İçeriğe geç
26

Şuarâ Suresi

الشعراء

Ayet
227
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
47.
Cüz
19.
Kelime
1.320
Harf
5.630
Ebced
392.124

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

137–159. ayetler gösteriliyor.

137

إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٣٧

in hâẕâ illâ ḫulüḳu-l'evvelîn.

"Bu sırf eskilerin âdetidir."

Kelimeler
138

وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ ۝١٣٨

vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.

"Biz azaba uğratılacak da değiliz."

Kelimeler
139

فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَـٰهُمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ ۝١٣٩

fekeẕẕebûhü feehleknâhüm. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.

Kelimeler
140

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ۝١٤٠

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

Kelimeler
141

كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ ۝١٤١

keẕẕebet ŝemûdü-lmürselîn.

Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

Kelimeler
142

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَـٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ ۝١٤٢

iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm ṣâliḥun elâ tetteḳûn.

Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

Kelimeler
143

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ۝١٤٣

innî leküm rasûlün emîn.

"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

Kelimeler
144

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ۝١٤٤

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

Kelimeler
145

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝١٤٥

vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.

"Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."

Kelimeler
146

أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَـٰهُنَآ ءَامِنِينَ ۝١٤٦

etütrakûne fî mâ hâhünâ âminîn.

"Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"

Kelimeler
147

فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ۝١٤٧

fî cennâtiv ve`uyûn.

"Bahçelerin, pınarların içinde,"

Kelimeler
148

وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ ۝١٤٨

vezürû`iv venaḫlin ṭal`uhâ heḍîm.

"Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,"

Kelimeler
149

وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا فَـٰرِهِينَ ۝١٤٩

vetenḥitûne mine-lcibâli büyûten fârihîn.

Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz."

Kelimeler
150

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ۝١٥٠

fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

"Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin."

Kelimeler
151

وَلَا تُطِيعُوٓا۟ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ ۝١٥١

velâ tüṭî`û emra-lmüsrifîn.

"Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın."

Kelimeler
152

ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ ۝١٥٢

elleẕîne yüfsidûne fi-l'arḍi velâ yuṣliḥûn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
153

قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ ۝١٥٣

ḳâlû innemâ ente mine-lmüseḥḥarîn.

"Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!"

Kelimeler
154

مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ ۝١٥٤

mâ ente illâ beşerum miŝlünâ. fe'ti biâyetin in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

"Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir."

Kelimeler
155

قَالَ هَـٰذِهِۦ نَاقَةٌ لَّهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ۝١٥٥

ḳâle hâẕihî nâḳatül lehâ şirbüv veleküm şirbü yevmim ma`lûm.

Salih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi.

Kelimeler
156

وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ ۝١٥٦

velâ temessûhâ bisûin feye'ḫuẕeküm `aẕâbü yevmin `ażîm.

"Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir."

Kelimeler
157

فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا۟ نَـٰدِمِينَ ۝١٥٧

fe`aḳarûhâ feaṣbeḥû nâdimîn.

Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.

Kelimeler
158

فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ ۝١٥٨

feeḫaẕehümü-l`aẕâb. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.

Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.

Kelimeler
159

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ۝١٥٩

veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.

Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu