İçeriğe geç
56

Vâkıa Suresi

الواقعة

Ayet
96
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
46.
Cüz
27.
Kelime
379
Harf
1.756
Ebced
124.268

Mushaf'ta aç

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ ۝١

iẕâ veḳa`ati-lvâḳi`ah.

Olacak vak'a olduğu zaman

Kelimeler
2

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ ۝٢

leyse livaḳ`atihâ kâẕibeh.

Onun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur.

Kelimeler
3

خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ ۝٣

ḫâfiḍatür râfi`ah.

O, alçaltıcıdır, yükselticidir.

Kelimeler
4

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا ۝٤

iẕâ rucceti-l'arḍu raccâ.

Yer şiddetle sarsıldığı

Kelimeler
5

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا ۝٥

vebüsseti-lcibâlü bessâ.

Dağlar serpildikçe serpildiği

Kelimeler
6

فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا ۝٦

fekânet hebâem mümbeŝŝâ.

Dağılıp toz duman haline geldiği

Kelimeler
7

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَـٰثَةً ۝٧

veküntüm ezvâcen ŝelâŝeh.

Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman

Kelimeler
8

فَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ۝٨

feaṣḥâbü-lmeymeneti mâ aṣḥâbü-lmeymeneh.

Sağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar!

Kelimeler
9

وَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ۝٩

veaṣḥâbü-lmeş'emeti mâ aṣḥâbü-lmeş'emeh.

Solun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar!

Kelimeler
10

وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ ۝١٠

vessâbiḳûne-ssâbiḳûn.

Önde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.

Kelimeler
11

أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ ۝١١

ülâike-lmüḳarrabûn.

İşte o yaklaştırılanlar,

Kelimeler
12

فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ ۝١٢

fî cennâti-nne`îm.

Nimet cennetlerindedirler.

Kelimeler
13

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٣

ŝülletüm mine-l'evvelîn.

Çoğu önceki ümmetlerden,

Kelimeler
14

وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝١٤

veḳalîlüm mine-l'âḫirîn.

Birazı da sonrakilerden.

Kelimeler
15

عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ ۝١٥

`alâ sürurim mevḍûneh.

(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

Kelimeler
16

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَـٰبِلِينَ ۝١٦

müttekiîne `aleyhâ müteḳâbilîn.

Karşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar.

Kelimeler
17

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ ۝١٧

yeṭûfü `aleyhim vildânüm müḫalledûn.

Çevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar.

Kelimeler
18

بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ ۝١٨

biekvâbiv veebârîḳa veke'sim mim me`în.

Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.

Kelimeler
19

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ ۝١٩

lâ yüṣadde`ûne `anhâ velâ yünzifûn.

Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.

Kelimeler
20

وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ۝٢٠

vefâkihetim mimmâ yeteḫayyerûn.

Beğendikleri meyvalar,

Kelimeler
21

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ۝٢١

velaḥmi ṭayrim mimmâ yeştehûn.

Canlarının çektiği kuş etleri,

Kelimeler
22

وَحُورٌ عِينٌ ۝٢٢

veḥûrun `în.

İri gözlü hûriler,

Kelimeler
23

كَأَمْثَـٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ ۝٢٣

keemŝâli-llü'lüi-lmeknûn.

Saklı inciler gibi,

Kelimeler
24

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ۝٢٤

cezâem bimâ kânû ya`melûn.

Yaptıklarına karşılık olarak verilir.

Kelimeler
25

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا ۝٢٥

lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ te'ŝîmâ.

Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

Kelimeler
26

إِلَّا قِيلًا سَلَـٰمًا سَلَـٰمًا ۝٢٦

illâ ḳîlen selâmen selâmâ.

Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.

Kelimeler
27

وَأَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ ۝٢٧

veaṣḥâbü-lyemîni mâ aṣḥâbü-lyemîn.

Sağın adamları, nedir o sağın adamları!

Kelimeler
28

فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ ۝٢٨

fî sidrim maḫḍûd.

Dalbastı kirazlar,

Kelimeler
29

وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ ۝٢٩

veṭalḥim menḍûd.

Meyva dizili muzlar,

Kelimeler
30

وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ ۝٣٠

veżillim memdûd.

Uzamış gölgeler,

Kelimeler
31

وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ ۝٣١

vemâim meskûb.

Fışkıran sular.

Kelimeler
32

وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ ۝٣٢

vefâkihetin keŝîrah.

Pek çok meyva arasında,

Kelimeler
33

لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ ۝٣٣

lâ maḳṭû`ativ velâ memnû`ah.

Tükenmeyen ve yasaklanmayan

Kelimeler
34

وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ ۝٣٤

vefüruşim merfû`ah.

Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.

Kelimeler
35

إِنَّآ أَنشَأْنَـٰهُنَّ إِنشَآءً ۝٣٥

innâ enşe'nâhünne inşââ.

Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).

Kelimeler
36

فَجَعَلْنَـٰهُنَّ أَبْكَارًا ۝٣٦

fece`alnâhünne ebkârâ.

Onları bâkireler yaptık.

Kelimeler
37

عُرُبًا أَتْرَابًا ۝٣٧

`uruben etrâbâ.

Hep yaşıt sevgililer,

Kelimeler
38

لِّأَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٣٨

liaṣḥâbi-lyemîn.

Sağın adamları içindir.

Kelimeler
39

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ۝٣٩

ŝülletüm mine-l'evvelîn.

Bir çoğu öncekilerdendir.

Kelimeler
40

وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝٤٠

veŝülletüm mine-l'âḫirîn.

Bir çoğu da sonrakilerdendir.

Kelimeler
41

وَأَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ ۝٤١

veaṣḥâbü-şşimâli mâ aṣḥâbü-şşimâl.

Solun adamları, nedir o solcular!

Kelimeler
42

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ ۝٤٢

fî semûmiv veḥamîm.

İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde,

Kelimeler
43

وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ ۝٤٣

veżillim miy yaḥmûm.

Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.

Kelimeler
44

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ ۝٤٤

lâ bâridiv velâ kerîm.

Ki ne serindir, ne de faydalı.

Kelimeler
45

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ ۝٤٥

innehüm kânû ḳable ẕâlike mütrafîn.

Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.

Kelimeler
46

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ ۝٤٦

vekânû yüṣirrûne `ale-lḥinŝi-l`ażîm.

Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.

Kelimeler
47

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ۝٤٧

vekânû yeḳûlûne eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.

Ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"

Kelimeler
48

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ ۝٤٨

eveâbâüne-l'evvelûn.

"Önceki atalarımızda mı?"

Kelimeler
49

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ ۝٤٩

ḳul inne-l'evvelîne vel'âḫirîn.

De ki: "Öncekiler ve sonrakiler"

Kelimeler
50

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ۝٥٠

lemecmû`ûne ilâ mîḳâti yevmim ma`lûm.

"Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."

Kelimeler
51

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ ۝٥١

ŝümme inneküm eyyühe-ḍḍâllûne-lmükeẕẕibûn.

Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar!

Kelimeler
52

لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ ۝٥٢

leâkilûne min şecerim min zeḳḳûm.

Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

Kelimeler
53

فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ ۝٥٣

femâliûne minhe-lbüṭûn.

Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız.

Kelimeler
54

فَشَـٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ ۝٥٤

feşâribûne `aleyhi mine-lḥamîm.

Üstüne de kaynar su içeceksiniz.

Kelimeler
55

فَشَـٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ ۝٥٥

feşâribûne şürbe-lhîm.

Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.

Kelimeler
56

هَـٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ ۝٥٦

hâẕâ nüzülühüm yevme-ddîn.

İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.

Kelimeler
57

نَحْنُ خَلَقْنَـٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ ۝٥٧

naḥnü ḫalaḳnâküm felevlâ tüṣaddiḳûn.

Biz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi?

Kelimeler
58

أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ ۝٥٨

eferaeytüm mâ tümnûn.

Attığınız meniyi gördünüz mü?

Kelimeler
59

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَـٰلِقُونَ ۝٥٩

eentüm taḫlüḳûnehû em naḥnü-lḫâliḳûn.

Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

Kelimeler
60

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ ۝٦٠

naḥnü ḳaddernâ beynekümü-lmevte vemâ naḥnü bimesbûḳîn.

Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.

Kelimeler
61

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَـٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ ۝٦١

`alâ en nübeddile emŝâleküm venünşieküm fî mâ lâ ta`lemûn.

Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).

Kelimeler
62

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ ۝٦٢

veleḳad `alimtümü-nneş'ete-l'ûlâ felevlâ teẕekkerûn.

Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

Kelimeler
63

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ ۝٦٣

eferaeytüm mâ taḥruŝûn.

Ektiğinizi gördünüz mü?

Kelimeler
64

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ ۝٦٤

eentüm tezra`ûnehû em naḥnü-zzâri`ûn.

Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

Kelimeler
65

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ۝٦٥

lev neşâü lece`alnâhü ḥuṭâmen feżaltüm tefekkehûn.

Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.

Kelimeler
66

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ ۝٦٦

innâ lemugramûn.

"Doğrusu borç altına girdik."

Kelimeler
67

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ۝٦٧

bel naḥnü maḥrûmûn.

"Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz).

Kelimeler
68

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ ۝٦٨

eferaeytümü-lmâe-lleẕî teşrabûn.

İçtiğiniz suya baktınız mı?

Kelimeler
69

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ ۝٦٩

eentüm enzeltümûhü mine-lmüzni em naḥnü-lmünzilûn.

Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

Kelimeler
70

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَـٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ ۝٧٠

lev neşâü ce`alnâhü ücâcen felevlâ teşkürûn.

Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya!

Kelimeler
71

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ ۝٧١

eferaeytümü-nnâra-lletî tûrûn.

Yaktığınız ateşi gördünüz mü?

Kelimeler
72

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ ۝٧٢

eentüm enşe'tüm şeceratehâ em naḥnü-lmünşiûn.

Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

Kelimeler
73

نَحْنُ جَعَلْنَـٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلْمُقْوِينَ ۝٧٣

naḥnü ce`alnâhâ teẕkiratev vemetâ`al lilmuḳvîn.

Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.

Kelimeler
74

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ۝٧٤

fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.

Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.

Kelimeler
75

۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ ۝٧٥

felâ uḳsimü bimevâḳi`i-nnücûm.

Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim.

Kelimeler
76

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ ۝٧٦

veinnehû leḳasemül lev ta`lemûne `ażîm.

Bilirseniz bu büyük bir yemindir.

Kelimeler
77

إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ ۝٧٧

innehû leḳur'ânün kerîm.

O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.

Kelimeler
78

فِى كِتَـٰبٍ مَّكْنُونٍ ۝٧٨

fî kitâbim meknûn.

Korunmuş bir kitaptadır.

Kelimeler
79

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ ۝٧٩

lâ yemessühû ille-lmüṭahherûn.

Ona temizlenenlerden başkası el süremez.

Kelimeler
80

تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝٨٠

tenzîlüm mir rabbi-l`âlemîn.

(O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.

Kelimeler
81

أَفَبِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ ۝٨١

efebihâẕe-lḥadîŝi entüm müdhinûn.

Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

Kelimeler
82

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ ۝٨٢

vetec`alûne rizḳaküm enneküm tükeẕẕibûn.

Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?

Kelimeler
83

فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ ۝٨٣

felevlâ iẕâ belegati-lḥulḳûm.

Can boğaza dayandığı zaman

Kelimeler
84

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ ۝٨٤

veentüm ḥîneiẕin tenżurûn.

Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.

Kelimeler
85

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَـٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ ۝٨٥

venaḥnü aḳrabü ileyhi minküm velâkil lâ tübṣirûn.

Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.

Kelimeler
86

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ ۝٨٦

felevlâ in küntüm gayra medînîn.

Eğer cezalandırılmayacak iseniz,

Kelimeler
87

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ ۝٨٧

terci`ûnehâ in küntüm ṣâdiḳîn.

Onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.

Kelimeler
88

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ ۝٨٨

feemmâ in kâne mine-lmüḳarrabîn.

Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,

Kelimeler
89

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ ۝٨٩

feravḥuv verayḥânüv vecennâtü ne`îm.

Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.

Kelimeler
90

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٩٠

veemmâ in kâne min aṣḥâbi-lyemîn.

Eğer O, sağın adamlarından ise,

Kelimeler
91

فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٩١

feselâmül leke min aṣḥâbi-lyemîn.

"(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!"

Kelimeler
92

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ ۝٩٢

veemmâ in kâne mine-lmükeẕẕibîne-ḍḍâllîn.

Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;

Kelimeler
93

فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ ۝٩٣

fenüzülüm min ḥamîm.

İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

Kelimeler
94

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ ۝٩٤

vetaṣliyetü ceḥîm.

Ve cehenneme atılma vardır.

Kelimeler
95

إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ ۝٩٥

inne hâẕâ lehüve ḥaḳḳu-lyeḳîn.

Kesin gerçek budur işte.

Kelimeler
96

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ۝٩٦

fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.

Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu