İçeriğe geç
37

Sâffât Suresi

الصافات

Ayet
182
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
56.
Cüz
23.
Kelime
865
Harf
3.899
Ebced
259.831

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

77–102. ayetler gösteriliyor.

77

وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ ۝٧٧

vece`alnâ ẕürriyyetehû hümü-lbâḳîn.

Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık.

Kelimeler
78

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝٧٨

veteraknâ `aleyhi fi-l'âḫirîn.

Hem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık.

Kelimeler
79

سَلَـٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍ فِى ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝٧٩

selâmün `alâ nûḥin fi-l`âlemîn.

Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun.

Kelimeler
80

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ۝٨٠

innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

Kelimeler
81

إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ۝٨١

innehû min `ibâdine-lmü'minîn.

Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.

Kelimeler
82

ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ ۝٨٢

ŝümme agraḳne-l'âḫarîn.

Sonra diğerlerini suda boğduk.

Kelimeler
83

۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ ۝٨٣

veinne min şî`atihî leibrâhîm.

Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı.

Kelimeler
84

إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ ۝٨٤

iẕ câe rabbehû biḳalbin selîm.

Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti.

Kelimeler
85

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ ۝٨٥

iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâẕâ ta`büdûn.

O babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz?"

Kelimeler
86

أَئِفْكًا ءَالِهَةً دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ ۝٨٦

eifken âliheten dûne-llâhi türîdûn.

"Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz?"

Kelimeler
87

فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝٨٧

femâ żannüküm birabbi-l`âlemîn.

"Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"

Kelimeler
88

فَنَظَرَ نَظْرَةً فِى ٱلنُّجُومِ ۝٨٨

feneżara nażraten fi-nnücûm.

Derken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi.

Kelimeler
89

فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌ ۝٨٩

feḳâle innî seḳîm.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
90

فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ ۝٩٠

fetevellev `anhü müdbirîn.

O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.

Kelimeler
91

فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ ۝٩١

ferâga ilâ âlihetihim feḳâle elâ te'külûn.

Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi.

Kelimeler
92

مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ ۝٩٢

mâ leküm lâ tenṭiḳûn.

(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi).

Kelimeler
93

فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ ۝٩٣

ferâga `aleyhim ḍarbem bilyemîn.

Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.

Kelimeler
94

فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ ۝٩٤

feaḳbelû ileyhi yeziffûn.

Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler.

Kelimeler
95

قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ ۝٩٥

ḳâle eta`büdûne mâ tenḥitûn.

İbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"

Kelimeler
96

وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ ۝٩٦

vellâhü ḫaleḳaküm vemâ ta`melûn.

"Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır."

Kelimeler
97

قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَـٰنًا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ ۝٩٧

ḳâlü-bnû lehû bünyânen feelḳûhü fi-lceḥîm.

Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.

Kelimeler
98

فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَـٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ ۝٩٨

feerâdû bihî keyden fece`alnâhümü-l'esfelîn.

Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.

Kelimeler
99

وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ ۝٩٩

veḳâle innî ẕâhibün ilâ rabbî seyehdîn.

Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."

Kelimeler

رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ۝١٠٠

rabbi heb lî mine-ṣṣâliḥîn.

"Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!"

Kelimeler
101

فَبَشَّرْنَـٰهُ بِغُلَـٰمٍ حَلِيمٍ ۝١٠١

febeşşernâhü bigulâmin ḥalîm.

Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik.

Kelimeler
102

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَـٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ ۝١٠٢

felemmâ belega me`ahü-ssa`ye ḳâle yâ büneyye innî erâ fi-lmenâmi ennî eẕbeḥuke fenżur mâẕâ terâ. ḳâle yâ ebeti-f`al mâ tü'mer. setecidünî in şâe-llâhü mine-ṣṣâbirîn.

Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu