وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ ٤
vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ velehâ kitâbüm ma`lûm.
Biz hiçbir memleketi (Allah katında) bilinen bir zamanı olmaksızın helak etmedik.
Türkçe ya da Arapça bir kelime yazın. Arapça kelimelerde kök ve sözlük biçimine göre de sayabilirsiniz.
Örnekler: zeytin, incir, ع ل م kökü, يوم (gün), شهر (ay), en sık kökler
Sayım sözlük biçimine (lemma) göre yapıldı; ön ekli ve çekimli biçimler dahildir.
Mekkî Medenî
En çok geçtiği sureler: Hicr 3, Şuarâ 2, Sâffât 2, Sâd 1, Vâkıa 1
| Kelime | Tür | Ebced | Adet |
|---|---|---|---|
| مَّعْلُومٌ | İsm-i mef'ûl | 186 | 9 |
| ٱلْمَعْلُومِ | İsm-i mef'ûl | 217 | 2 |
وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ ٤
vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ velehâ kitâbüm ma`lûm.
Biz hiçbir memleketi (Allah katında) bilinen bir zamanı olmaksızın helak etmedik.
وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٍ مَّعْلُومٍ ٢١
veim min şey'in illâ `indenâ ḫazâinüh. vemâ nünezzilühû illâ biḳaderim ma`lûm.
Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Fakat biz, onu ancak ihtiyaca göre, belli ölçülerde veririz.
إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ ٣٨
ilâ yevmi-lvaḳti-lma`lûm.
"Allah katında bilinen vaktin gününe kadar..."
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ٣٨
fecümi`a-sseḥaratü limîḳâti yevmim ma`lûm.
Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
قَالَ هَـٰذِهِۦ نَاقَةٌ لَّهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ١٥٥
ḳâle hâẕihî nâḳatül lehâ şirbüv veleküm şirbü yevmim ma`lûm.
Salih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi.
أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ ٤١
ülâike lehüm rizḳum ma`lûm.
İşte onlar için belli bir rızık vardır.
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ ١٦٤
vemâ minnâ illâ lehû meḳâmüm ma`lûm.
(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler.
إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ ٨١
ilâ yevmi-lvaḳti-lma`lûm.
Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ٥٠
lemecmû`ûne ilâ mîḳâti yevmim ma`lûm.
"Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ ٢٤
velleẕîne fî emvâlihim ḥaḳḳum ma`lûm.
Onların mallarında belli bir hak vardır,