.

O halde boş kaldın mı, yine kalk (başka bir iş ve ibadetle) yorul.

Kelimeler
8

وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرْغَب ۝٨

veilâ rabbike fergab.

Ancak Rabbine yönel.

Kelimeler

Tîn Suresi التين

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

بِّسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيْتُونِ ۝١

vettîni vezzeytûn.

Tîn'e ve Zeytun'a,

Kelimeler
2

وَطُورِ سِينِينَ ۝٢

veṭûri sînîn.

Sina dağına

Kelimeler
3

وَهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ ٱلْأَمِينِ ۝٣

vehâẕe-lbeledi-l'emîn.

Ve bu güvenli beldeye andolsun ki,

Kelimeler
4

لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ فِىٓ أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ۝٤

leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî aḥseni taḳvîm.

Biz insanı en güzel biçimde yarattık.

Kelimeler
5

ثُمَّ رَدَدْنَـٰهُ أَسْفَلَ سَـٰفِلِينَ ۝٥

ŝümme radednâhü esfele sâfilîn.

Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına attık.

Kelimeler
6

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ ۝٦

ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti felehüm ecrun gayru memnûn.

Ancak iman edip iyi işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz bir ecir vardır.

Kelimeler
7

فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِٱلدِّينِ ۝٧

femâ yükeẕẕibüke ba`dü biddîn.

O halde sana dini ne yalanlatır?

Kelimeler
8

أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَحْكَمِ ٱلْحَـٰكِمِينَ ۝٨

eleyse-llâhü biaḥkemi-lḥâkimîn.

Allah, hakimlerin hakimi değil mi?

Kelimeler

Alak Suresi العلق

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ ۝١

iḳra' bismi rabbike-lleẕî ḫaleḳ.

Yaratan Rabbinin adıyla oku!

Kelimeler
2

خَلَقَ ٱلْإِنسَـٰنَ مِنْ عَلَقٍ ۝٢

ḫaleḳa-l'insâne min `alaḳ.

O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı.

Kelimeler
3

ٱقْرَأْ وَرَبُّكَ ٱلْأَكْرَمُ ۝٣

iḳra' verabbüke-l'ekram.

Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.

Kelimeler
4

ٱلَّذِى عَلَّمَ بِٱلْقَلَمِ ۝٤

elleẕî `alleme bilḳalem.

O Rab ki kalemle yazmayı öğretti.

Kelimeler
5

عَلَّمَ ٱلْإِنسَـٰنَ مَا لَمْ يَعْلَمْ ۝٥

`alleme-l'insâne mâ lem ya`lem.

İnsana bilmediği şeyleri öğretti.

Kelimeler
6

كَلَّآ إِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ لَيَطْغَىٰٓ ۝٦

kellâ inne-l'insâne leyaṭgâ.

Hayır! Doğrusu (kâfir) insan azgınlık eder.

Kelimeler
7

أَن رَّءَاهُ ٱسْتَغْنَىٰٓ ۝٧

er raâhü-stagnâ.

Kendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için.

Kelimeler
8

إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجْعَىٰٓ ۝٨

inne ilâ rabbike-rruc`â.

Muhakkak ki dönüş mutlaka Rabbinedir.

Kelimeler
9

أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يَنْهَىٰ ۝٩

era'eyte-lleẕî yenhâ.

Namaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü?

Kelimeler
10

عَبْدًا إِذَا صَلَّىٰٓ ۝١٠

`abden iẕâ ṣallâ.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
11

أَرَءَيْتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلْهُدَىٰٓ ۝١١

era'eyte in kâne `ale-lhüdâ.

Gördün mü (ne dersin?), ya o (kul) doğru yolda olur,

Kelimeler
12

أَوْ أَمَرَ بِٱلتَّقْوَىٰٓ ۝١٢

ev emera bittaḳvâ.

Veya kötülüklerden sakınmayı emrederse?

Kelimeler
13

أَرَءَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ ۝١٣

era'eyte in keẕẕebe vetevellâ.

Gördün mü, ya bu (adam, hakkı) yalanlar, yüzçevirirse,

Kelimeler
14

أَلَمْ يَعْلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ ۝١٤

elem ya`lem bienne-llâhe yerâ.

O adam, Allah'ın kendini gördüğünü hiç bilmiyor mu?

Kelimeler
15

كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًۢا بِٱلنَّاصِيَةِ ۝١٥

kellâ leil lem yentehi lenesfe`am binnâṣiyeh.

Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.

Kelimeler
16

نَاصِيَةٍ كَـٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍ ۝١٦

nâṣiyetin kâẕibetin ḫâṭieh.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
17

فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۥ ۝١٧

felyed`u nâdiyeh.

O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın.

Kelimeler
18

سَنَدْعُ ٱلزَّبَانِيَةَ ۝١٨

sened`u-zzebâniyeh.

Biz de Zebanileri çağıracağız.

Kelimeler
19

كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَٱسْجُدْ وَٱقْتَرِب ۩ ۝١٩ ۩

kellâ. lâ tüṭi`hü vescüd vaḳterib.

Sakın onu dinleme de (Rabbine) secde et ve yaklaş.

Kelimeler

Kadr Suresi القدر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

بِّسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِنَّآ أَنزَلْنَـٰهُ فِى لَيْلَةِ ٱلْقَدْرِ ۝١

innâ enzelnâhü fî leyleti-lḳadr.

Biz o (Kur'ân)nu Kadir gecesinde indirdik.

Kelimeler
2

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ ۝٢

vemâ edrâke mâ leyletü-lḳadr.

Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?

Kelimeler
3

لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ ۝٣

leyletü-lḳadri ḫayrum min elfi şehr.

Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

Kelimeler
4

تَنَزَّلُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ ۝٤

tenezzelü-lmelâiketü verrûḥu fîhâ biiẕni rabbihim. min külli emr.

Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler.

Kelimeler
5

سَلَـٰمٌ هِىَ حَتَّىٰ مَطْلَعِ ٱلْفَجْرِ ۝٥

selâmün. hiye ḥattâ maṭle`i-lfecr.

O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.

Kelimeler

Beyyine Suresi البينة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

لَمْ يَكُنِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ وَٱلْمُشْرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلْبَيِّنَةُ ۝١

lem yeküni-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi velmüşrikîne münfekkîne ḥattâ te'tiyehümü-lbeyyineh.

Kitap ehlinden ve müşriklerden (Hakk'ı) tanımayanlar, kendilerine açık delil gelinceye kadar inkârlarından ayrılacak değillerdi.

Kelimeler
2

رَسُولٌ مِّنَ ٱللَّهِ يَتْلُوا۟ صُحُفًا مُّطَهَّرَةً ۝٢

rasûlüm mine-llâhi yetlû ṣuḥufem müṭahherah.

(Bu delil), tertemiz sayfaları okuyan, Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir.

Kelimeler
3

فِيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ ۝٣

fîhâ kütübün ḳayyimeh.

O sayfalarda, en doğru hükümler vardır.

Kelimeler
4

وَمَا تَفَرَّقَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَةُ ۝٤

vemâ teferraḳa-lleẕîne ûtü-lkitâbe illâ mim ba`di mâ câethümü-lbeyyineh.

Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Kelimeler
5

وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ حُنَفَآءَ وَيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ۚ وَذَٰلِكَ دِينُ ٱلْقَيِّمَةِ ۝٥

vemâ ümirû illâ liya`büdü-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîne ḥunefâe veyüḳîmu-ṣṣalâte veyü'tü-zzekâte veẕâlike dînü-lḳayyimeh.

Halbuki onlar, dini sadece Allah'a tahsis ederek, Allah'ı birleyerek, ancak Allah'a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.

Kelimeler
6

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ وَٱلْمُشْرِكِينَ فِى نَارِ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ ٱلْبَرِيَّةِ ۝٦

inne-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi velmüşrikîne fî nâri cehenneme ḫâlidîne fîhâ. ülâike hüm şerru-lberiyyeh.

Kâfirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem ateşindedirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en şerlileridir.

Kelimeler
7

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ ٱلْبَرِيَّةِ ۝٧

inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti ülâike hüm ḫayru-lberiyyeh.

İnanan ve güzel amel işleyenler de insanların en hayırlılarıdır.

Kelimeler
8

جَزَآؤُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّـٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۖ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ۚ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ رَبَّهُۥ ۝٨

cezâühüm `inde rabbihim cennâtü `adnin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. raḍiye-llâhü `anhüm veraḍû `anh. ẕâlike limen ḫaşiye rabbeh.

Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur.

Kelimeler

Zilzâl Suresi الزلزلة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

إِذَا زُلْزِلَتِ ٱلْأَرْضُ زِلْزَالَهَا ۝١

iẕâ zülzileti-l'arḍu zilzâlehâ.

Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı,

Kelimeler
2

وَأَخْرَجَتِ ٱلْأَرْضُ أَثْقَالَهَا ۝٢

veaḫraceti-l'arḍu eŝḳâlehâ.

Yer, içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarı attığı,

Kelimeler
3

وَقَالَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَا لَهَا ۝٣

veḳâle-l'insânü mâ lehâ.

Ve insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman.

Kelimeler
4

يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا ۝٤

yevmeiẕin tüḥaddiŝü aḫbârahâ.

O gün yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktır.

Kelimeler
5

بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَىٰ لَهَا ۝٥

bienne rabbeke evḥâ lehâ.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
6

يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ ٱلنَّاسُ أَشْتَاتًا لِّيُرَوْا۟ أَعْمَـٰلَهُمْ ۝٦

yevmeiẕiy yaṣdüru-nnâsü eştâtel liyürav a`mâlehüm.

O gün insanlar, amellerinin karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük çıkacaklardır.

Kelimeler
7

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۥ ۝٧

femey ya`mel miŝḳâle ẕerratin ḫayray yerah.

Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir.

Kelimeler
8

وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُۥ ۝٨

vemey ya`mel miŝḳâle ẕerratin şerray yerah.

Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.

Kelimeler

Âdiyât Suresi العاديات

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلْعَـٰدِيَـٰتِ ضَبْحًا ۝١

vel`âdiyâti ḍabḥâ.

O harıl harıl (savaşa) koşanlara,

Kelimeler
2

فَٱلْمُورِيَـٰتِ قَدْحًا ۝٢

felmûriyâti ḳadḥâ.

(Tırnaklarıyla yerden) ateş çıkaranlara,

Kelimeler
3

فَٱلْمُغِيرَٰتِ صُبْحًا ۝٣

felmügîrâti ṣubḥâ.

Sabahleyin akın edenlere,

Kelimeler
4

فَأَثَرْنَ بِهِۦ نَقْعًا ۝٤

feeŝerne bihî naḳ`â.

Tozu dumana karıştıranlara,

Kelimeler
5

فَوَسَطْنَ بِهِۦ جَمْعًا ۝٥

fevesaṭne bihî cem`â.

Derken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki,

Kelimeler
6

إِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودٌ ۝٦

inne-l'insâne lirabbihî lekenûd.

Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür.

Kelimeler
7

وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدٌ ۝٧

veinnehû `alâ ẕâlike leşehîd.

Ve kendisi de buna şahittir.

Kelimeler
8

وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلْخَيْرِ لَشَدِيدٌ ۝٨

veinnehû liḥubbi-lḫayri leşedîd.

Gerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır.

Kelimeler
9

۞ أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِى ٱلْقُبُورِ ۝٩

efelâ ya`lemü iẕâ bü`ŝira mâ fi-lḳubûr.

Bilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak.

Kelimeler
10

وَحُصِّلَ مَا فِى ٱلصُّدُورِ ۝١٠

veḥuṣṣile mâ fi-ṣṣudûr.

Ve sinelerin içindekiler derlenecek.

Kelimeler
11

إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌۢ ۝١١

inne rabbehüm bihim yevmeiẕil leḫabîr.

O gün Rableri onların bütün yaptıklarından haberdardır

Kelimeler

Kâria Suresi القارعة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

ٱلْقَارِعَةُ ۝١

elḳâri`ah.

Kâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin?

Kelimeler
2

مَا ٱلْقَارِعَةُ ۝٢

me-lḳâri`ah.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
3

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ ۝٣

vemâ edrâke me-lḳâri`ah.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
4

يَوْمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلْفَرَاشِ ٱلْمَبْثُوثِ ۝٤

yevme yekûnü-nnâsü kelferâşi-lmebŝûŝ.

O gün insanlar yayılmış pervaneler gibi olurlar.

Kelimeler
5

وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ ۝٥

vetekûnü-lcibâlü kel`ihni-lmenfûş.

Dağlar atılmış renkli yünler gibi olur.

Kelimeler
6

فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ ۝٦

feemmâ men ŝeḳulet mevâzînüh.

O gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir.

Kelimeler
7

فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ ۝٧

fehüve fî `îşetir râḍiyeh.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
8

وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ ۝٨

veemmâ men ḫaffet mevâzînüh.

Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır.

Kelimeler
9

فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٌ ۝٩

feümmühû hâviyeh.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
10

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا هِيَهْ ۝١٠

vemâ edrâke mâ hiyeh.

O uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin?

Kelimeler
11

نَارٌ حَامِيَةٌۢ ۝١١

nârun ḥâmiyeh.

O, kızgın bir ateştir.

Kelimeler

Tekâsür Suresi التكاثر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

أَلْهَىٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ ۝١

elhâkümü-ttekâŝür.

Çoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.

Kelimeler
2

حَتَّىٰ زُرْتُمُ ٱلْمَقَابِرَ ۝٢

ḥattâ zürtümü-lmeḳâbir.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
3

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ ۝٣

kellâ sevfe ta`lemûn.

Hayır! Yakında bileceksiniz.

Kelimeler
4

ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ ۝٤

ŝümme kellâ sevfe ta`lemûn.

Yine hayır! Yakında bileceksiniz (hatanızı).

Kelimeler
5

كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ ٱلْيَقِينِ ۝٥

kellâ lev ta`lemûne `ilme-lyeḳîn.

Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi görürsünüz.

Kelimeler
6

لَتَرَوُنَّ ٱلْجَحِيمَ ۝٦

leteravunne-lceḥîm.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
7

ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ ٱلْيَقِينِ ۝٧

ŝümme leteravunnehâ `ayne-lyeḳîn.

Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakin gözüyle göreceksiniz.

Kelimeler
8

ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ ۝٨

ŝümme letüs'elünne yevmeiẕin `ani-nne`îm.

Sonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız

Kelimeler

Asr Suresi العصر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلْعَصْرِ ۝١

vel`aṣr.

Asra yemin olsun ki,

Kelimeler
2

إِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ لَفِى خُسْرٍ ۝٢

inne-l'insâne lefî ḫusr.

İnsan mutlaka ziyandadır.

Kelimeler
3

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْحَقِّ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ ۝٣

ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti vetevâṣav bilḥaḳḳi vetevâṣav biṣṣabr.

Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır

Kelimeler

Hümeze Suresi الهمزة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ ۝١

veylül likülli hümezetil lümezeh.

Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline!

Kelimeler
2

ٱلَّذِى جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُۥ ۝٢

elleẕî ceme`a mâlev ve`addedeh.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
3

يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُۥٓ أَخْلَدَهُۥ ۝٣

yaḥsebü enne mâlehû aḫledeh.

Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanır.

Kelimeler
4

كَلَّا ۖ لَيُنۢبَذَنَّ فِى ٱلْحُطَمَةِ ۝٤

kellâ leyümbeẕenne fi-lḥuṭameh.

Hayır, andolsun ki, o hutame (cehennem)ye atılacaktır.

Kelimeler
5

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحُطَمَةُ ۝٥

vemâ edrâke me-lḥuṭameh.

Hutame'nin ne olduğunu bilir misin?

Kelimeler
6

نَارُ ٱللَّهِ ٱلْمُوقَدَةُ ۝٦

nâru-llâhi-lmûḳadeh.

O, kalplerin içine işleyecek, Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir.

Kelimeler
7

ٱلَّتِى تَطَّلِعُ عَلَى ٱلْأَفْـِٔدَةِ ۝٧

elletî teṭṭali`u `ale-l'ef'ideh.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
8

إِنَّهَا عَلَيْهِم مُّؤْصَدَةٌ ۝٨

innehâ `aleyhim mü'ṣadeh.

Cehennemlikler, dikilmiş direklere bağlı oldukları halde, o ateşin kapıları üzerlerine kapatılacaktır.

Kelimeler
9

فِى عَمَدٍ مُّمَدَّدَةٍۭ ۝٩

fî `amedim mümeddedeh.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler

Fîl Suresi الفيل

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَـٰبِ ٱلْفِيلِ ۝١

elem tera keyfe fe`ale rabbüke biaṣḥâbi-lfîl.

Görmedin mi Rabb'in fil sahiplerine ne yaptı?

Kelimeler
2

أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِى تَضْلِيلٍ ۝٢

elem yec`al keydehüm fî taḍlîl.

Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?

Kelimeler
3

وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ ۝٣

veersele `aleyhim ṭayran ebâbîl.

Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi.

Kelimeler
4

تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ ۝٤

termîhim biḥicâratim min siccîl.

Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı.

Kelimeler
5

فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍۭ ۝٥

fece`alehüm ke`aṣfim me'kûl.

Ve onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

Kelimeler

Kureyş Suresi قريش

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

لِإِيلَـٰفِ قُرَيْشٍ ۝١

liîlâfi ḳurayş.

Kureyş'in ilâfı (güven ve barış andlaşmalarından faydalanmalarını sağlamak) için.

Kelimeler
2

إِۦلَـٰفِهِمْ رِحْلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيْفِ ۝٢

îlâfihim riḥlete-şşitâi veṣṣayf.

Kış ve yaz seferlerinde (faydalandıkları andlaşmaların) kadrini bilmiş olmaları için.

Kelimeler
3

فَلْيَعْبُدُوا۟ رَبَّ هَـٰذَا ٱلْبَيْتِ ۝٣

felya`büdû rabbe hâẕe-lbeyt.

Bu Beyt (Kâbe)nin Rabbine kulluk etsinler.

Kelimeler
4

ٱلَّذِىٓ أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍ وَءَامَنَهُم مِّنْ خَوْفٍۭ ۝٤

elleẕî aṭ`amehüm min cû`iv veâmenehüm min ḫavf.

O, kendilerini açlıktan kurtararak beslemiştir ve her tehlikeye karşı onlara emniyet vermiştir.

Kelimeler

Mâûn Suresi الماعون

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ ۝١

era'eyte-lleẕî yükeẕẕibü biddîn.

Dini yalanlayanı gördün mü?

Kelimeler
2

فَذَٰلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلْيَتِيمَ ۝٢

feẕâlike-lleẕî yedü``u-lyetîm.

İşte o, öksüzü iter, kakar.

Kelimeler
3

وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ ۝٣

velâ yeḥuḍḍu `alâ ṭa`âmi-lmiskîn.

Yoksulu doyurmaya önayak olmaz.

Kelimeler
4

فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ ۝٤

feveylül lilmüṣallîn.

Vay haline o namaz kılanların ki,

Kelimeler
5

ٱلَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ ۝٥

elleẕîne hüm `an ṣalâtihim sâhûn.

Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler.

Kelimeler
6

ٱلَّذِينَ هُمْ يُرَآءُونَ ۝٦

elleẕîne hüm yürâûn.

Gösteriş yaparlar onlar,

Kelimeler
7

وَيَمْنَعُونَ ٱلْمَاعُونَ ۝٧

veyemne`ûne-lmâ`ûn.

Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler).

Kelimeler

Kevser Suresi الكوثر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

إِنَّآ أَعْطَيْنَـٰكَ ٱلْكَوْثَرَ ۝١

innâ a`ṭaynâke-lkevŝer.

Muhakkak biz sana Kevser'i verdik.

Kelimeler
2

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنْحَرْ ۝٢

feṣalli lirabbike venḥar.

Öyleyse Rabb'in için namaz kıl ve kurban kes.

Kelimeler
3

إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلْأَبْتَرُ ۝٣

inne şânieke hüve-l'ebter.

Muhakkak ki sonu kesik olan, sana buğzedendir.

Kelimeler

Kâfirûn Suresi الكافرون

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

قُلْ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْكَـٰفِرُونَ ۝١

ḳul yâ eyyühe-lkâfirûn.

De ki: Ey kâfirler

Kelimeler
2

لَآ أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ ۝٢

lâ a`büdü mâ ta`büdûn.

Sizin taptıklarınıza ben tapmam.

Kelimeler
3

وَلَآ أَنتُمْ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ ۝٣

velâ entüm `âbidûne mâ a`büd.

Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.

Kelimeler
4

وَلَآ أَنَا۠ عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ ۝٤

velâ ene `âbidüm mâ `abettüm.

Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.

Kelimeler
5

وَلَآ أَنتُمْ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ ۝٥

velâ entüm `âbidûne mâ a`büd.

Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.

Kelimeler
6

لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِىَ دِينِ ۝٦

leküm dînüküm veliye dîn.

Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

Kelimeler

Nasr Suresi النصر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

إِذَا جَآءَ نَصْرُ ٱللَّهِ وَٱلْفَتْحُ ۝١

iẕâ câe naṣru-llâhi velfetḥ.

Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,

Kelimeler
2

وَرَأَيْتَ ٱلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفْوَاجًا ۝٢

veraeyte-nnâse yedḫulûne fî dîni-llâhi efvâcâ.

Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde,

Kelimeler
3

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَٱسْتَغْفِرْهُ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ تَوَّابًۢا ۝٣

fesebbiḥ biḥamdi rabbike vestagfirh. innehû kâne tevvâbâ.

Rabbini öğerek tesbih et, O'ndan bağışlanmanı dile, çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.

Kelimeler

Tebbet Suresi المسد

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

تَبَّتْ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ وَتَبَّ ۝١

tebbet yedâ ebî lehebiv vetebb.

Ebu Leheb'in elleri kurusun (yok olsun o), zaten yok oldu ya.

Kelimeler
2

مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُ مَالُهُۥ وَمَا كَسَبَ ۝٢

mâ agnâ `anhü mâlühû vemâ keseb.

Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı.

Kelimeler
3

سَيَصْلَىٰ نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ ۝٣

seyaṣlâ nâran ẕâte leheb.

(O), alevli bir ateşe girecektir.

Kelimeler
4

وَٱمْرَأَتُهُۥ حَمَّالَةَ ٱلْحَطَبِ ۝٤

vemraetüh. ḥammâlete-lḥaṭab.

Karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir).

Kelimeler
5

فِى جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍۭ ۝٥

fî cîdihâ ḥablüm mim mesed.

Boynunda da hurma lifinden bir ip olacaktır.

Kelimeler

İhlâs Suresi الإخلاص

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

قُلْ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ۝١

ḳul hüve-llâhü eḥad.

De ki; O Allah bir tektir.

Kelimeler
2

ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ ۝٢

allâhu-ṣṣamed.

Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir

Kelimeler
3

لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ۝٣

lem yelid velem yûled.

Doğurmadı ve doğurulmadı

Kelimeler
4

وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدٌۢ ۝٤

velem yekül lehû küfüven eḥad.

O 'na bir denk de olmadı.

Kelimeler

Felak Suresi الفلق

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1 Dua

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلْفَلَقِ ۝١

ḳul e`ûẕü birabbi-lfeleḳ.

De ki: "Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım,

Kelimeler
2 Dua

مِن شَرِّ مَا خَلَقَ ۝٢

min şerri mâ ḫaleḳ.

Yarattığı şeylerin şerrinden,

Kelimeler
3 Dua

وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ ۝٣

vemin şerri gâsiḳin iẕâ veḳab.

Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,

Kelimeler
4 Dua

وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلْعُقَدِ ۝٤

vemin şerri-nneffâŝâti fi-l`uḳad.

Ve düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden,

Kelimeler
5 Dua

وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ۝٥

vemin şerri ḥâsidin iẕâ ḥased.

Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.

Kelimeler

Nâs Suresi الناس

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1 Dua

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ ۝١

ḳul e`ûẕü birabbi-nnâs.

De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,

Kelimeler
2 Dua

مَلِكِ ٱلنَّاسِ ۝٢

meliki-nnâs.

İnsanların hükümdârına,

Kelimeler
3 Dua

إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ ۝٣

ilâhi-nnâs.

İnsanların ilâhına,

Kelimeler
4 Dua

مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ ۝٤

min şerri-lvesvâsi-lḫannâs.

O sinsi vesvesecinin şerrinden.

Kelimeler
5 Dua

ٱلَّذِى يُوَسْوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ ۝٥

elleẕî yüvesvisü fî ṣudûri-nnâs.

O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.

Kelimeler
6 Dua

مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ ۝٦

mine-lcinneti vennâs.

Gerek cinlerden, gerek insanlardan.

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu