Abese Suresi
عبس
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ ٣
vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.
Ne bilirsin, belki o temizlenecek?
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ ٤
ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.
Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.
وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ ٧
vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.
Onun temizlenmemesinden sana ne?
كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ ١١
kellâ innehâ teẕkirah.
Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.
قُتِلَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ ١٧
ḳutile-l'insânü mâ ekferah.
O kahrolası insan, ne nankör şey.
مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ ١٨
min eyyi şey'in ḫaleḳah.
O yaratan onu hangi şeyden yarattı?
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ ١٩
min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.
Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ ٢١
ŝümme emâtehû feaḳberah.
Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ ٢٢
ŝümme iẕâ şâe enşerah.
Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ ٢٣
kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.
Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi,
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ ٢٤
felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.
Bir de o insan yiyeceğine baksın.
ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا ٢٦
ŝümme şaḳaḳne-l'arḍa şeḳḳâ.
Sonra toprağı nasıl da yardık.
مَّتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ ٣٢
metâ`al leküm velien`âmiküm.
Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ ٣٣
feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.
Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,
يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ ٣٤
yevme yefirru-lmerü min eḫîh.
O gün kişi kaçar, kardeşinden...
لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ ٣٧
likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şe'nüy yugnîh.
Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ ٣٨
vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.
Yüzler var ki, o gün parıl parıl,
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ ٤٠
vevucûhüy yevmeiẕin `aleyhâ gaberah.
Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,
أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ ٤٢
ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.
İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.