إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ٤٥
inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.
Allahtan korkanlar, elbette cennetlerde ve pınarların başındadırlar.
Türkçe ya da Arapça bir kelime yazın. Arapça kelimelerde kök ve sözlük biçimine göre de sayabilirsiniz.
Örnekler: zeytin, incir, ع ل م kökü, يوم (gün), شهر (ay), en sık kökler
Harekesiz yazımı birebir "وعيون" olan kelimeler sayıldı. Ön ekli biçimler (و، ب، ل، ال) ayrı kelime sayılır; hepsini görmek için kök veya lemma seçin.
Mekkî Medenî
En çok geçtiği sureler: Şuarâ 3, Duhân 2, Hicr 1, Zâriyât 1, Mürselât 1
| Kelime | Tür | Ebced | Adet |
|---|---|---|---|
| وَعُيُونٍ | İsim | 142 | 8 |
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ٤٥
inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.
Allahtan korkanlar, elbette cennetlerde ve pınarların başındadırlar.
فَأَخْرَجْنَـٰهُم مِّن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ٥٧
feaḫracnâhüm min cennâtiv ve`uyûn.
Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,
وَجَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ١٣٤
vecennâtiv ve`uyûn.
"Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir."
كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ٢٥
kem terakû min cennâtiv ve`uyûn.
Onlar neler bırakmışlardı, ne bahçeler, ne pınarlar!
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ١٥
inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.
Şüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı.
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍ وَعُيُونٍ ٤١
inne-lmütteḳîne fî żilâliv ve`uyûn.
Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.