İçeriğe geç
37

Sâffât Suresi

الصافات

Ayet
182
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
56.
Cüz
23.
Kelime
865
Harf
3.899
Ebced
259.831

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

25–51. ayetler gösteriliyor.

25

مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ ۝٢٥

mâ leküm lâ tenâṣarûn.

(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir.)

Kelimeler
26

بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ ۝٢٦

bel hümü-lyevme müsteslimûn.

Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır.

Kelimeler
27

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ ۝٢٧

veaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.

Onlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar.

Kelimeler
28

قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ ۝٢٨

ḳâlû inneküm küntüm te'tûnenâ `ani-lyemîn.

Onlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler.

Kelimeler
29

قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ ۝٢٩

ḳâlû bel lem tekûnû mü'minîn.

(İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız."

Kelimeler
30

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَـٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًا طَـٰغِينَ ۝٣٠

vemâ kâne lenâ `aleyküm min sülṭân. bel küntüm ḳavmen ṭâgîn.

"Bizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz."

Kelimeler
31

فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ ۝٣١

feḥaḳḳa `aleynâ ḳavlü rabbinâ. innâ leẕâiḳûn.

"Onun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız."

Kelimeler
32

فَأَغْوَيْنَـٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَـٰوِينَ ۝٣٢

feagveynâküm innâ künnâ gâvîn.

"Evet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık."

Kelimeler
33

فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ ۝٣٣

feinnehüm yevmeiẕin fi-l`aẕâbi müşterikûn.

O halde hepsi o gün azabda ortaktırlar.

Kelimeler
34

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ ۝٣٤

innâ keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.

İşte biz günahkarlara böyle yaparız.

Kelimeler
35

إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ ۝٣٥

innehüm kânû iẕâ ḳîle lehüm lâ ilâhe ille-llâhü yestekbirûn.

Çünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı.

Kelimeler
36

وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَّجْنُونٍۭ ۝٣٦

veyeḳûlûne einnâ letârikû âlihetinâ lişâ`irim mecnûn.

Ve: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı.

Kelimeler
37

بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ ۝٣٧

bel câe bilḥaḳḳi veṣaddeḳa-lmürselîn.

Hayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti.

Kelimeler
38

إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ ۝٣٨

inneküm leẕâiḳu-l`aẕâbi-l'elîm.

Elbette siz o acı azabı tadacaksınız.

Kelimeler
39

وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٣٩

vemâ tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.

Bununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız.

Kelimeler
40

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ۝٤٠

illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Sadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır.

Kelimeler
41

أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ ۝٤١

ülâike lehüm rizḳum ma`lûm.

İşte onlar için belli bir rızık vardır.

Kelimeler
42

فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ ۝٤٢

fevâkih. vehüm mükramûn.

Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir.

Kelimeler
43

فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ ۝٤٣

fî cennâti-nne`îm.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
44

عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَـٰبِلِينَ ۝٤٤

`alâ sürurim müteḳâbilîn.

(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler.

Kelimeler
45

يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍۭ ۝٤٥

yüṭâfü `aleyhim bike'sim mim me`în.

İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.

Kelimeler
46

بَيْضَآءَ لَذَّةٍ لِّلشَّـٰرِبِينَ ۝٤٦

beyḍâe leẕẕetil lişşâribîn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
47

لَا فِيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ ۝٤٧

lâ fîhâ gavlüv velâ hüm `anhâ yünzefûn.

Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir.

Kelimeler
48

وَعِندَهُمْ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌ ۝٤٨

ve`indehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi `în.

Yanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır.

Kelimeler
49

كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَّكْنُونٌ ۝٤٩

keennehünne beyḍum meknûn.

Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler.

Kelimeler
50

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ ۝٥٠

feaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.

Derken birbirine dönüp sorarlar:

Kelimeler
51

قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌ ۝٥١

ḳâle ḳâilüm minhüm innî kâne lî ḳarîn.

İçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı."

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu