أُبَلِّغُكُمْ رِسَـٰلَـٰتِ رَبِّى وَأَنَا۠ لَكُمْ نَاصِحٌ أَمِينٌ ٦٨
übelliguküm risâlâti rabbî veenâ leküm nâṣiḥun emîn.
"Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
Türkçe ya da Arapça bir kelime yazın. Arapça kelimelerde kök ve sözlük biçimine göre de sayabilirsiniz.
Örnekler: zeytin, incir, ع ل م kökü, يوم (gün), شهر (ay), en sık kökler
Sayım sözlük biçimine (lemma) göre yapıldı; ön ekli ve çekimli biçimler dahildir.
Mekkî Medenî
En çok geçtiği sureler: Şuarâ 6, Duhân 2, A'râf 1, Yûsuf 1, Neml 1
| Kelime | Tür | Ebced | Adet |
|---|---|---|---|
| أَمِينٌ | Sıfat | 101 | 11 |
| ٱلْأَمِينُ | Sıfat | 132 | 3 |
أُبَلِّغُكُمْ رِسَـٰلَـٰتِ رَبِّى وَأَنَا۠ لَكُمْ نَاصِحٌ أَمِينٌ ٦٨
übelliguküm risâlâti rabbî veenâ leküm nâṣiḥun emîn.
"Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦٓ أَسْتَخْلِصْهُ لِنَفْسِى ۖ فَلَمَّا كَلَّمَهُۥ قَالَ إِنَّكَ ٱلْيَوْمَ لَدَيْنَا مَكِينٌ أَمِينٌ ٥٤
veḳâle-lmelikü-'tûnî bihî estaḫliṣhü linefsî. felemmâ kellemehû ḳâle inneke-lyevme ledeynâ mekînün emîn.
Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim." Sonra onunla konuşunca da: "Sen bugün yanımızda gerçekten büyük bir mevki sahibisin, güvenilir birisin" dedi.
إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ١٠٧
innî leküm rasûlün emîn.
"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.
إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ١٢٥
innî leküm rasûlün emîn.
"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim."
إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ١٤٣
innî leküm rasûlün emîn.
"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ١٦٢
innî leküm rasûlün emîn.
"Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ١٧٨
innî leküm rasûlün emîn.
"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ ١٩٣
nezele bihi-rrûḥu-l'emîn.
(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi;
قَالَ عِفْرِيتٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ ۖ وَإِنِّى عَلَيْهِ لَقَوِىٌّ أَمِينٌ ٣٩
ḳâle `ifrîtüm mine-lcinni ene âtîke bihî ḳable en teḳûme mim meḳâmik. veinnî `aleyhi leḳaviyyün emîn.
Cinlerden bir ifrit, "Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var." dedi.
قَالَتْ إِحْدَىٰهُمَا يَـٰٓأَبَتِ ٱسْتَـْٔجِرْهُ ۖ إِنَّ خَيْرَ مَنِ ٱسْتَـْٔجَرْتَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْأَمِينُ ٢٦
ḳâlet iḥdâhümâ yâ ebeti-ste'cirh. inne ḫayra meni-ste'certe-lḳaviyyü-l'emîn.
(Şuayb'ın) iki kızından biri: "Babacığım! Onu ücretle (çoban) tut. Çünkü ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, bu güçlü ve güvenilir adamdır" dedi.
أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ١٨
en eddû ileyye `ibâde-llâh. innî leküm rasûlün emîn.
O peygamber onlara şöyle demişti: "Esaretiniz altındaki Allah'ın kullarını bana teslim edin. Çünkü ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ ٥١
inne-lmütteḳîne fî meḳâmin emîn.
Şüphesiz ki kötülükten sakınanlar güvenli bir makamdadırlar.
وَهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ ٱلْأَمِينِ ٣
vehâẕe-lbeledi-l'emîn.
Ve bu güvenli beldeye andolsun ki,