وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ ١٩
veel lâ ta`lû `ale-llâh. innî âtîküm bisülṭânim mübîn.
Allah'a karşı üstünlük taslamayın. Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum.
الدخان
19–39. ayetler gösteriliyor.
وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ ١٩
veel lâ ta`lû `ale-llâh. innî âtîküm bisülṭânim mübîn.
Allah'a karşı üstünlük taslamayın. Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum.
وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ ٢٠
veinnî `uẕtü birabbî verabbiküm en tercümûn.
Gerçekten ben, beni taşlamanızdan dolayı benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım.
وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ ٢١
veil lem tü'minû lî fa`tezilûn.
Eğer siz bana iman etmezseniz hemen yanımdan uzaklaşın."
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ ٢٢
fede`â rabbehû enne hâülâi ḳavmüm mücrimûn.
Musa: "Şüphesiz ki bunlar suçlu bir kavimdir." diyerek yardım etmesi için Rabbine yalvardı.
فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ ٢٣
feesri bi`ibâdî leylen inneküm müttebe`ûn.
Allah buyurdu ki: "Kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü siz takib edileceksiniz.
وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ ٢٤
vetruki-lbaḥra rahvâ. innehüm cündüm mugraḳûn.
Karşıya geçince denizi olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur."
كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ٢٥
kem terakû min cennâtiv ve`uyûn.
Onlar neler bırakmışlardı, ne bahçeler, ne pınarlar!
وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَـٰكِهِينَ ٢٧
vena`metin kânû fîhâ fâkihîn.
Ve içinde eğlenip durdukları nice nimetler ve refah!
كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَـٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ ٢٨
keẕâlik. veevraŝnâhâ ḳavmen âḫarîn.
İşte böylece biz onları başka bir kavme miras bıraktık.
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ ٢٩
femâ beket `aleyhimü-ssemâü vel'arḍu vemâ kânû münżarîn.
Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.
وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ ٣٠
veleḳad necceynâ benî isrâîle mine-l`aẕâbi-lmühîn.
Andolsun ki biz İsrailoğullarını o aşağılayıcı azabdan kurtardık.
مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ ٣١
min fir`avn. innehû kâne `âliyem mine-lmüsrifîn.
Firavun'dan da kurtardık çünkü o üstünlük taslayıp haddi aşan bir zorbaydı.
وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَـٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَـٰلَمِينَ ٣٢
veleḳadi-ḫternâhüm `alâ `ilmin `ale-l`âlemîn.
Andolsun ki biz onları bilerek o zamanki alemlere üstün kıldık.
وَءَاتَيْنَـٰهُم مِّنَ ٱلْـَٔايَـٰتِ مَا فِيهِ بَلَـٰٓؤٌا۟ مُّبِينٌ ٣٣
veâteynâhüm mine-l'âyâti mâ fîhi belâüm mübîn.
Biz onlara içinde apaçık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.
إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ ٣٤
inne hâülâi leyeḳûlûn.
Gerçekten şu kâfirler diyorlar ki:
إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ ٣٥
in hiye illâ mevtetüne-l'ûlâ vemâ naḥnü bimünşerîn.
"Bizim ilk ölümümüzden başka bir şey yoktur. Biz tekrar diriltilecek değiliz.
فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ ٣٦
fe'tû biâbâinâ in küntüm ṣâdiḳîn.
Eğer siz doğru söyleyen kimselerseniz babalarınızı bize getirin."
أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَـٰهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ ٣٧
ehüm ḫayrun em ḳavmü tübbe`iv velleẕîne min ḳablihim. ehleknâhüm. innehüm kânû mücrimîn.
Onlar mı daha hayırlıdır, yoksa Tükba kavmi ile onlardan öncekiler mi? Biz onların hepsini de helak ettik. Çünkü onlar suçluydular.
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَـٰعِبِينَ ٣٨
vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ lâ`ibîn.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
مَا خَلَقْنَـٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٣٩
mâ ḫalaḳnâhümâ illâ bilḥaḳḳi velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.
Biz onları hak ve hikmetle yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.