İçeriğe geç
75

Kıyâmet Suresi

القيامة

Ayet
40
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
31.
Cüz
29.
Kelime
164
Harf
676
Ebced
49.068

Mushaf'ta aç

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۝١

lâ uḳsimü biyevmi-lḳiyâmeh.

Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe.

Kelimeler
2

وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ ۝٢

velâ uḳsimü binnefsi-llevvâmeh.

Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.

Kelimeler
3

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ ۝٣

eyaḥsebü-l'insânü ellen necme`a `iżâmeh.

İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?

Kelimeler
4

بَلَىٰ قَـٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ ۝٤

belâ ḳâdirîne `alâ en nüsevviye benâneh.

Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.

Kelimeler
5

بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَـٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ ۝٥

bel yürîdü-l'insânü liyefcüra emâmeh.

Fakat insan günahı devam ettirmek ister.

Kelimeler
6

يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۝٦

yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh.

O kıyamet günü ne zaman? diye sorar.

Kelimeler
7

فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ ۝٧

feiẕâ beriḳa-lbeṣar.

Ne zaman ki o göz şimşek çakar,

Kelimeler
8

وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ ۝٨

veḫasefe-lḳamer.

Ay tutulur,

Kelimeler
9

وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ ۝٩

vecümi`a-şşemsü velḳamer.

Güneş ve ay toplanır,

Kelimeler
10

يَقُولُ ٱلْإِنسَـٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ ۝١٠

yeḳûlü-l'insânü yevmeiẕin eyne-lmeferr.

İşte o gün insan, "kaçacak yer neresi?" der.

Kelimeler
11

كَلَّا لَا وَزَرَ ۝١١

kellâ lâ vezer.

Hayır, hayır, yok bir siper.

Kelimeler
12

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ ۝١٢

ilâ rabbike yevmeiẕin-lmüsteḳarr.

O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.

Kelimeler
13

يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَـٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ ۝١٣

yünebbeü-l'insânü yevmeiẕim bimâ ḳaddeme veeḫḫar.

O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.

Kelimeler
14

بَلِ ٱلْإِنسَـٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌ ۝١٤

beli-l'insânü `alâ nefsihî beṣîrah.

Doğrusu insan kendi nefsini görür,

Kelimeler
15

وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ ۝١٥

velev elḳâ me`âẕîrah.

Bir takım özürler ortaya atsa da.

Kelimeler
16

لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ ۝١٦

lâ tüḥarrik bihî lisâneke lita`cele bih.

Onu hemen okumak için dilini depretme.

Kelimeler
17

إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ ۝١٧

inne `aleynâ cem`ahû veḳur'âneh.

Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.

Kelimeler
18

فَإِذَا قَرَأْنَـٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ ۝١٨

feiẕâ ḳara'nâhü fettebi` ḳur'âneh.

O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et.

Kelimeler
19

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ ۝١٩

ŝümme inne `aleynâ beyâneh.

Sonra onu açıklamak da bize aittir.

Kelimeler
20

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ ۝٢٠

kellâ bel tüḥibbûne-l`âcileh.

Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da

Kelimeler
21

وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ ۝٢١

veteẕerûne-l'âḫirah.

Ahireti bırakıyorsunuz.

Kelimeler
22

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ ۝٢٢

vucûhüy yevmeiẕin nâḍirah.

Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.

Kelimeler
23

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ ۝٢٣

ilâ rabbihâ nâżirah.

Rabbine bakar.

Kelimeler
24

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ ۝٢٤

vevucûhüy yevmeiẕim bâsirah.

Yüzler de var ki o gün asıktır.

Kelimeler
25

تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ ۝٢٥

teżunnü ey yüf`ale bihâ fâḳirah.

Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.

Kelimeler
26

كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ ۝٢٦

kellâ iẕâ belegati-tterâḳiy.

Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,

Kelimeler
27

وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍ ۝٢٧

veḳîle men râḳ.

"Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.

Kelimeler
28

وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ ۝٢٨

veżanne ennehü-lfirâḳ.

Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.

Kelimeler
29

وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ ۝٢٩

velteffeti-ssâḳu bissâḳ.

Bacak bacağa dolaşır..

Kelimeler
30

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ ۝٣٠

ilâ rabbike yevmeiẕin-lmesâḳ.

İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir.

Kelimeler
31

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ ۝٣١

felâ ṣaddeḳa velâ ṣallâ.

Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.

Kelimeler
32

وَلَـٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ۝٣٢

velâkin keẕẕebe vetevellâ.

Fakat yalanladı ve döndü.

Kelimeler
33

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ۝٣٣

ŝümme ẕehebe ilâ ehlihî yetemeṭṭâ.

Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.

Kelimeler
34

أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ ۝٣٤

evlâ leke feevlâ.

Gerektir o bela sana, gerek.

Kelimeler
35

ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ ۝٣٥

ŝümme evlâ leke feevlâ.

Evet, gerektir o bela sana gerek.

Kelimeler
36

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى ۝٣٦

eyaḥsebü-l'insânü ey yütrake südâ.

İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?

Kelimeler
37

أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ ۝٣٧

elem yekü nuṭfetem mim meniyyiy yümnâ.

O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi?

Kelimeler
38

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ ۝٣٨

ŝümme kâne `aleḳaten feḫaleḳa fesevvâ.

Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.

Kelimeler
39

فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ ۝٣٩

fece`ale minhü-zzevceyni-ẕẕekera vel'ünŝâ.

Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.

Kelimeler
40

أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ ۝٤٠

eleyse ẕâlike biḳâdirin `alâ ey yuḥyiye-lmevtâ.

Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu