İçeriğe geç
51

Zâriyât Suresi

الذاريات

Ayet
60
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
67.
Cüz
26.
Kelime
360
Harf
1.546
Ebced
116.592

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

31–51. ayetler gösteriliyor.

31

۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ ۝٣١

ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.

İbrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: "Acaba sizin asıl önemli işiniz nedir ey elçiler?" dedi.

Kelimeler
32

قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ ۝٣٢

ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.

Onlar: "Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik.

Kelimeler
33

لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ ۝٣٣

linürsile `aleyhim ḥicâratem min ṭîn.

Onların üzerine çamurdan pişirilmiş sert taşlar yağdıracağız.

Kelimeler
34

مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ ۝٣٤

müsevvemeten `inde rabbike lilmüsrifîn.

O taşlardan herbirinin haddi aşanlardan kime isabet edeceği Rabbin katında işaretlenmiştir." dediler.

Kelimeler
35

فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۝٣٥

feaḫracnâ men kâne fîhâ mine-lmü'minîn.

Nihayet biz müminlerden orada bulunan kimseleri çıkardık.

Kelimeler
36

فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ ۝٣٦

femâ vecednâ fîhâ gayra beytim mine-lmüslimîn.

Fakat biz orada müslümanlardan bir ev halkından başka kimseyi de bulamadık.

Kelimeler
37

وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ ۝٣٧

veteraknâ fîhâ âyetel lilleẕîne yeḫâfûne-l`aẕâbe-l'elîm.

Biz orada acı bir azabdan korkan kimseler için bir ibret nişanesi bıraktık.

Kelimeler
38

وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَـٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ ۝٣٨

vefî mûsâ iẕ erselnâhü ilâ fir`avne bisülṭânim mübîn.

Musa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.

Kelimeler
39

فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَـٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ ۝٣٩

fetevellâ biruknihî veḳâle sâḥirun ev mecnûn.

Firavun ise ordusuyla birlikte yüz çevirmiş, onun hakkında: "Bu bir sihirbazdır, ya da bir delidir." demişti.

Kelimeler
40

فَأَخَذْنَـٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَـٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ ۝٤٠

feeḫaẕnâhü vecünûdehû fenebeẕnâhüm fi-lyemmi vehüve mülîm.

Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.

Kelimeler
41

وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ ۝٤١

vefî `âdin iẕ erselnâ `aleyhimü-rrîḥa-l`aḳîm.

Âd kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani biz onların üzerine köklerini kesecek bir rüzgar göndermiştik.

Kelimeler
42

مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ ۝٤٢

mâ teẕeru min şey'in etet `aleyhi illâ ce`alethü kelramîm.

O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.

Kelimeler
43

وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍ ۝٤٣

vefî ŝemûde iẕ ḳîle lehüm temette`û ḥattâ ḥîn.

Semud kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani onlara: "Belirli bir süreye kadar dünyadan yararalanıp, geçinin!" denmişti.

Kelimeler
44

فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ ۝٤٤

fe`atev `an emri rabbihim feeḫaẕethümu-ṣṣâ`iḳatü vehüm yenżurûn.

Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.

Kelimeler
45

فَمَا ٱسْتَطَـٰعُوا۟ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ ۝٤٥

feme-steṭâ`û min ḳiyâmiv vemâ kânû münteṣirîn.

Artık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler.

Kelimeler
46

وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَـٰسِقِينَ ۝٤٦

veḳavme nûḥim min ḳabl. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

Daha önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış fâsık bir kavimdiler.

Kelimeler
47

وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَـٰهَا بِأَيْي۟دٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ ۝٤٧

vessemâe beneynâhâ bieydiv veinnâ lemûsi`ûn.

Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.

Kelimeler
48

وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَـٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَـٰهِدُونَ ۝٤٨

vel'arḍa feraşnâhâ feni`me-lmâhidûn.

Yeryüzünü de biz döşedik. Bakın biz onu ne güzel döşüyoruz!

Kelimeler
49

وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ۝٤٩

vemin külli şey'in ḫalaḳnâ zevceyni le`alleküm teẕekkerûn.

Biz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz.

Kelimeler
50

فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ۝٥٠

fefirrû ile-llâh. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.

Ey Muhammed! de ki: "Öyleyse Allah'a koşun, gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.

Kelimeler
51

وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ۝٥١

velâ tec`alû me`a-llâhi ilâhen âḫar. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.

Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın (O'na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu