قَالُوا۟ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِى ضَلَـٰلِكَ ٱلْقَدِيمِ ٩٥
ḳâlû tellâhi inneke lefî ḍalâlike-lḳadîm.
Dediler ki: "Vallahi sen hâlâ o eski şaşkınlığındasın."
Türkçe ya da Arapça bir kelime yazın. Arapça kelimelerde kök ve sözlük biçimine göre de sayabilirsiniz.
Örnekler: zeytin, incir, ع ل م kökü, يوم (gün), شهر (ay), en sık kökler
Sayım sözlük biçimine (lemma) göre yapıldı; ön ekli ve çekimli biçimler dahildir.
Mekkî Medenî
| Kelime | Tür | Ebced | Adet |
|---|---|---|---|
| ٱلْقَدِيمِ | Sıfat | 185 | 2 |
| قَدِيمٌ | Sıfat | 154 | 1 |
قَالُوا۟ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِى ضَلَـٰلِكَ ٱلْقَدِيمِ ٩٥
ḳâlû tellâhi inneke lefî ḍalâlike-lḳadîm.
Dediler ki: "Vallahi sen hâlâ o eski şaşkınlığındasın."
وَٱلْقَمَرَ قَدَّرْنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلْعُرْجُونِ ٱلْقَدِيمِ ٣٩
velḳamera ḳaddernâhü menâzile ḥattâ `âde kel`urcûni-lḳadîm.
Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْ كَانَ خَيْرًا مَّا سَبَقُونَآ إِلَيْهِ ۚ وَإِذْ لَمْ يَهْتَدُوا۟ بِهِۦ فَسَيَقُولُونَ هَـٰذَآ إِفْكٌ قَدِيمٌ ١١
veḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenû lev kâne ḫayram mâ sebeḳûnâ ileyh. veiẕ lem yehtedû bihî feseyeḳûlûne hâẕâ ifkün ḳadîm.
İnkâr edenler, iman ednler için: "Eğer İslâm'da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi geçemezlerdi." derler. Bununla muvaffak olamayınca da: "Bu eski bir yalandır." diyeceklerdir.