İçeriğe geç
77

Mürselât Suresi

المرسلات

Ayet
50
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
33.
Cüz
29.
Kelime
181
Harf
841
Ebced
71.830

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

20–50. ayetler gösteriliyor.

20

أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ ۝٢٠

elem naḫlukküm mim mâim mehîn.

Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?

Kelimeler
21

فَجَعَلْنَـٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ ۝٢١

fece`alnâhü fî ḳarârim mekîn.

Onu sağlam bir yerde oturttuk.

Kelimeler
22

إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ ۝٢٢

ilâ ḳaderim ma`lûm.

Belli bir süreye kadar.

Kelimeler
23

فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَـٰدِرُونَ ۝٢٣

feḳadernâ. feni`me-lḳâdirûn.

Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.

Kelimeler
24

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٢٤

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
25

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا ۝٢٥

elem nec`ali-l'arḍa kifâtâ.

Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?

Kelimeler
26

أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا ۝٢٦

aḥyâev veemvâtâ.

Gerek diriler, gerekse ölüler için.

Kelimeler
27

وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍ وَأَسْقَيْنَـٰكُم مَّآءً فُرَاتًا ۝٢٧

vece`alnâ fîhâ ravâsiye şâmiḫâtiv veesḳaynâküm mâen fürâtâ.

Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?

Kelimeler
28

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٢٨

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
29

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ۝٢٩

inṭaliḳû ilâ mâ küntüm bihî tükeẕẕibûn.

(Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru."

Kelimeler
30

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍ ۝٣٠

inṭaliḳû ilâ żillin ẕî ŝelâŝi şu`ab.

"Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)."

Kelimeler
31

لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ ۝٣١

lâ żalîliv velâ yugnî mine-lleheb.

O, ne gölgelendirir, ne alevden korur.

Kelimeler
32

إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ ۝٣٢

innehâ termî bişerarin kelḳaṣr.

O, saray gibi kıvılcımlar atar.

Kelimeler
33

كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتٌ صُفْرٌ ۝٣٣

keennehû cimâlâtün ṣufr.

Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).

Kelimeler
34

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٣٤

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
35

هَـٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ ۝٣٥

hâẕâ yevmü lâ yenṭiḳûn.

Bugün, konuşamıyacakları gündür.

Kelimeler
36

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ ۝٣٦

velâ yü'ẕenü lehüm feya`teẕirûn.

Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.

Kelimeler
37

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٣٧

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
38

هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَـٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ ۝٣٨

hâẕâ yevmü-lfaṣl. cema`nâküm vel'evvelîn.

Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.

Kelimeler
39

فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ ۝٣٩

fein kâne leküm keydün fekîdûn.

Bir hileniz varsa beni atlatın.

Kelimeler
40

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٤٠

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
41

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍ وَعُيُونٍ ۝٤١

inne-lmütteḳîne fî żilâliv ve`uyûn.

Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.

Kelimeler
42

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ ۝٤٢

vefevâkihe mimmâ yeştehûn.

Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.

Kelimeler
43

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٤٣

külû veşrabû henîem bimâ küntüm ta`melûn.

(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).

Kelimeler
44

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ۝٤٤

innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.

Kelimeler
45

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٤٥

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
46

كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ ۝٤٦

külû vetemette`û ḳalîlen inneküm mücrimûn.

Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.

Kelimeler
47

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٤٧

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

O gün yalanlayanların vay haline!

Kelimeler
48

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ ۝٤٨

veiẕâ ḳîle lehümü-rke`û lâ yerke`ûn.

Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.

Kelimeler
49

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝٤٩

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Vay haline o gün yalanlayanların!

Kelimeler
50

فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ ۝٥٠

febieyyi ḥadîŝim ba`dehû yü'minûn.

Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu