İçeriğe geç
26

Şuarâ Suresi

الشعراء

Ayet
227
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
47.
Cüz
19.
Kelime
1.320
Harf
5.630
Ebced
392.124

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

40–60. ayetler gösteriliyor.

40

لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَـٰلِبِينَ ۝٤٠

le`allenâ nettebi`u-sseḥarate in kânû hümü-lgâlibîn.

"Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler.

Kelimeler
41

فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَـٰلِبِينَ ۝٤١

felemmâ câe-sseḥaratü ḳâlû lifir`avne einne lenâ leecran in künnâ naḥnü-lgâlibîn.

Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler.

Kelimeler
42

قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ ۝٤٢

ḳâle ne`am veinneküm iẕel lemine-lmüḳarrabîn.

Firavun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi.

Kelimeler
43

قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ ۝٤٣

ḳâle lehüm mûsâ elḳû mâ entüm mülḳûn.

Musa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi.

Kelimeler
44

فَأَلْقَوْا۟ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَـٰلِبُونَ ۝٤٤

feelḳav ḥibâlehüm ve`iṣiyyehüm veḳâlû bi`izzeti fir`avne innâ lenaḥnü-lgâlibûn.

Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler.

Kelimeler
45

فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ ۝٤٥

feelḳâ mûsâ `aṣâhü feiẕâ hiye telḳafü mâ ye'fikûn.

Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!

Kelimeler
46

فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَـٰجِدِينَ ۝٤٦

feülḳiye-sseḥaratü sâcidîn.

Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.

Kelimeler
47

قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝٤٧

ḳâlû âmennâ birabbi-l`âlemîn.

"İman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine "

Kelimeler
48

رَبِّ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ۝٤٨

rabbi mûsâ vehârûn.

"Musa ve Harun'un Rabbine!"

Kelimeler
49

قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَـٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ ۝٤٩

ḳâle âmentüm lehû ḳable en âẕene leküm. innehû lekebîrukümü-lleẕî `allemekümü-ssiḥr. felesevfe ta`lemûn. leüḳaṭṭi`anne eydiyeküm veercüleküm min ḫilâfiv veleüṣallibenneküm ecme`în.

Firavun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim!"

Kelimeler
50

قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ ۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ ۝٥٠

ḳâlû lâ ḍayr. innâ ilâ rabbinâ münḳalibûn.

"Zararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz."

Kelimeler
51

إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَـٰيَـٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۝٥١

innâ naṭme`u ey yagfira lenâ rabbünâ ḫaṭâyânâ en künnâ evvele-lmü'minîn.

"Herhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz"

Kelimeler
52

۞ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ ۝٥٢

veevḥaynâ ilâ mûsâ en esri bi`ibâdî inneküm müttebe`ûn.

Biz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik.

Kelimeler
53

فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَـٰشِرِينَ ۝٥٣

feersele fir`avnü fi-lmedâini ḥâşirîn.

Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi:

Kelimeler
54

إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلِيلُونَ ۝٥٤

inne hâülâi leşirẕimetün ḳalîlûn.

"Esasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır."

Kelimeler
55

وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ ۝٥٥

veinnehüm lenâ legâiżûn.

"(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar. "

Kelimeler
56

وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَـٰذِرُونَ ۝٥٦

veinnâ lecemî`un ḥâẕirûn.

"Biz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu.)

Kelimeler
57

فَأَخْرَجْنَـٰهُم مِّن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ۝٥٧

feaḫracnâhüm min cennâtiv ve`uyûn.

Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,

Kelimeler
58

وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ ۝٥٨

vekünûziv vemeḳâmin kerîm.

Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık.

Kelimeler
59

كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَـٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ۝٥٩

keẕâlik. veevraŝnâhâ benî isrâîl.

Ve onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık.

Kelimeler
60

فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ ۝٦٠

feetbe`ûhüm müşriḳîn.

Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler.

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu