İçeriğe geç
54

Kamer Suresi

القمر

Ayet
55
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
37.
Cüz
27.
Kelime
342
Harf
1.469
Ebced
118.435

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

28–49. ayetler gösteriliyor.

28

وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ ۝٢٨

venebbi'hüm enne-lmâe ḳismetüm beynehüm. küllü şirbim muḥteḍar.

Onlara suyun aralarında paylaştırılacağını haber ver; her içene düşen miktar, hazır kılınmıştır.

Kelimeler
29

فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ ۝٢٩

fenâdev ṣâḥibehüm fete`âṭâ fe`aḳara.

Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar. O da (bıçağı) çekerek (deveyi) kesti.

Kelimeler
30

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ۝٣٠

fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu.

Kelimeler
31

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ ۝٣١

innâ erselnâ `aleyhim ṣayḥatev vâḥideten fekânû keheşîmi-lmuḥteżir.

Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı çalı çırpı kırıntıları gibi kırılıp dökülüverdiler.

Kelimeler
32

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ ۝٣٢

veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

Kelimeler
33

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ ۝٣٣

keẕẕebet ḳavmü lûṭim binnüẕür.

Lût kavmi de uyarıları yalanladı.

Kelimeler
34

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ ۖ نَّجَّيْنَـٰهُم بِسَحَرٍ ۝٣٤

innâ erselnâ `aleyhim ḥâṣiben illâ âle lûṭ. necceynâhüm biseḥar.

Biz de onların üzerlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût ailesini seher vakti kurtardık,

Kelimeler
35

نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ ۝٣٥

ni`metem min `indinâ. keẕâlike neczî men şekera.

Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.

Kelimeler
36

وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ ۝٣٦

veleḳad enẕerahüm baṭşetenâ fetemârav binnüẕür.

(Lût), onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat ikazlara karşı kuşku duydular,

Kelimeler
37

وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ ۝٣٧

veleḳad râvedûhü `an ḍayfihî feṭamesnâ a`yünehüm feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.

Onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).

Kelimeler
38

وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ ۝٣٨

veleḳad ṣabbeḥahüm bükraten `aẕâbüm müsteḳirr.

Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.

Kelimeler
39

فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ ۝٣٩

feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.

"Azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).

Kelimeler
40

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ ۝٤٠

veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

Kelimeler
41

وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ ۝٤١

veleḳad câe âle fir`avne-nnüẕür.

Şüphesiz Firavun ailesine de uyarıcı peygamberler geldi.

Kelimeler
42

كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَـٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ ۝٤٢

keẕẕebû biâyâtinâ küllihâ feeḫaẕnâhüm aḫẕe `azîzim muḳtedir.

Lakin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları çok kuvvetli ve kudretli bir yakalayışla yakaladık. Bu kıssalardan hisseye gelince;

Kelimeler
43

أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُو۟لَـٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ ۝٤٣

eküffâruküm ḫayrum min ülâiküm em leküm berâetün fi-zzübür.

Şimdi sizin kâfirleriniz, onlardan hayırlı mı? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraet mi var?

Kelimeler
44

أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ ۝٤٤

em yeḳûlûne naḥnü cemî`um münteṣir.

Yoksa "Biz birbirimize yardım eden bir topluluğuz." mu diyorlar?

Kelimeler
45

سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ ۝٤٥

seyühzemü-lcem`u veyüvellûne-ddübüra.

Her halde o topluluk bozulacak ve geriye dönüp kaçacaklardır.

Kelimeler
46

بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ ۝٤٦

beli-ssâ`atü mev`idühüm vessâ`atü edhâ veemerr.

Bilakis kıyamet onlara vaad edilen asıl saattir. Saat cidden çok feci ve acıdır.

Kelimeler
47

إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَـٰلٍ وَسُعُرٍ ۝٤٧

inne-lmücrimîne fî ḍalâliv vesü`ur.

Muhakkak ki suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.

Kelimeler
48

يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ ۝٤٨

yevme yüsḥabûne fi-nnâri `alâ vucûhihim. ẕûḳû messe seḳara.

O gün yüzleri üstü ateşte sürüklenecekler, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" (denilecek).

Kelimeler
49

إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَـٰهُ بِقَدَرٍ ۝٤٩

innâ külle şey'in ḫalaḳnâhü biḳader.

Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kadere göre yarattık.

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu