نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ ١
nûn. velḳalemi vemâ yesṭurûn.
Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun.
القلم
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
1–15. ayetler gösteriliyor.
نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ ١
nûn. velḳalemi vemâ yesṭurûn.
Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun.
مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ ٢
mâ ente bini`meti rabbike bimecnûn.
Sen Rabbinin nimetiyle mecnun değilsin.
وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ ٣
veinne leke leecran gayra memnûn.
Kuşkusuz senin için tükenmez bir ecir var.
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ ٤
veinneke le`alâ ḫulüḳin `ażîm.
Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ ٧
inne rabbeke hüve a`lemü bimen ḍalle `an sebîlih. vehüve a`lemü bilmühtedîn.
Doğrusu Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir. Hidayete ereni de en iyi bilen O'dur.
فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٨
felâ tüṭi`i-lmükeẕẕibîn.
O halde, yalanlayıcılara itaat etme.
وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ ٩
veddû lev tüdhinü feyüdhinûn.
Onlar istediler ki yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ ١٠
velâ tüṭi` külle ḥallâfim mehîn.
Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık,
هَمَّازٍ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍ ١١
hemmâzim meşşâim binemîm.
Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,
مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ ١٢
mennâ`il lilḫayri mü`tedin eŝîm.
Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr,
عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ ١٣
`utüllim ba`de ẕâlike zenîm.
Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı,
أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ ١٤
en kâne ẕâ mâliv vebenîn.
Mal ve oğulları var diye (böyle davranır).
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ١٥
iẕâ tütlâ `aleyhi âyâtünâ ḳâle esâṭîru-l'evvelîn.
Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der.