İçeriğe geç
44

Duhân Suresi

الدخان

Ayet
59
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
64.
Cüz
25.
Kelime
346
Harf
1.474
Ebced
95.955

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

19–39. ayetler gösteriliyor.

19

وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ ۝١٩

veel lâ ta`lû `ale-llâh. innî âtîküm bisülṭânim mübîn.

Allah'a karşı üstünlük taslamayın. Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum.

Kelimeler
20

وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ ۝٢٠

veinnî `uẕtü birabbî verabbiküm en tercümûn.

Gerçekten ben, beni taşlamanızdan dolayı benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım.

Kelimeler
21

وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ ۝٢١

veil lem tü'minû lî fa`tezilûn.

Eğer siz bana iman etmezseniz hemen yanımdan uzaklaşın."

Kelimeler
22

فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ ۝٢٢

fede`â rabbehû enne hâülâi ḳavmüm mücrimûn.

Musa: "Şüphesiz ki bunlar suçlu bir kavimdir." diyerek yardım etmesi için Rabbine yalvardı.

Kelimeler
23

فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ ۝٢٣

feesri bi`ibâdî leylen inneküm müttebe`ûn.

Allah buyurdu ki: "Kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü siz takib edileceksiniz.

Kelimeler
24

وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ ۝٢٤

vetruki-lbaḥra rahvâ. innehüm cündüm mugraḳûn.

Karşıya geçince denizi olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur."

Kelimeler
25

كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ۝٢٥

kem terakû min cennâtiv ve`uyûn.

Onlar neler bırakmışlardı, ne bahçeler, ne pınarlar!

Kelimeler
26

وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ ۝٢٦

vezürû`iv vemeḳâmin kerîm.

Ne ekinler, ne güzel kaynaklar,

Kelimeler
27

وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَـٰكِهِينَ ۝٢٧

vena`metin kânû fîhâ fâkihîn.

Ve içinde eğlenip durdukları nice nimetler ve refah!

Kelimeler
28

كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَـٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ ۝٢٨

keẕâlik. veevraŝnâhâ ḳavmen âḫarîn.

İşte böylece biz onları başka bir kavme miras bıraktık.

Kelimeler
29

فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ ۝٢٩

femâ beket `aleyhimü-ssemâü vel'arḍu vemâ kânû münżarîn.

Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.

Kelimeler
30

وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ ۝٣٠

veleḳad necceynâ benî isrâîle mine-l`aẕâbi-lmühîn.

Andolsun ki biz İsrailoğullarını o aşağılayıcı azabdan kurtardık.

Kelimeler
31

مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ ۝٣١

min fir`avn. innehû kâne `âliyem mine-lmüsrifîn.

Firavun'dan da kurtardık çünkü o üstünlük taslayıp haddi aşan bir zorbaydı.

Kelimeler
32

وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَـٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝٣٢

veleḳadi-ḫternâhüm `alâ `ilmin `ale-l`âlemîn.

Andolsun ki biz onları bilerek o zamanki alemlere üstün kıldık.

Kelimeler
33

وَءَاتَيْنَـٰهُم مِّنَ ٱلْـَٔايَـٰتِ مَا فِيهِ بَلَـٰٓؤٌا۟ مُّبِينٌ ۝٣٣

veâteynâhüm mine-l'âyâti mâ fîhi belâüm mübîn.

Biz onlara içinde apaçık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.

Kelimeler
34

إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ ۝٣٤

inne hâülâi leyeḳûlûn.

Gerçekten şu kâfirler diyorlar ki:

Kelimeler
35

إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ ۝٣٥

in hiye illâ mevtetüne-l'ûlâ vemâ naḥnü bimünşerîn.

"Bizim ilk ölümümüzden başka bir şey yoktur. Biz tekrar diriltilecek değiliz.

Kelimeler
36

فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ ۝٣٦

fe'tû biâbâinâ in küntüm ṣâdiḳîn.

Eğer siz doğru söyleyen kimselerseniz babalarınızı bize getirin."

Kelimeler
37

أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَـٰهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ ۝٣٧

ehüm ḫayrun em ḳavmü tübbe`iv velleẕîne min ḳablihim. ehleknâhüm. innehüm kânû mücrimîn.

Onlar mı daha hayırlıdır, yoksa Tükba kavmi ile onlardan öncekiler mi? Biz onların hepsini de helak ettik. Çünkü onlar suçluydular.

Kelimeler
38

وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَـٰعِبِينَ ۝٣٨

vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ lâ`ibîn.

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.

Kelimeler
39

مَا خَلَقْنَـٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ۝٣٩

mâ ḫalaḳnâhümâ illâ bilḥaḳḳi velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.

Biz onları hak ve hikmetle yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu