مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ ٢٠٧
mâ agnâ `anhüm mâ kânû yümette`ûn.
O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.
الشعراء
207–227. ayetler gösteriliyor.
مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ ٢٠٧
mâ agnâ `anhüm mâ kânû yümette`ûn.
O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.
وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ ٢٠٨
vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ lehâ münẕirûn.
Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ ٢٠٩
ẕikrâ. vemâ künnâ żâlimîn.
(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.
وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ ٱلشَّيَـٰطِينُ ٢١٠
vemâ tenezzelet bihi-şşeyâṭîn.
Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.
وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ ٢١١
vemâ yembegî lehüm vemâ yesteṭî`ûn.
Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.
إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ ٢١٢
innehüm `ani-ssem`i lema`zûlûn.
Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ ٢١٣
felâ ted`u me`a-llâhi ilâhen âḫara fetekûne mine-lmü`aẕẕebîn.
O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ ٱلْأَقْرَبِينَ ٢١٤
veenẕir `aşîrateke-l'aḳrabîn.
(Önce) en yakın hısımlarını uyar.
وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٢١٥
vaḫfiḍ cenâḥake limeni-ttebe`ake mine-lmü'minîn.
Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ ٢١٦
fein `aṣavke feḳul innî berîüm mimmâ ta`melûn.
Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım."
وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ ٢١٧
vetevekkel `ale-l`azîzi-rraḥîm.
Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
ٱلَّذِى يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ ٢١٨
elleẕî yerâke ḥîne teḳûm.
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
وَتَقَلُّبَكَ فِى ٱلسَّـٰجِدِينَ ٢١٩
veteḳallübeke fi-ssâcidîn.
Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)
إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ ٢٢٠
innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.
Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.
هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَـٰطِينُ ٢٢١
hel ünebbiüküm `alâ men tenezzelü-şşeyâṭîn.
Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ ٢٢٢
tenezzelü `alâ külli effâkin eŝîm.
Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.
يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَـٰذِبُونَ ٢٢٣
yülḳûne-ssem`a veekŝeruhüm kâẕibûn.
Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ ٢٢٤
veşşu`arâü yettebi`uhümü-lgâvûn.
Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.
أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِى كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ ٢٢٥
elem tera ennehüm fî külli vâdiy yehîmûn.
Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ ٢٢٦
veennehüm yeḳûlûne mâ lâ yef`alûn.
↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ ۗ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ ٢٢٧
ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veẕekerü-llâhe keŝîrav venteṣarû mim ba`di mâ żulimû. veseya`lemü-lleẕîne żalemû eyye münḳalebiy yenḳalibûn.
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.