كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ ٢٠
kellâ bel tüḥibbûne-l`âcileh.
Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da
القيامة
20–40. ayetler gösteriliyor.
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ ٢٠
kellâ bel tüḥibbûne-l`âcileh.
Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ ٢٢
vucûhüy yevmeiẕin nâḍirah.
Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ ٢٤
vevucûhüy yevmeiẕim bâsirah.
Yüzler de var ki o gün asıktır.
تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ ٢٥
teżunnü ey yüf`ale bihâ fâḳirah.
Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.
كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ ٢٦
kellâ iẕâ belegati-tterâḳiy.
Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ ٢٨
veżanne ennehü-lfirâḳ.
Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ ٣٠
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmesâḳ.
İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir.
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ ٣١
felâ ṣaddeḳa velâ ṣallâ.
Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ٣٣
ŝümme ẕehebe ilâ ehlihî yetemeṭṭâ.
Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.
ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ ٣٥
ŝümme evlâ leke feevlâ.
Evet, gerektir o bela sana gerek.
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَـٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى ٣٦
eyaḥsebü-l'insânü ey yütrake südâ.
İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?
أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ ٣٧
elem yekü nuṭfetem mim meniyyiy yümnâ.
O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi?
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ ٣٨
ŝümme kâne `aleḳaten feḫaleḳa fesevvâ.
Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.
فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ ٣٩
fece`ale minhü-zzevceyni-ẕẕekera vel'ünŝâ.
Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.
أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ ٤٠
eleyse ẕâlike biḳâdirin `alâ ey yuḥyiye-lmevtâ.
Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?