وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ ٥٠
vemâ emrunâ illâ vâḥidetün kelemḥim bilbeṣar.
Buyruğumuz yalnız bir tekdir, göz açıp yumma gibidir.
القمر
50–55. ayetler gösteriliyor.
وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ ٥٠
vemâ emrunâ illâ vâḥidetün kelemḥim bilbeṣar.
Buyruğumuz yalnız bir tekdir, göz açıp yumma gibidir.
وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ ٥١
veleḳad ehleknâ eşyâ`aküm fehel mim müddekir.
Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Öğüt alan yok mudur?
وَكُلُّ شَىْءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ ٥٢
veküllü şey'in fe`alûhü fi-zzübür.
İşledikleri her şey, kitaplarda mevcuttur.
وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسْتَطَرٌ ٥٣
veküllü ṣagîriv vekebîrim müsteṭar.
Küçük, büyük hepsi satır satır yazılmıştır.
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَنَهَرٍ ٥٤
inne-lmütteḳîne fî cennâtiv veneher.
Takva sahipleri cennetlerde, nur içindedirler.
فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍۭ ٥٥
fî maḳ`adi ṣidḳin `inde melîkim muḳtedir.
Güçlü padişahın huzurunda doğruluk koltuklarındadırlar.