İçeriğe geç
26

Şuarâ Suresi

الشعراء

Ayet
227
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
47.
Cüz
19.
Kelime
1.320
Harf
5.630
Ebced
392.124

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

184–206. ayetler gösteriliyor.

184

وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٨٤

vetteḳu-lleẕî ḫaleḳaküm velcibillete-l'evvelîn.

"O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun."

Kelimeler
185

قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ ۝١٨٥

ḳâlû innemâ ente mine-lmüseḥḥarîn.

Onlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin."

Kelimeler
186

وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَـٰذِبِينَ ۝١٨٦

vemâ ente illâ beşer miŝlünâ vein neżunnüke lemine-lkâẕibîn.

"Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz."

Kelimeler
187

فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ ۝١٨٧

feesḳiṭ `aleynâ kisefem mine-ssemâi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

"Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver."

Kelimeler
188

قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ ۝١٨٨

ḳâle rabbî a`lemü bimâ ta`melûn.

Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.

Kelimeler
189

فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ ۝١٨٩

fekeẕẕebûhü feeḫaẕehüm `aẕâbü yevmi-żżulleh. innehû kâne `aẕâbe yevmin `ażîm.

Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!

Kelimeler
190

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ ۝١٩٠

inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.

Kelimeler
191

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ۝١٩١

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

Kelimeler
192

وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝١٩٢

veinnehû letenzîlü rabbi-l`âlemîn.

Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.

Kelimeler
193

نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ ۝١٩٣

nezele bihi-rrûḥu-l'emîn.

(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi;

Kelimeler
194

عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ ۝١٩٤

`alâ ḳalbike litekûne mine-lmünẕirîn.

Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;

Kelimeler
195

بِلِسَانٍ عَرَبِىٍّ مُّبِينٍ ۝١٩٥

bilisânin `arabiyyim mübîn.

Açık parlak bir Arapça lisan ile.

Kelimeler
196

وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٩٦

veinnehû lefî zübüri-l'evvelîn.

O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.

Kelimeler
197

أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَـٰٓؤُا۟ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ۝١٩٧

evelem yekül lehüm âyeten ey ya`lemehû `ulemâü benî isrâîl.

İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?

Kelimeler
198

وَلَوْ نَزَّلْنَـٰهُ عَلَىٰ بَعْضِ ٱلْأَعْجَمِينَ ۝١٩٨

velev nezzelnâhü `alâ ba`ḍi-l'a`cemîn.

Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.

Kelimeler
199

فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ ۝١٩٩

feḳara'ehû `aleyhim mâ kânû bihî mü'minîn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
200

كَذَٰلِكَ سَلَكْنَـٰهُ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ ۝٢٠٠

keẕâlike seleknâhü fî ḳulûbi-lmücrimîn.

Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

Kelimeler
201

لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ ۝٢٠١

lâ yü'minûne bihî ḥattâ yeravu-l`aẕâbe-l'elîm.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
202

فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ۝٢٠٢

feye'tiyehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.

Kelimeler
203

فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ ۝٢٠٣

feyeḳûlû hel naḥnü münżarûn.

O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir.

Kelimeler
204

أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ ۝٢٠٤

efebi`aẕâbinâ yesta`cilûn.

(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.

Kelimeler
205

أَفَرَءَيْتَ إِن مَّتَّعْنَـٰهُمْ سِنِينَ ۝٢٠٥

eferaeyte im metta`nâhüm sinîn.

Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,

Kelimeler
206

ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُوا۟ يُوعَدُونَ ۝٢٠٦

ŝümme câehüm mâ kânû yû`adûn.

Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu