فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِم بِعِلْمٍ ۖ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ ٧
feleneḳuṣṣanne `aleyhim bi`ilmiv vemâ künnâ gâibîn.
Ve elbette onlara, olanbiten herşeyi bir bilgi ile anlatacağız; çünkü biz onlardan uzak değiliz.
Türkçe ya da Arapça bir kelime yazın. Arapça kelimelerde kök ve sözlük biçimine göre de sayabilirsiniz.
Örnekler: zeytin, incir, ع ل م kökü, يوم (gün), شهر (ay), en sık kökler
Sayım sözlük biçimine (lemma) göre yapıldı; ön ekli ve çekimli biçimler dahildir.
Mekkî Medenî
| Kelime | Tür | Ebced | Adet |
|---|---|---|---|
| غَآئِبِينَ | İsm-i fâil | 1.073 | 1 |
| بِغَآئِبِينَ | İsm-i fâil | 1.075 | 1 |
| ٱلْغَآئِبِينَ | İsm-i fâil | 1.104 | 1 |
فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِم بِعِلْمٍ ۖ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ ٧
feleneḳuṣṣanne `aleyhim bi`ilmiv vemâ künnâ gâibîn.
Ve elbette onlara, olanbiten herşeyi bir bilgi ile anlatacağız; çünkü biz onlardan uzak değiliz.
وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِىَ لَآ أَرَى ٱلْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ ٱلْغَآئِبِينَ ٢٠
vetefeḳḳade-ṭṭayra feḳâle mâ liye lâ era-lhüdhüd. em kâne mine-lgâibîn.
(Süleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَآئِبِينَ ١٦
vemâ hüm `anhâ bigâibîn.
Onlar o cehennemin gözünden kaçamazlar.