İçeriğe geç
74

Müddessir Suresi

المدثر

Ayet
56
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
4.
Cüz
29.
Kelime
256
Harf
1.035
Ebced
86.634

Mushaf'ta aç

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ ۝١

yâ eyyühe-lmüddeŝŝir.

Ey örtüsüne bürünen (Peygamber)!

Kelimeler
2

قُمْ فَأَنذِرْ ۝٢

ḳum feenẕir.

Kalk artık uyar.

Kelimeler
3

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ ۝٣

verabbeke fekebbir.

Sadece Rabbini yücelt.

Kelimeler
4

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ ۝٤

veŝiyâbeke feṭahhir.

Elbiseni temizle.

Kelimeler
5

وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ ۝٥

verrucze fehcür.

Pislikten sakın.

Kelimeler
6

وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ ۝٦

velâ temnün testekŝir.

Yaptığını çok görerek başa kakma.

Kelimeler
7

وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ ۝٧

velirabbike faṣbir.

Rabbin için sabret.

Kelimeler
8

فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ ۝٨

feiẕâ nüḳira fi-nnâḳûr.

O sûra üflendiği zaman,

Kelimeler
9

فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ ۝٩

feẕâlike yevmeiẕiy yevmün `asîr.

İşte o gün pek zorlu bir gündür.

Kelimeler
10

عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ ۝١٠

`ale-lkâfirîne gayru yesîr.

Kâfirler için hiç kolay değildir.

Kelimeler
11

ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا ۝١١

ẕernî vemen ḫalaḳtü veḥîdâ.

Tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak.

Kelimeler
12

وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا ۝١٢

vece`altü lehû mâlem memdûdâ.

Hem ona bol servet verdim.

Kelimeler
13

وَبَنِينَ شُهُودًا ۝١٣

vebenîne şühûdâ.

Hem göz önünde oğullar verdim.

Kelimeler
14

وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا ۝١٤

vemehhettü lehû temhîdâ.

Hem ona büyük imkânlar sağladım.

Kelimeler
15

ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ ۝١٥

ŝümme yaṭme`u en ezîd.

Sonra da şiddetle arzu eder ki daha da artırayım.

Kelimeler
16

كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَـٰتِنَا عَنِيدًا ۝١٦

kellâ. innehû kâne liâyâtinâ `anîdâ.

Hayır, çünkü o bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

Kelimeler
17

سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا ۝١٧

seürhiḳuhû ṣa`ûdâ.

Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

Kelimeler
18

إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ ۝١٨

innehû fekkera veḳaddera.

Çünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti.

Kelimeler
19

فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ ۝١٩

feḳutile keyfe ḳaddera.

Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.

Kelimeler
20

ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ ۝٢٠

ŝümme ḳutile keyfe ḳaddera.

Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.

Kelimeler
21

ثُمَّ نَظَرَ ۝٢١

ŝümme neżara.

Sonra baktı.

Kelimeler
22

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ ۝٢٢

ŝümme `abese vebesera.

Sonra kaşını çattı, surat astı.

Kelimeler
23

ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ ۝٢٣

ŝümme edbera vestekbera.

Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.

Kelimeler
24

فَقَالَ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ ۝٢٤

feḳâle in hâẕâ illâ siḥruy yü'ŝer.

"Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."

Kelimeler
25

إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ ۝٢٥

in hâẕâ illâ ḳavlü-lbeşer.

"Bu, sadece bir insan sözüdür."

Kelimeler
26

سَأُصْلِيهِ سَقَرَ ۝٢٦

seuṣlîhi seḳara.

Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacağım.

Kelimeler
27

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ ۝٢٧

vemâ edrâke mâ seḳar.

Bilir misin sen, nedir o sekar?

Kelimeler
28

لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ ۝٢٨

lâ tübḳî velâ teẕer.

Ne geriye bir şey kor, ne bırakır.

Kelimeler
29

لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ ۝٢٩

levvâḥatül lilbeşer.

Durmadan derileri kavurur.

Kelimeler
30

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ ۝٣٠

`aleyhâ tis`ate `aşer.

Üzerinde ondokuz (melek) vardır.

Kelimeler
31

وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَـٰنًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَـٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ ۝٣١

vemâ ce`alnâ aṣḥâbe-nnâri illâ melâikeh. vemâ ce`alnâ `iddetehüm illâ fitnetel lilleẕîne keferû liyesteyḳine-lleẕîne ûtü-lkitâbe veyezdâde-lleẕîne âmenû îmânev velâ yertâbe-lleẕîne ûtü-lkitâbe velmü'minûne veliyeḳûle-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velkâfirûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. vemâ ya`lemü cünûde rabbike illâ hû. vemâ hiye illâ ẕikrâ lilbeşer.

Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.

Kelimeler
32

كَلَّا وَٱلْقَمَرِ ۝٣٢

kellâ velḳamer.

Hayır, andolsun aya,

Kelimeler
33

وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ ۝٣٣

velleyli iẕ edbera.

Döndüğü an o geceye,

Kelimeler
34

وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ ۝٣٤

veṣṣubḥi iẕâ esfera.

Ve açtığı sıra o sabaha.

Kelimeler
35

إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ ۝٣٥

innehâ leiḥde-lküber.

Kuşkusuz o Sekar, büyük belalardan biridir.

Kelimeler
36

نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ ۝٣٦

neẕîral lilbeşer.

Uyarmak için insanları..

Kelimeler
37

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ ۝٣٧

limen şâe minküm ey yeteḳaddeme ev yeteeḫḫar.

İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri..

Kelimeler
38

كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ ۝٣٨

küllü nefsim bimâ kesebet rahîneh.

Her nefis kendi kazancına bağlıdır.

Kelimeler
39

إِلَّآ أَصْحَـٰبَ ٱلْيَمِينِ ۝٣٩

illâ aṣḥâbe-lyemîn.

Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.

Kelimeler
40

فِى جَنَّـٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ ۝٤٠

fî cennâtin. yetesâelûn.

Onlar cennettedirler, sorup dururlar.

Kelimeler
41

عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ ۝٤١

`ani-lmücrimîn.

Suçluların durumunu.

Kelimeler
42

مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ ۝٤٢

mâ selekeküm fî seḳara.

"Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye.

Kelimeler
43

قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ ۝٤٣

ḳâlû lem nekü mine-lmüṣallîn.

Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."

Kelimeler
44

وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ ۝٤٤

velem nekü nuṭ`imü-lmiskîn.

"Yoksula da yedirmezdik."

Kelimeler
45

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ ۝٤٥

vekünnâ neḫûḍu me`a-lḫâiḍîn.

"Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."

Kelimeler
46

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ ۝٤٦

vekünnâ nükeẕẕibü biyevmi-ddîn.

"Ceza gününü yalanlardık."

Kelimeler
47

حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ ۝٤٧

ḥattâ etâne-lyeḳîn.

"Nihayet bize ölüm gelip çattı."

Kelimeler
48

فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ ۝٤٨

femâ tenfe`uhüm şefâ`atü-şşâfi`în.

Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.

Kelimeler
49

فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ ۝٤٩

femâ lehüm `ani-tteẕkirati mü`riḍîn.

Şimdi o Kur'ân'dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var?

Kelimeler
50

كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ ۝٥٠

keennehüm ḥumürum müstenfirah.

Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri.

Kelimeler
51

فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ ۝٥١

ferrat min ḳasverah.

Arslandan kaçmaktalar.

Kelimeler
52

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً ۝٥٢

bel yürîdü küllü-mriim minhüm ey yü'tâ ṣuḥufem müneşşerah.

Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.

Kelimeler
53

كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ ۝٥٣

kellâ. bel lâ yeḫâfûne-l'âḫirah.

Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.

Kelimeler
54

كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ ۝٥٤

kellâ innehû teẕkirah.

Hayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür.

Kelimeler
55

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ۝٥٥

femen şâe ẕekerah.

Dileyen onu düşünür.

Kelimeler
56

وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۝٥٦

vemâ yeẕkürûne illâ ey yeşâe-llâh. hüve ehlü-ttaḳvâ veehlü-lmagfirah.

Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da.

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu