İnfitâr Suresi
الإنفطار
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَإِذَا ٱلْقُبُورُ بُعْثِرَتْ ٤
veiẕe-lḳubûru bü`ŝirat.
Kabirlerin içi dışına getirildiği vakit,
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ ٥
`alimet nefsüm mâ ḳaddemet veeḫḫarat.
Herkes neyi önünden gönderdiğini ve neyi geri bıraktığını bilir.
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَـٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلْكَرِيمِ ٦
yâ eyyühe-l'insânü mâ garrake birabbike-lkerîm.
Ey insan! İhsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?
ٱلَّذِى خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ ٧
elleẕî ḫaleḳake fesevvâke fe`adelek.
O Allah ki seni yarattı, seni düzgün yapılı kılıp ölçülü bir biçim verdi.
فِىٓ أَىِّ صُورَةٍ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ ٨
fî eyyi ṣûratim mâ şâe rakkebek.
Seni dilediği her hangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.
كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ ٩
kellâ bel tükeẕẕibûne biddîn.
Hayır hayır, siz cezayı yalanlıyorsunuz.
وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَـٰفِظِينَ ١٠
veinne `aleyküm leḥâfiżîn.
Oysa üzerinizde koruyucular var.
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ ١٢
ya`lemûne mâ tef`alûn.
Onlar, siz her ne yaparsanız bilirler
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ١٣
inne-l'ebrâra lefî ne`îm.
Kuşkusuz iyiler nimet içindedirler.
وَإِنَّ ٱلْفُجَّارَ لَفِى جَحِيمٍ ١٤
veinne-lfüccâra lefî ceḥîm.
Kötüler de cehennemdedirler.
وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَآئِبِينَ ١٦
vemâ hüm `anhâ bigâibîn.
Onlar o cehennemin gözünden kaçamazlar.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ ١٧
vemâ edrâke mâ yevmü-ddîn.
Ceza gününün ne olduğunu sen bilir misin?
ثُمَّ مَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ ١٨
ŝümme mâ edrâke mâ yevmü-ddîn.
Evet, bilir misin nedir acaba o ceza günü?
يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِّنَفْسٍ شَيْـًٔا ۖ وَٱلْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِّلَّهِ ١٩
yevme lâ temlikü nefsül linefsin şey'â. vel'emru yevmeiẕil lillâh.
O gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye sahip olamadığı gündür. O gün buyruk yalnız Allah'ındır.