رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ ١٧
rabbü-lmeşriḳayni verabbü-lmagribeyn.
(O) iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
الرحمن
17–40. ayetler gösteriliyor.
رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ ١٧
rabbü-lmeşriḳayni verabbü-lmagribeyn.
(O) iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ١٨
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ ١٩
merace-lbaḥrayni yelteḳiyân.
(Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar.
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ ٢٠
beynehümâ berzeḫul lâ yebgiyân.
Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٢١
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ ٢٢
yaḫrucü minhüme-llü'lüü velmercân.
İkisinden de inci ve mercan çıkar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٢٣
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَـٰمِ ٢٤
velehü-lcevâri-lmünşeâtü fi-lbaḥri kel'a`lâm.
Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler de onundur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٢٥
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ ٢٦
küllü men `aleyhâ fân.
Yer üzerinde bulunan her şey fânidir.
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَـٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ ٢٧
veyebḳâ vechü rabbike ẕü-lcelâli vel'ikrâm.
Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) baki kalacaktır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٢٨
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍ ٢٩
yes'elühû men fi-ssemâvâti vel'arḍ. külle yevmin hüve fî şe'n.
Göklerde ve yerde bulunanlar, O'ndan isterler. O, her gün yeni bir iştedir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٠
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ ٣١
senefrugu leküm eyyühe-ŝŝeḳalân.
Ey insan ve cin! sizin de hesabınızı ele alacağız.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٢
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
يَـٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَـٰنٍ ٣٣
yâ ma`şera-lcinni vel'insi ini-steṭa`tüm en tenfüẕû min aḳṭâri-ssemâvâti vel'arḍi fenfüẕû. lâ tenfüẕûne illâ bisülṭân.
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresinden geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin. Allah'ın verdiği bir güç olmadan geçemezsiniz.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٤
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ ٣٥
yürselü `aleykümâ şüvâżum min nâriv venüḥâsün felâ tenteṣirân.
Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir, kendinizi savunamazsınız.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٦
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَٱلدِّهَانِ ٣٧
feiẕe-nşeḳḳati-ssemâü fekânet verdeten keldihân.
Gök yarılıp da, erimiş yağ gibi kıpkırmızı bir gül olduğu zaman...
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٨
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌ وَلَا جَآنٌّ ٣٩
feyevmeiẕil lâ yüs'elü `an ẕembihî insüv velâ cânn.
İşte o gün, ne insana ne de cinne günahından sorulmaz.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٤٠
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?