إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ ٧٧
innehû leḳur'ânün kerîm.
O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.
الواقعة
77–96. ayetler gösteriliyor.
إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ ٧٧
innehû leḳur'ânün kerîm.
O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ ٧٩
lâ yemessühû ille-lmüṭahherûn.
Ona temizlenenlerden başkası el süremez.
تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ٨٠
tenzîlüm mir rabbi-l`âlemîn.
(O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
أَفَبِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ ٨١
efebihâẕe-lḥadîŝi entüm müdhinûn.
Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ ٨٢
vetec`alûne rizḳaküm enneküm tükeẕẕibûn.
Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?
فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ ٨٣
felevlâ iẕâ belegati-lḥulḳûm.
Can boğaza dayandığı zaman
وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ ٨٤
veentüm ḥîneiẕin tenżurûn.
Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.
وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَـٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ ٨٥
venaḥnü aḳrabü ileyhi minküm velâkil lâ tübṣirûn.
Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ ٨٦
felevlâ in küntüm gayra medînîn.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz,
تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ ٨٧
terci`ûnehâ in küntüm ṣâdiḳîn.
Onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ ٨٨
feemmâ in kâne mine-lmüḳarrabîn.
Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,
فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ ٨٩
feravḥuv verayḥânüv vecennâtü ne`îm.
Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ ٩٠
veemmâ in kâne min aṣḥâbi-lyemîn.
Eğer O, sağın adamlarından ise,
فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ ٩١
feselâmül leke min aṣḥâbi-lyemîn.
"(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!"
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ ٩٢
veemmâ in kâne mine-lmükeẕẕibîne-ḍḍâllîn.
Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;
فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ ٩٣
fenüzülüm min ḥamîm.
İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ ٩٥
inne hâẕâ lehüve ḥaḳḳu-lyeḳîn.
Kesin gerçek budur işte.
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ٩٦
fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.
Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.