İçeriğe geç
37

Sâffât Suresi

الصافات

Ayet
182
İndiği yer
Mekkî
İniş sırası
56.
Cüz
23.
Kelime
865
Harf
3.899
Ebced
259.831

Mushaf'ta aç Surenin tamamı

154–182. ayetler gösteriliyor.

154

مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ ۝١٥٤

mâ leküm. keyfe taḥkümûn.

Size ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz?

Kelimeler
155

أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ۝١٥٥

efelâ teẕekkerûn.

Hiç düşünmüyor musunuz?

Kelimeler
156

أَمْ لَكُمْ سُلْطَـٰنٌ مُّبِينٌ ۝١٥٦

em leküm sülṭânüm mübîn.

Yoksa sizin için açık bir delil mi var?

Kelimeler
157

فَأْتُوا۟ بِكِتَـٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ ۝١٥٧

fe'tû bikitâbiküm in küntüm ṣâdiḳîn.

O halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı.

Kelimeler
158

وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ ۝١٥٨

vece`alû beynehû vebeyne-lcinneti nesebâ. veleḳad `alimeti-lcinnetü innehüm lemuḥḍarûn.

Onlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir.

Kelimeler
159

سُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ ۝١٥٩

sübḥâne-llâhi `ammâ yeṣifûn.

Allah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir.

Kelimeler
160

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ۝١٦٠

illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

Fakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar).

Kelimeler
161

فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ ۝١٦١

feinneküm vemâ ta`büdûn.

Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız.

Kelimeler
162

مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَـٰتِنِينَ ۝١٦٢

mâ entüm `aleyhi bifâtinîn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
163

إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ ۝١٦٣

illâ men hüve ṣâli-lceḥîm.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
164

وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ ۝١٦٤

vemâ minnâ illâ lehû meḳâmüm ma`lûm.

(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler.

Kelimeler
165

وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ ۝١٦٥

veinnâ lenaḥnu-ṣṣâffûn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
166

وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ ۝١٦٦

veinnâ lenaḥnü-lmüsebbiḥûn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
167

وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ ۝١٦٧

vein kânû leyeḳûlûn.

(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk."

Kelimeler
168

لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٦٨

lev enne `indenâ ẕikram mine-l'evvelîn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
169

لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ۝١٦٩

lekünnâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
170

فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ۝١٧٠

fekeferû bih. fesevfe ya`lemûn.

Fakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir.

Kelimeler
171

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ ۝١٧١

veleḳad sebeḳat kelimetünâ li`ibâdine-lmürselîn.

Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir."

Kelimeler
172

إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ ۝١٧٢

innehüm lehümü-lmenṣûrûn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
173

وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَـٰلِبُونَ ۝١٧٣

veinne cündenâ lehümü-lgâlibûn.

↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.

Kelimeler
174

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ ۝١٧٤

fetevelle `anhüm ḥattâ ḥîn.

Onun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

Kelimeler
175

وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ۝١٧٥

veebṣirhüm fesevfe yübṣirûn.

Onlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir.

Kelimeler
176

أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ ۝١٧٦

efebi`aẕâbinâ yesta`cilûn.

Ya şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?

Kelimeler
177

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ ۝١٧٧

feiẕâ nezele bisâḥatihim fesâe ṣabâḥu-lmünẕerîn.

Fakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür!

Kelimeler
178

وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ ۝١٧٨

vetevelle `anhüm ḥattâ ḥîn.

Yine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

Kelimeler
179

وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ۝١٧٩

veebṣir fesevfe yübṣirûn.

(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir.

Kelimeler
180

سُبْحَـٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ۝١٨٠

sübḥâne rabbike rabbi-l`izzeti `ammâ yeṣifûn.

Senin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir.

Kelimeler
181

وَسَلَـٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ ۝١٨١

veselâmün `ale-lmürselîn.

Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun.

Kelimeler
182

وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ۝١٨٢

velḥamdü lillâhi rabbi-l`âlemîn.

Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

Kelimeler

Okuma ayarları

Arapça yazı boyutu
Meal
Satır altı kelime meali
Okunuş (Latin harfleriyle)
Görünüm
Öneri kutusu