فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ ١٢٧
fekeẕẕebûhü feinnehüm lemuḥḍarûn.
Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır.
الصافات
127–153. ayetler gösteriliyor.
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ ١٢٧
fekeẕẕebûhü feinnehüm lemuḥḍarûn.
Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır.
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ١٢٨
illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna.
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ ١٢٩
veteraknâ `aleyhi fi-l'âḫirîn.
Ona da sonrakiler içinde şunu bıraktık:
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ١٣١
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ١٣٢
innehû min `ibâdine-lmü'minîn.
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
وَإِنَّ لُوطًا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ١٣٣
veinne lûṭal lemine-lmürselîn.
Şüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir.
إِذْ نَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ ١٣٤
iẕ necceynâhü veehlehû ecme`în.
Hani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık.
إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ ١٣٥
illâ `acûzen fi-lgâbirîn.
Ancak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç.
ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ ١٣٦
ŝümme demmerne-l'âḫarîn.
Sonra diğerlerini helak etmiştik.
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ ١٣٧
veinneküm letemürrûne `aleyhim muṣbiḥîn.
Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz?
وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ ١٣٨
vebilleyl. efelâ ta`ḳilûn.
↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ١٣٩
veinne yûnüse lemine-lmürselîn.
Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir.
إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ ١٤٠
iẕ ebeḳa ile-lfülki-lmeşḥûn.
Hani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı.
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ ١٤١
fesâheme fekâne mine-lmüdḥaḍîn.
(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu.
فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ ١٤٢
felteḳamehü-lḥûtü vehüve mülîm.
Derken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu.
فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ ١٤٣
felevlâ ennehû kâne mine-lmüsebbiḥîn.
Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ ١٤٤
lelebiŝe fî baṭnih ilâ yevmi yüb`aŝûn.
↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.
۞ فَنَبَذْنَـٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ ١٤٥
fenebeẕnâhü bil`arâi vehüve seḳîm.
Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık.
وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِّن يَقْطِينٍ ١٤٦
veembetnâ `aleyhi şeceratem miy yaḳṭîn.
Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.
وَأَرْسَلْنَـٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ ١٤٧
veerselnâhü ilâ mieti elfin ev yezîdûn.
Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik.
فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَـٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ ١٤٨
feâmenû femetta`nâhüm ilâ ḥîn.
O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık.
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ ١٤٩
festeftihim elirabbike-lbenâtü velehümü-lbenûn.
Şimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı?
أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ إِنَـٰثًا وَهُمْ شَـٰهِدُونَ ١٥٠
em ḫalaḳne-lmelâikete inâŝev vehüm şâhidûn.
Yoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış?
أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ ١٥١
elâ innehüm min ifkihim leyeḳûlûn.
Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar.
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَـٰذِبُونَ ١٥٢
velede-llâhü veinnehüm lekâẕibûn.
↑ Bu ayet, yukarıdaki ayetle birlikte çevrilmiştir.
أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ ١٥٣
aṣṭafe-lbenâti `ale-lbenîn.
(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş?