فَلْيَضْحَكُوا۟ قَلِيلًا وَلْيَبْكُوا۟ كَثِيرًا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ٨٢
felyaḍḥakû ḳalîlev velyebkû keŝîrâ. cezâem bimâ kânû yeksibûn.
Kazandıkları günahın cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlar.
Türkçe ya da Arapça bir kelime yazın. Arapça kelimelerde kök ve sözlük biçimine göre de sayabilirsiniz.
Örnekler: zeytin, incir, ع ل م kökü, يوم (gün), شهر (ay), en sık kökler
Sayım Quranic Arabic Corpus kök verisine göre, bu kökten türeyen bütün kelimeler üzerinden yapıldı.
Mekkî Medenî
En çok geçtiği sureler: Necm 2, Tevbe 1, Yûsuf 1, İsrâ 1, Meryem 1
| Kelime | Tür | Ebced | Adet |
|---|---|---|---|
| يَبْكُونَ | Muzâri fiil | 88 | 2 |
| وَلْيَبْكُوا۟ | Muzâri fiil | 75 | 1 |
| وَبُكِيًّا | Nasb edatı | 39 | 1 |
| وَأَبْكَىٰ | Mâzi fiil | 39 | 1 |
| تَبْكُونَ | Muzâri fiil | 478 | 1 |
| بَكَتْ | Mâzi fiil | 422 | 1 |
فَلْيَضْحَكُوا۟ قَلِيلًا وَلْيَبْكُوا۟ كَثِيرًا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ٨٢
felyaḍḥakû ḳalîlev velyebkû keŝîrâ. cezâem bimâ kânû yeksibûn.
Kazandıkları günahın cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlar.
وَجَآءُوٓ أَبَاهُمْ عِشَآءً يَبْكُونَ ١٦
vecâû ebâhüm `işâey yebkûn.
Ve yatsı vakti, ağlayarak babalarına geldiler.
وَيَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعًا ۩ ١٠٩ ۩
veyeḫirrûne lil'eẕḳâni yebkûne veyezîdühüm ḫuşû`â.
Ve ağlayarak yüzleri üstü secdeye kapanırlar. Hem de bu Kur'ân'ı işitmek onların Allah'a teslimiyetlerini daha da artırır.
أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِن ذُرِّيَّةِ ءَادَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْرَٰٓءِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَٱجْتَبَيْنَآ ۚ إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتُ ٱلرَّحْمَـٰنِ خَرُّوا۟ سُجَّدًا وَبُكِيًّا ۩ ٥٨ ۩
ülâike-lleẕîne en`ame-llâhü `aleyhim mine-nnebiyyîne min ẕürriyyeti âdeme vemimmen ḥamelnâ me`a nûḥ. vemin ẕürriyyeti ibrâhîme veisrâîle vemimmen hedeynâ vectebeynâ. iẕâ tütlâ `aleyhim âyâtü-rraḥmâni ḫarrû süccedev vebükiyyâ.
İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan ve gemide Nuh ile beraber taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail'in soyundan, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Kendilerine Rahmân (olan Allah)ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ ٢٩
femâ beket `aleyhimü-ssemâü vel'arḍu vemâ kânû münżarîn.
Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ ٤٣
veennehû hüve aḍḥake veebkâ.
Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.