İçeriğe geç
77

Mürselât Suresi

المرسلات

Ayet
50
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
33.
Cüz
29.
Kelime
181
Harf
841
Ebced
71.830

Mushaf'ta aç

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ عُرْفًا ۝١

velmürselâti `urfâ.

Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,

Kelimeler
2

فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ عَصْفًا ۝٢

fel`âṣifâti `aṣfâ.

Büküp devirenlere,

Kelimeler
3

وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ نَشْرًا ۝٣

vennâşirâti neşrâ.

Yaydıkça yayanlara,

Kelimeler
4

فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ فَرْقًا ۝٤

felfâriḳâti ferḳâ.

Seçip ayıranlara,

Kelimeler
5

فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْرًا ۝٥

felmülḳiyâti ẕikrâ.

Bir öğüt bırakanlara,

Kelimeler
6

عُذْرًا أَوْ نُذْرًا ۝٦

`uẕran ev nüẕrâ.

Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,

Kelimeler
7

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ ۝٧

innemâ tû`adûne levâḳi`.

Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır.

Kelimeler
8

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ ۝٨

feiẕe-nnücûmü ṭumiset.

Hani o yıldızlar silindiği zaman,

Kelimeler
9

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ ۝٩

veiẕe-ssemâü füricet.

Gök yarıldığı zaman,

Kelimeler
10

وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ ۝١٠

veiẕe-lcibâlü nüsifet.

Dağlar savrulduğu zaman,

Kelimeler
11

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ ۝١١

veiẕe-rrusülü üḳḳitet.

Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman,

Kelimeler
12

لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ ۝١٢

lieyyi yevmin üccilet.

Bunlar hangi güne ertelendiler?

Kelimeler
13

لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ ۝١٣

liyevmi-lfaṣl.

Hüküm gününe..

Kelimeler
14

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۝١٤

vemâ edrâke mâ yevmü-lfaṣl.

Bildin mi, nedir o hüküm günü?

Kelimeler
15

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝١٥

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
16

أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٦

elem nühliki-l'evvelîn.

Biz, öncekileri helak etmedik mi?

Kelimeler
17

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝١٧

ŝümme nütbi`uhümü-l'âḫirîn.

Sonra geridekileri de onlara katarız.

Kelimeler
18

كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ ۝١٨

keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.

Biz suçlulara böyle yaparız.

Kelimeler
19

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝١٩

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vah haline!

Kelimeler
20

أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ ۝٢٠

elem naḫlukküm mim mâim mehîn.

Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?

Kelimeler
21

فَجَعَلْنَـٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ ۝٢١

fece`alnâhü fî ḳarârim mekîn.

Onu sağlam bir yerde oturttuk.

Kelimeler
22

إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ ۝٢٢

ilâ ḳaderim ma`lûm.

Belli bir süreye kadar.

Kelimeler
23

فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَـٰدِرُونَ ۝٢٣

feḳadernâ. feni`me-lḳâdirûn.

Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.

Kelimeler
24

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٢٤

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
25

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا ۝٢٥

elem nec`ali-l'arḍa kifâtâ.

Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?

Kelimeler
26

أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا ۝٢٦

aḥyâev veemvâtâ.

Gerek diriler, gerekse ölüler için.

Kelimeler
27

وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍ وَأَسْقَيْنَـٰكُم مَّآءً فُرَاتًا ۝٢٧

vece`alnâ fîhâ ravâsiye şâmiḫâtiv veesḳaynâküm mâen fürâtâ.

Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?

Kelimeler
28

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٢٨

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
29

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ۝٢٩

inṭaliḳû ilâ mâ küntüm bihî tükeẕẕibûn.

(Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru."

Kelimeler
30

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍ ۝٣٠

inṭaliḳû ilâ żillin ẕî ŝelâŝi şu`ab.

"Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)."

Kelimeler
31

لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ ۝٣١

lâ żalîliv velâ yugnî mine-lleheb.

O, ne gölgelendirir, ne alevden korur.

Kelimeler
32

إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ ۝٣٢

innehâ termî bişerarin kelḳaṣr.

O, saray gibi kıvılcımlar atar.

Kelimeler
33

كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتٌ صُفْرٌ ۝٣٣

keennehû cimâlâtün ṣufr.

Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).

Kelimeler
34

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٣٤

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
35

هَـٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ ۝٣٥

hâẕâ yevmü lâ yenṭiḳûn.

Bugün, konuşamıyacakları gündür.

Kelimeler
36

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ ۝٣٦

velâ yü'ẕenü lehüm feya`teẕirûn.

Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.

Kelimeler
37

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٣٧

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
38

هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَـٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ ۝٣٨

hâẕâ yevmü-lfaṣl. cema`nâküm vel'evvelîn.

Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.

Kelimeler
39

فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ ۝٣٩

fein kâne leküm keydün fekîdûn.

Bir hileniz varsa beni atlatın.

Kelimeler
40

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٤٠

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
41

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍ وَعُيُونٍ ۝٤١

inne-lmütteḳîne fî żilâliv ve`uyûn.

Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.

Kelimeler
42

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ ۝٤٢

vefevâkihe mimmâ yeştehûn.

Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.

Kelimeler
43

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٤٣

külû veşrabû henîem bimâ küntüm ta`melûn.

(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).

Kelimeler
44

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ۝٤٤

innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.

Kelimeler
45

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٤٥

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
46

كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ ۝٤٦

külû vetemette`û ḳalîlen inneküm mücrimûn.

Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.

Kelimeler
47

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٤٧

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
48

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ ۝٤٨

veiẕâ ḳîle lehümü-rke`û lâ yerke`ûn.

Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.

Kelimeler
49

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٤٩

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Vay haline o gün yalanlayanların!

Kelimeler
50

فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ ۝٥٠

febieyyi ḥadîŝim ba`dehû yü'minûn.

Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu