İçeriğe geç
26

Şuarâ Suresi

الشعراء

Ayet
227
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
47.
Cüz
19.
Kelime
1.320
Harf
5.630
Ebced
392.124

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

160–183. ayetler gösteriliyor.

160

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ ۝١٦٠

keẕẕebet ḳavmü lûṭini-lmürselîn.

Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

Kelimeler
161

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ ۝١٦١

iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm lûṭun elâ tetteḳûn.

Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız?"

Kelimeler
162

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ۝١٦٢

innî leküm rasûlün emîn.

"Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

Kelimeler
163

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ۝١٦٣

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

Kelimeler
164

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝١٦٤

vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."

Kelimeler
165

أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝١٦٥

ete'tûne-ẕẕükrâne mine-l`âlemîn.

"İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?"

Kelimeler
166

وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ ۝١٦٦

veteẕerûne mâ ḫaleḳa leküm rabbüküm min ezvâciküm. bel entüm ḳavmün `âdûn.

"Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!"

Kelimeler
167

قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَـٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ ۝١٦٧

ḳâlû leil lem tentehi yâ lûṭu letekûnenne mine-lmuḫracîn.

Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın."

Kelimeler
168

قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ ۝١٦٨

ḳâle innî li`ameliküm mine-lḳâlîn.

Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim."

Kelimeler
169

رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ ۝١٦٩

rabbi neccinî veehlî mimmâ ya`melûn.

"Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar."

Kelimeler
170

فَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ ۝١٧٠

fenecceynâhü veehlehû ecme`în.

Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık,

Kelimeler
171

إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ ۝١٧١

illâ `acûzen fi-lgâbirîn.

Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.

Kelimeler
172

ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ ۝١٧٢

ŝümme demmerne-l'âḫarîn.

Sonra geridekilerin hepsini helak ettik.

Kelimeler
173

وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ ۝١٧٣

veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.

Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!

Kelimeler
174

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ ۝١٧٤

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.

Kelimeler
175

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ۝١٧٥

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

Kelimeler
176

كَذَّبَ أَصْحَـٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ ۝١٧٦

keẕẕebe aṣḥâbü-l'eyketi-lmürselîn.

Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti.

Kelimeler
177

إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ ۝١٧٧

iẕ ḳâle lehüm şu`aybün elâ tetteḳûn.

Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

Kelimeler
178

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ۝١٧٨

innî leküm rasûlün emîn.

"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

Kelimeler
179

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ۝١٧٩

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

"Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

Kelimeler
180

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝١٨٠

vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir."

Kelimeler
181

۞ أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ ۝١٨١

evfü-lkeyle velâ tekûnû mine-lmuḫsirîn.

"Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."

Kelimeler
182

وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ ۝١٨٢

vezinû bilḳisṭâsi-lmüsteḳîm.

"Ve doğru terazi ile tartın."

Kelimeler
183

وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ ۝١٨٣

velâ tebḫasü-nnâse eşyâehüm velâ ta`ŝev fi-l'arḍi müfsidîn.

"Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu