هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَـٰشِيَةِ ١
hel etâke ḥadîŝü-lgâşiyeh.
O her şeyi kuşatacak olan Kıyamet'in haberi sana geldi mi?
الغاشية
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَـٰشِيَةِ ١
hel etâke ḥadîŝü-lgâşiyeh.
O her şeyi kuşatacak olan Kıyamet'in haberi sana geldi mi?
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَـٰشِعَةٌ ٢
vucûhüy yevmeiẕin ḫâşi`ah.
Yüzler var ki, o gün eğilmiş, zillete düşmüştür.
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ ٥
tüsḳâ min `aynin âniyeh.
Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir.
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ ٦
leyse lehüm ṭa`âmün illâ min ḍarî`.
Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.
لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ ٧
lâ yüsminü velâ yugnî min cû`.
O da ne besler, ne de açlığı giderir.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ ٨
vucûhüy yevmeiẕin nâ`imeh.
Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ ١٧
efelâ yenżurûne ile-l'ibili keyfe ḫuliḳat.
Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?
وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ ١٨
veile-ssemâi keyfe rufi`at.
Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?
وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ ١٩
veile-lcibâli keyfe nüṣibet.
Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?
وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ ٢٠
veile-l'arḍi keyfe süṭiḥat.
Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?
فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ ٢١
feẕekkir innemâ ente müẕekkir.
Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ ٢٢
leste `aleyhim bimüṣayṭir.
Onların üzerinde bir zorba değilsin.
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ ٢٣
illâ men tevellâ vekefera.
Ancak kim yüz çevirir ve kâfir olursa,
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ ٢٤
feyü`aẕẕibühü-llâhü-l`aẕâbe-l'ekber.
Allah ona en büyük azap ile azap edecek.
إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ ٢٥
inne ileynâ iyâbehüm.
Kuşkusuz onlar döne dolaşa bize gelecekler.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم ٢٦
ŝümme inne `aleynâ ḥisâbehüm.
Sonra da bize hesap verecekler.