İçeriğe geç
81

Tekvîr Suresi

التكوير

Ayet
29
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
7.
Cüz
30.
Kelime
104
Harf
435
Ebced
40.321

Mushaf'ta aç

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ ۝١

iẕe-şşemsü küvvirat.

Güneş katlanıp dürüldüğünde,

Kelimeler
2

وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ ۝٢

veiẕe-nnücûmü-nkederat.

Yıldızlar bulandığında,

Kelimeler
3

وَإِذَا ٱلْجِبَالُ سُيِّرَتْ ۝٣

veiẕe-lcibâlü süyyirat.

Dağlar yürütüldüğünde,

Kelimeler
4

وَإِذَا ٱلْعِشَارُ عُطِّلَتْ ۝٤

veiẕe-l`işâru `uṭṭilet.

Kıyılmaz mallar bırakıldığında,

Kelimeler
5

وَإِذَا ٱلْوُحُوشُ حُشِرَتْ ۝٥

veiẕe-lvuḥûşü ḥuşirat.

Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,

Kelimeler
6

وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ ۝٦

veiẕe-lbiḥâru süccirat.

Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),

Kelimeler
7

وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتْ ۝٧

veiẕe-nnüfûsü züvvicet.

Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),

Kelimeler
8

وَإِذَا ٱلْمَوْءُۥدَةُ سُئِلَتْ ۝٨

veiẕe-lmev'ûdetü süilet.

Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,

Kelimeler
9

بِأَىِّ ذَنۢبٍ قُتِلَتْ ۝٩

bieyyi ẕembin ḳutilet.

"Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.

Kelimeler
10

وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتْ ۝١٠

veiẕe-ṣṣuḥufü nüşirat.

Amel defterleri açıldığında,

Kelimeler
11

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتْ ۝١١

veiẕe-ssemâü küşiṭat.

Gök sıyrılıp açıldığında,

Kelimeler
12

وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ ۝١٢

veiẕe-lceḥîmü sü``irat.

Cehennem kızıştırıldığında,

Kelimeler
13

وَإِذَا ٱلْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ ۝١٣

veiẕe-lcennetü üzlifet.

Ve cennet yaklaştırıldığında,

Kelimeler
14

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّآ أَحْضَرَتْ ۝١٤

`alimet nefsüm mâ aḥḍarat.

Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.

Kelimeler
15

فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلْخُنَّسِ ۝١٥

felâ uḳsimü bilḫunnes.

Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),

Kelimeler
16

ٱلْجَوَارِ ٱلْكُنَّسِ ۝١٦

elcevâri-lkünnes.

O akıp akıp yuvasına gidenlere,

Kelimeler
17

وَٱلَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ ۝١٧

velleyli iẕâ `as`as.

Yöneldiği an geceye,

Kelimeler
18

وَٱلصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ ۝١٨

veṣṣubḥi iẕâ teneffes.

Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,

Kelimeler
19

إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ ۝١٩

innehû leḳavlü rasûlin kerîm.

Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.

Kelimeler
20

ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلْعَرْشِ مَكِينٍ ۝٢٠

ẕî ḳuvvetin `inde ẕi-l`arşi mekîn.

O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.

Kelimeler
21

مُّطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ ۝٢١

müṭâ`in ŝemme emîn.

Orada ona itaat edilir, güvenilir.

Kelimeler
22

وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍ ۝٢٢

vemâ ṣâḥibüküm bimecnûn.

Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.

Kelimeler
23

وَلَقَدْ رَءَاهُ بِٱلْأُفُقِ ٱلْمُبِينِ ۝٢٣

veleḳad raâhü bil'üfüḳi-lmübîn.

Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.

Kelimeler
24

وَمَا هُوَ عَلَى ٱلْغَيْبِ بِضَنِينٍ ۝٢٤

vemâ hüve `ale-lgaybi biḍanîn.

O, gayb hakkında cimri de değildir.

Kelimeler
25

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَـٰنٍ رَّجِيمٍ ۝٢٥

vemâ hüve biḳavli şeyṭânir racîm.

O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.

Kelimeler
26

فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ ۝٢٦

feeyne teẕhebûn.

Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?

Kelimeler
27

إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ ۝٢٧

in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,

Kelimeler
28

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ ۝٢٨

limen şâe minküm ey yesteḳîm.

İçinizden doğru gitmek isteyenler için.

Kelimeler
29

وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝٢٩

vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâhü rabbü-l`âlemîn.

Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu