يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍۭ ٤٥
yüṭâfü `aleyhim bike'sim mim me`în.
İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.
Türkçe ya da Arapça bir kelime yazın. Arapça kelimelerde kök ve sözlük biçimine göre de sayabilirsiniz.
Örnekler: zeytin, incir, ع ل م kökü, يوم (gün), شهر (ay), en sık kökler
Sayım sözlük biçimine (lemma) göre yapıldı; ön ekli ve çekimli biçimler dahildir.
Mekkî Medenî
En çok geçtiği sureler: İnsan 2, Sâffât 1, Tûr 1, Vâkıa 1, Nebe' 1
| Kelime | Tür | Ebced | Adet |
|---|---|---|---|
| كَأْسًا | Nasb edatı | 82 | 2 |
| وَكَأْسًا | Nasb edatı | 88 | 1 |
| وَكَأْسٍ | İsim | 87 | 1 |
| كَأْسٍ | İsim | 81 | 1 |
| بِكَأْسٍ | İsim | 83 | 1 |
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍۭ ٤٥
yüṭâfü `aleyhim bike'sim mim me`în.
İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.
يَتَنَـٰزَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ ٢٣
yetenâza`ûne fîhâ ke'sel lâ lagvun fîhâ velâ te'ŝîm.
Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma.
بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ ١٨
biekvâbiv veebârîḳa veke'sim mim me`în.
Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا ٥
inne-l'ebrâra yeşrabûne min ke'sin kâne mizâcühâ kâfûrâ.
Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler.
وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا ١٧
veyüsḳavne fîhâ ke'sen kâne mizâcühâ zencebîlâ.
Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir.