وَأَنَا ٱخْتَرْتُكَ فَٱسْتَمِعْ لِمَا يُوحَىٰٓ ١٣
veene-ḫtertüke festemi` limâ yûḥâ.
"Ben seni seçtim, şimdi (sana) vahyolunacak şeyleri dinle."
طه
13–37. ayetler gösteriliyor.
وَأَنَا ٱخْتَرْتُكَ فَٱسْتَمِعْ لِمَا يُوحَىٰٓ ١٣
veene-ḫtertüke festemi` limâ yûḥâ.
"Ben seni seçtim, şimdi (sana) vahyolunacak şeyleri dinle."
إِنَّنِىٓ أَنَا ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدْنِى وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِذِكْرِىٓ ١٤
innenî ene-llâhü lâ ilâhe illâ ene fa`büdnî veeḳimi-ṣṣalâte liẕikrî.
Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.
إِنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ أَكَادُ أُخْفِيهَا لِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا تَسْعَىٰ ١٥
inne-ssâ`ate âtiyetün ekâdü uḫfîhâ litüczâ küllü nefsim bimâ tes`â.
Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.
فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَن لَّا يُؤْمِنُ بِهَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَتَرْدَىٰ ١٦
felâ yeṣuddenneke `anhâ mel lâ yü'minü bihâ vettebe`a hevâhü feterdâ.
Sakın kıyamete inanmayıp, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun.
وَمَا تِلْكَ بِيَمِينِكَ يَـٰمُوسَىٰ ١٧
vemâ tilke biyemînike yâ mûsâ.
Ey Musa! Sağ elindeki nedir?
قَالَ هِىَ عَصَاىَ أَتَوَكَّؤُا۟ عَلَيْهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَىٰ غَنَمِى وَلِىَ فِيهَا مَـَٔارِبُ أُخْرَىٰ ١٨
ḳâle hiye `aṣây. etevekkeü `aleyhâ veehüşşü bihâ `alâ ganemî veliye fîhâ meâribü uḫrâ.
Musa dedi: "O benim asâm (değneğim) dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim (faydalanacağım şeyler) de var"
قَالَ أَلْقِهَا يَـٰمُوسَىٰ ١٩
ḳâle elḳihâ yâ mûsâ.
Allah: "Ey Musa! onu (yere) bırak"dedi.
فَأَلْقَىٰهَا فَإِذَا هِىَ حَيَّةٌ تَسْعَىٰ ٢٠
feelḳâhâ feiẕâ hiye ḥayyetün tes`â.
Musa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor.
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ ۖ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا ٱلْأُولَىٰ ٢١
ḳâle ḫuẕhâ velâ teḫaf. senü`îdühâ sîratehe-l'ûlâ.
Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz"
وَٱضْمُمْ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ ءَايَةً أُخْرَىٰ ٢٢
vaḍmüm yedeke ilâ cenâḥike taḫruc beyḍâe min gayri sûin âyeten uḫrâ.
"Bir de diğer bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz çıksın."
لِنُرِيَكَ مِنْ ءَايَـٰتِنَا ٱلْكُبْرَى ٢٣
linüriyeke min âyâtine-lkübrâ.
"Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık."
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ٢٤
iẕheb ilâ fir`avne innehû ṭagâ.
"Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı."
قَالَ رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى ٢٥
ḳâle rabbi-şraḥ lî ṣadrî.
Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,
وَٱجْعَل لِّى وَزِيرًا مِّنْ أَهْلِى ٢٩
vec`al lî vezîram min ehlî.
Bir de bana ailemden bir vezir ver.
إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيرًا ٣٥
inneke künte binâ beṣîrâ.
Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun."
قَالَ قَدْ أُوتِيتَ سُؤْلَكَ يَـٰمُوسَىٰ ٣٦
ḳâle ḳad ûtîte sü'leke yâ mûsâ.
Allah buyurdu: "Ey Musa! Dilediğin (şeyler) sana verildi."
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً أُخْرَىٰٓ ٣٧
veleḳad menennâ `aleyke merraten uḫrâ.
"And olsun biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik"