Tekvîr Suresi
التكوير
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَإِذَا ٱلْوُحُوشُ حُشِرَتْ ٥
veiẕe-lvuḥûşü ḥuşirat.
Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,
وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ ٦
veiẕe-lbiḥâru süccirat.
Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),
وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتْ ٧
veiẕe-nnüfûsü züvvicet.
Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),
وَإِذَا ٱلْمَوْءُۥدَةُ سُئِلَتْ ٨
veiẕe-lmev'ûdetü süilet.
Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّآ أَحْضَرَتْ ١٤
`alimet nefsüm mâ aḥḍarat.
Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلْخُنَّسِ ١٥
felâ uḳsimü bilḫunnes.
Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),
وَٱلصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ ١٨
veṣṣubḥi iẕâ teneffes.
Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ ١٩
innehû leḳavlü rasûlin kerîm.
Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.
ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلْعَرْشِ مَكِينٍ ٢٠
ẕî ḳuvvetin `inde ẕi-l`arşi mekîn.
O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.
وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍ ٢٢
vemâ ṣâḥibüküm bimecnûn.
Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.
وَلَقَدْ رَءَاهُ بِٱلْأُفُقِ ٱلْمُبِينِ ٢٣
veleḳad raâhü bil'üfüḳi-lmübîn.
Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.
وَمَا هُوَ عَلَى ٱلْغَيْبِ بِضَنِينٍ ٢٤
vemâ hüve `ale-lgaybi biḍanîn.
O, gayb hakkında cimri de değildir.
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَـٰنٍ رَّجِيمٍ ٢٥
vemâ hüve biḳavli şeyṭânir racîm.
O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ ٢٧
in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.
O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,
لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ ٢٨
limen şâe minküm ey yesteḳîm.
İçinizden doğru gitmek isteyenler için.
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ٢٩
vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâhü rabbü-l`âlemîn.
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.