دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ ٩
Uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır.
اب toplam 24 kez geçiyor (Arapça metin, i̇çinde geçen). Ayrıntılı analiz
Mekkî Medenî
En çok geçtiği sureler: Sâffât 23
دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ ٩
Uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır.
إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ١٠
Ancak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder.
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ١٦
"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz?"
فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ ٣٣
O halde hepsi o gün azabda ortaktırlar.
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ ٥٣
"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?"
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ ٦٩
Çünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular.
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ ٨٥
O babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz?"
قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَـٰنًا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ ٩٧
Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَـٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ ١٠٢
Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
وَءَاتَيْنَـٰهُمَا ٱلْكِتَـٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ ١١٧
Hem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik.
ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ ١٢٦
Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi.
إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ ١٣٥
Ancak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç.
فَأْتُوا۟ بِكِتَـٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ ١٥٧
O halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı.
وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ١٧٥
Onlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir.
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ ١٧٦
Ya şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ١٧٩
(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir.