Nebe' Suresi
النبإ
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
1–30. ayetler gösteriliyor.
ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ٣
elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.
Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَـٰدًا ٦
elem nec`ali-l'arḍa mihâdâ.
Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا ٩
vece`alnâ nevmeküm sübâtâ.
Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا ١١
vece`alne-nnehâra me`âşâ.
Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا ١٢
vebeneynâ fevḳaküm seb`an şidâdâ.
Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.
وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا ١٣
vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.
İçlerine ışık saçan bir kandil astık.
وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا ١٤
veenzelnâ mine-lmü`ṣirâti mâen ŝeccâcâ.
Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا ١٥
linuḫrice bihî ḥabbev venebâtâ.
Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.
وَجَنَّـٰتٍ أَلْفَافًا ١٦
vecennâtin elfâfâ.
Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَـٰتًا ١٧
inne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ.
Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا ١٨
yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fete'tûne efvâcâ.
O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا ١٩
vefütiḥati-ssemâü fekânet ebvâbâ.
Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.
وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ٢٠
vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.
Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا ٢١
inne cehenneme kânet mirṣâdâ.
Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا ٢٤
lâ yeẕûḳûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.
Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.
إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا ٢٥
illâ ḥamîmev vegassâḳâ.
Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا ٢٧
innehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.
Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابًا ٢٨
vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.
Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَـٰهُ كِتَـٰبًا ٢٩
vekülle şey'in aḥṣaynâhü kitâbâ.
Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ٣٠
feẕûḳû felen nezîdeküm illâ `aẕâbâ.
(Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).