İçeriğe geç
26

Şuarâ Suresi

الشعراء

Ayet
227
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
47.
Cüz
19.
Kelime
1.320
Harf
5.630
Ebced
392.124

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

84–111. ayetler gösteriliyor.

وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝٨٤

vec`al lî lisâne ṣidḳin fi-l'âḫirîn.

"Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!"

Kelimeler

وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ ۝٨٥

vec`alnî miv veraŝeti cenneti-nne`îm.

"Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!"

Kelimeler
86

وَٱغْفِرْ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ ۝٨٦

vagfir liebî innehû kâne mine-ḍḍâllîn.

"Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "

Kelimeler
87

وَلَا تُخْزِنِى يَوْمَ يُبْعَثُونَ ۝٨٧

velâ tuḫzinî yevme yüb`aŝûn.

"(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme."

Kelimeler
88

يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ ۝٨٨

yevme lâ yenfe`u mâlüv velâ benûn.

"O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"

Kelimeler
89

إِلَّا مَنْ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ ۝٨٩

illâ men ete-llâhe biḳalbin selîm.

"Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)."

Kelimeler
90

وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ ۝٩٠

veüzlifeti-lcennetü lilmütteḳîn.

(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.

Kelimeler
91

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ ۝٩١

vebürrizeti-lceḥîmü lilgâvîn.

Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.

Kelimeler
92

وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ ۝٩٢

veḳîle lehüm eyne mâ küntüm ta`büdûn.

Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.

Kelimeler
93

مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلْ يَنصُرُونَكُمْ أَوْ يَنتَصِرُونَ ۝٩٣

min dûni-llâh. hel yenṣurûneküm ev yenteṣirûn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
94

فَكُبْكِبُوا۟ فِيهَا هُمْ وَٱلْغَاوُۥنَ ۝٩٤

fekübkibû fîhâ hüm velgâvûn.

Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.

Kelimeler
95

وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ ۝٩٥

vecünûdü iblîse ecme`ûn.

Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:

Kelimeler
96

قَالُوا۟ وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ ۝٩٦

ḳâlû vehüm fîhâ yaḫteṣimûn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
97

تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ۝٩٧

tellâhi in künnâ lefî ḍalâlim mübîn.

"Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

Kelimeler
98

إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝٩٨

iẕ nüsevvîküm birabbi-l`âlemîn.

"Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."

Kelimeler
99

وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ ۝٩٩

vemâ eḍallenâ ille-lmücrimûn.

"Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."

Kelimeler
100

فَمَا لَنَا مِن شَـٰفِعِينَ ۝١٠٠

femâ lenâ min şâfi`în.

"Bak bizim için ne şefaatçiler var,"

Kelimeler
101

وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ ۝١٠١

velâ ṣadîḳin ḥamîm.

"Ne de yakın bir dost."

Kelimeler
102

فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۝١٠٢

felev enne lenâ kerraten fenekûne mine-lmü'minîn.

"Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."

Kelimeler
103

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ ۝١٠٣

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.

Kelimeler
104

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ۝١٠٤

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

Kelimeler
105

كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ ٱلْمُرْسَلِينَ ۝١٠٥

keẕẕebet ḳavmü nûḥin-lmürselîn.

Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

Kelimeler
106

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ ۝١٠٦

iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm nûḥun elâ tetteḳûn.

Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

Kelimeler
107

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ۝١٠٧

innî leküm rasûlün emîn.

"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.

Kelimeler
108

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ۝١٠٨

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

Kelimeler
109

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝١٠٩

vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

"Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir."

Kelimeler
110

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ۝١١٠

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

"Gelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

Kelimeler
111

۞ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ ۝١١١

ḳâlû enü'minü leke vettebe`ake-l'erẕelûn.

"Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?"

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu