فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ ١٠٧
feelḳâ `aṣâhü feiẕâ hiye ŝü`bânüm mübîn.
Bunun üzerine Musa, asâsını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi.
Türkçe ya da Arapça bir kelime yazın. Arapça kelimelerde kök ve sözlük biçimine göre de sayabilirsiniz.
Örnekler: zeytin, incir, ع ل م kökü, يوم (gün), شهر (ay), en sık kökler
Harekesiz yazımı birebir "فالقي" olan kelimeler sayıldı. Ön ekli biçimler (و، ب، ل، ال) ayrı kelime sayılır; hepsini görmek için kök veya lemma seçin.
Mekkî Medenî
| Kelime | Tür | Ebced | Adet |
|---|---|---|---|
| فَأَلْقَىٰ | Mâzi fiil | 221 | 5 |
فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ ١٠٧
feelḳâ `aṣâhü feiẕâ hiye ŝü`bânüm mübîn.
Bunun üzerine Musa, asâsını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi.
فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَـٰرُونَ وَمُوسَىٰ ٧٠
feülḳiye-sseḥaratü sücceden ḳâlû âmennâ birabbi hârûne vemûsâ.
Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler.
فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ ٣٢
feelḳâ `aṣâhü feiẕâ hiye ŝü`bânüm mübîn.
Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.
فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ ٤٥
feelḳâ mûsâ `aṣâhü feiẕâ hiye telḳafü mâ ye'fikûn.
Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!
فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَـٰجِدِينَ ٤٦
feülḳiye-sseḥaratü sâcidîn.
Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.