لِنُرِيَكَ مِنْ ءَايَـٰتِنَا ٱلْكُبْرَى ٢٣
linüriyeke min âyâtine-lkübrâ.
"Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık."
Türkçe ya da Arapça bir kelime yazın. Arapça kelimelerde kök ve sözlük biçimine göre de sayabilirsiniz.
Örnekler: zeytin, incir, ع ل م kökü, يوم (gün), شهر (ay), en sık kökler
Sayım sözlük biçimine (lemma) göre yapıldı; ön ekli ve çekimli biçimler dahildir.
Mekkî Medenî
En çok geçtiği sureler: Nâziât 2, Tâhâ 1, Duhân 1, Necm 1, Müddessir 1
| Kelime | Tür | Ebced | Adet |
|---|---|---|---|
| ٱلْكُبْرَى | Sıfat | 263 | 6 |
| ٱلْكُبَرِ | İsim | 253 | 1 |
لِنُرِيَكَ مِنْ ءَايَـٰتِنَا ٱلْكُبْرَى ٢٣
linüriyeke min âyâtine-lkübrâ.
"Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık."
يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ ١٦
yevme nebṭişü-lbaṭşete-lkübrâ. innâ münteḳimûn.
Biz o büyük şiddetle çarptığımız gün mutlaka intikamımızı alırız.
لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَـٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ ١٨
leḳad raâ min âyâti rabbihi-lkübrâ.
Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü.
إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ ٣٥
innehâ leiḥde-lküber.
Kuşkusuz o Sekar, büyük belalardan biridir.
فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ ٢٠
feerâhü-l'âyete-lkübrâ.
Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ ٣٤
feiẕâ câeti-ṭṭâmmetü-lkübrâ.
Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,
ٱلَّذِى يَصْلَى ٱلنَّارَ ٱلْكُبْرَىٰ ١٢
elleẕî yaṣle-nnâra-lkübrâ.
O ki, en büyük ateşe girecektir.