Beled Suresi
البلد
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ ٢
veente ḥillüm bihâẕe-lbeled.
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ فِى كَبَدٍ ٤
leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed.
Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık.
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ ٥
eyaḥsebü el ley yaḳdira `aleyhi eḥad.
İnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor?
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا ٦
yeḳûlü ehlektü mâlel lübedâ.
Ben, yığın yığın mal yok ettim diyor.
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ٧
eyaḥsebü el lem yerahû eḥad.
Kendisini bir gören olmadı mı sanıyor?
فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ ١١
fele-ḳteḥame-l`aḳabeh.
Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ ١٢
vemâ edrâke me-l`aḳabeh.
Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?
أَوْ إِطْعَـٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ ١٤
ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh.
Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir,
أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ ١٦
ev miskînen ẕâ metrabeh.
Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ ١٧
ŝümme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâṣav biṣṣabri vetevâṣav bilmerḥameh.
Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ١٨
ülâike aṣḥâbü-lmeymeneh.
İşte bunlar, amel defterleri sağlarından verilenlerdir.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا هُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ١٩
velleẕîne keferû biâyâtinâ hüm aṣḥâbü-lmeş'emeh.
Âyetlerimizi tanımayanlar ise, onlardır işte amel defterleri sollarından verilenler.
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ ٢٠
`aleyhim nârum mü'ṣadeh.
Onların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır.