إِذِ ٱلْأَغْلَـٰلُ فِىٓ أَعْنَـٰقِهِمْ وَٱلسَّلَـٰسِلُ يُسْحَبُونَ ٧١
iẕi-l'aglâlü fî a`nâḳihim vesselâsil. yüsḥabûn.
O zaman boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir.
Türkçe ya da Arapça bir kelime yazın. Arapça kelimelerde kök ve sözlük biçimine göre de sayabilirsiniz.
Örnekler: zeytin, incir, ع ل م kökü, يوم (gün), شهر (ay), en sık kökler
Sayım sözlük biçimine (lemma) göre yapıldı; ön ekli ve çekimli biçimler dahildir.
Mekkî Medenî
| Kelime | Tür | Ebced | Adet |
|---|---|---|---|
| وَٱلسَّلَٰسِلُ | İsim | 218 | 1 |
| سِلْسِلَةٍ | İsim | 185 | 1 |
| سَلَٰسِلَا۟ | Nasb edatı | 181 | 1 |
إِذِ ٱلْأَغْلَـٰلُ فِىٓ أَعْنَـٰقِهِمْ وَٱلسَّلَـٰسِلُ يُسْحَبُونَ ٧١
iẕi-l'aglâlü fî a`nâḳihim vesselâsil. yüsḥabûn.
O zaman boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir.
ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ ٣٢
ŝümme fî silsiletin ẕer`uhâ seb`ûne ẕirâ`an feslükûh.
"Sonra da boyu yetmiş arşın zincir içerisinde onu oraya sokun."
إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَـٰفِرِينَ سَلَـٰسِلَا۟ وَأَغْلَـٰلًا وَسَعِيرًا ٤
innâ a`tednâ lilkâfirîne selâsile veaglâlev vese`îrâ.
Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.